Gözaltına alınan kadınlar için İzmir’de dayanışma eylemi

  • 19:29 7 Nisan 2021
  • Güncel
 
İZMİR - Diyarbakır’da muhabirimiz Beritan Canözer’in de aralarında bulunduğu 22 kadının gözaltına alınmasına ve Denizli’de 4 göçmenin gözaltı kararını protesto etmek için bir araya gelen kadınlar, iktidarın yine önce Kürt kadınları hedef aldığına işaret ederek, “Gücümüzü birlikteliğimizden ve dayanışmamızdan alıyoruz, birlikte güçlüyüz” dedi. 
 
Kadınlar Birlikte Güçlü İzmir, Diyarbakır’da Rosa Kadın Derneği’ne ve birçok eve yapılan baskınlarda aralarında muhabirimiz Beritan Canözer’in de bulunduğu 22 kadının gözaltına alınmasını, Denizli’de 4 göçmenin “gözetim altına alınarak” haklarında sınır dışı edilme kararı verilmesini ve İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesini protesto etmek amacıyla Karşıyaka İskelesi karşısında bir araya geldi. Kadınlar “Kadınlar Birlikte Güçlü” ve “Gözaltılar serbest bırakılsın. Kadınları değil katilleri yargıla. Kadın mücadelesi engellenemez” pankartlar taşırken, “Jin jiyan azadî”, “Kadınlar birlikte güçlü”, “Susmuyoruz, korkmuyoruz, itaat etmiyoruz” sloganları attı. Basın açıklamasını kadınlar adına Mehtap Alişan ve Müberra Ünsal okudu.
 
‘Sözleşme’nin geri çekilmesi hukuksuzdur’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin kabul edildiği yıl ve sonrasında kadın katliamlarının yarıya indiği ifade edilen açıklamada, bunda kadından yana tutum izlenmesinin ve 6284 sayılı yasa için yapılan hazırlıkların sık sık kamuoyunda gündeme gelmesinin etkili olduğu belirtildi. AKP ve MHP’nin kullandığı cinsiyetçi dilin keskinleştikçe kadın kazanımlarına saldırıların da sertleştiği ve 20 Mart gecesi Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği vurgulanan açıklamada, “Bu haberin ertesi günü 6 kız kardeşimiz sırtını iktidarın cezasızlık politikalarına yaslayan erkekler tarafından katledildi. Saldırılara karşı sokakları terk etmeyen kadınlar, bir kez daha direnişi kuşandı ve alanlarda hem haklarına hem de hayatlarına sahip çıkıyor. Sözleşme’nin geri çekilmesi hukuksuzdur” denildi.
 
‘Amaç derneğin faaliyetlerini engellemek’
 
Kadınların örgütlülüğüne karşı AKP-MHP ittifakının bu gücü bölmek kaygısıyla kendi milli feminizmini ilan ettiği ifade edilen açıklamada, kadın mücadelesinin erkek egemen zihniyetin güdümünde olmaması gerektiği belirtildi. Açıklamada, “Bu da yetmedi. 10 Nisan'da ‘İstanbul Sözleşmesi bizimdir’ demek için kadınlara sokağa çıkma çağrısı yapan Rosa Kadın Derneği'ne 5 Nisan günü sabaha karşı kapısı kırılarak baskın yapıldı. Tüm evrak ve dokümanlarına el konuldu. Oysaki yakın zamanda dernek zaten rutin denetimden geçecekti. Amaç neydi? Derneği ve faaliyetlerini terörize etmek, eylem ve etkinliklerini engellemek. Bir yandan da eşzamanlı ev baskınları yaparak 22 kız kardeşimizi gözaltına aldı ve dosyaya gizlilik kararı koydu. Çünkü açıklayacağı gerekçeler suç kapsamına girmiyordu. Kadın katilleri elini kolunu sallayarak sokakta cinayet işlemeye devam ederken, yaşatmayı esas alan faaliyetleri suç saymak kamuoyu nezdinde biraz zorlayıcı olabilirdi” ifadeleri kullanıldı.
 
‘Yine ilk hedef Kürt kadınlar oldu’
 
Gözaltına alınanların kadınların ölmemesi, şiddet, taciz, tecavüz, istismarın önüne geçilmesi için mücadele ettiğinin altı çizilen açıklamada, “Ama erkek egemen iktidar toplumda ırkçılık politikalarıyla yol alacaklarına güvendiği için saldırıya her zaman Kürtler tarafından başlamanın işe yarayacağını düşündü. Bu yüzden ilk hedef yine Kürt kadınları oldu” sözleri yer aldı.
 
‘İranlı göçmenler yalnız değildir’
 
Denizli'de “İstanbul Sözleşmesi'nden Vazgeçmiyoruz” eylemine katıldıkları gerekçesiyle 4 İranlı göçmenin “kamu düzenini bozmak” gerekçesiyle gözaltına alınarak haklarında sınır dışı edilme kararı verildiğine işaret edilen açıklamada, “İktidarın ırkçı, ayrımcı ve kadın düşmanı yaklaşımı burada bir kez daha karşımıza çıkıyor. Kadın mücadelesi, yaşam mücadelesi yürüttüğü için baskı, zulüm gören hiçbir kızkardeşimiz yalnız değildir, direnişleri direnişimizdir. Kadın mücadelesi evrenseldir dili, inancı, rengi ne olursa olsun” denildi.
 
Kadınlar erkek egemen saldırıların kadınların birliğini bozamayacağını ifade ederek, “Şiddetsiz, özgür, eşit ve demokratik bir yaşamı inşa edinceye kadar, bir kişi daha eksilmeyene kadar mücadele etmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Gücümüzü birlikteliğimizden ve dayanışmamızdan alıyoruz, birlikte güçlüyüz” mesajı verdi.
 
Açıklama sloganlarla sona erdi.