‘Suçlular çıkarılırken kadını koruyan adımlar atılmıyor’

  • 09:14 8 Nisan 2020
  • Hukuk
Dilan Babat
 
ANKARA - İnfaz düzenleme paketinde salgın nedeniyle tutuklular bırakılırken eş zamanlı olarak kadını koruyan tedbirler alınmadığını belirten Avukat Sevinç Hocaoğulları, “Kadın hareketinin baskısı ile genel anlamda cinsel saldırı, cinsel istismar, kasten öldürme suçları ‘örtülü af’ kapsamına alınmazken, diğer suçlar meclis gündemine geliyor veya açık cezaevinden izinli ayrılacak hükümlülere ilişkin düzenleme yapılırken kadınların korunmasına ilişkin tedbirler alınmıyor” dedi. 
 
AKP ve MHP’nin ortak hazırlayıp Meclis’e sunduğu infaz düzenlemesinde değişiklik öngören ve Meclis Adalet Komisyonu’nda kabul edilen 70 maddelik “Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun teklifi” Meclis Genel Kurul’da görüşülmeye başlandı. Birçok kesimin ‘eşitsiz’ olarak kabul ettiği pakette ‘terör’ olarak kabul edilen suçlar kapsam dışı bırakılırken, ‘uyuşturucu ticareti’, ‘cinsel istismar’, ‘kastan öldürme’ suçlarında da indirim yapılmayacağı belirtiliyor. Ancak hukukçular,  teklifteki maddelerin kadını korumaya yönelik olmadığına dikkat çekiyor. 
 
Avukat Sevinç Hocaoğulları infaz paket düzenlemesinin neler getireceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Salgını kendisine kalkan yaparak parça başı bir düzenleme yapıyor’ 
 
Cezaevlerine dair atılması gereken pek çok acil adımın teklifte yer almadığını, yer alanların ise ayrımcı bir biçimde düzenlendiğini belirten Sevinç, “Örneğin sadece siyasi iktidara muhalif oldukları gerekçesiyle hapishanelerde bulunan siyasetçiler, gazeteciler ‘terör’ suçlusu denilerek düzenleme dışı bırakılıyor.  Yasa teklifine ilişkin en genel anlamda değerlendirme yapılacak olursa, iktidar her zamanki yasa yapma mantığı ile demokratik bir tartışma ortamı yaratmadan, salgını kendine kalkan yaparak tüm toplumu ilgilendiren bir konuda sürecin taraflarının kendisini ifade etmesine olanak sağlamadan, bütünsellikten uzak parça başı bir düzenleme yapıyor” dedi. 
 
‘Kadınları koruyacak adımlar atılmıyor’ 
 
Teklifin kadına yönelik şiddet ve çocuk istismarı faillerine “örtülü af getirilip getirilmeyeceği” tartışmalarıyla gündeme geldiğini hatırlatan Sevinç, “Meclise sunulduğunda gördük ki her iki başlıkta toplumun farklı kesimlerince dile getirilen beklentileri karşılamıyor. Kadına yönelik şiddeti engelleyecek bütünlüklü bir yaklaşımın ürünü olmadığı için, kadınlara yönelik yaygın olarak işlenen kimi suçlar teklif kapsamında yer alabiliyor veya özellikle açık cezaevlerinde bulunan hükümlülere salgın nedeniyle ‘izin’ verilirken, düzenlemeyle eş zamanlı kadınları şiddetten koruyacak adımlar atılmıyor” dedi. 
 
‘Açık cezaevi infazı doğrudan kadınları etkiliyor’
 
Koronavirüs salgınından kaynaklı tutukluların sağlıkları koruma altına alındığı gibi kadına ve çocuğa yönelik suçlarda mağdurların güvenliğinin sağlanması gerektiğini vurgulayan Sevinç şöyle devam etti: “Yargı paketinden kadına yönelik şiddet suçlarının failleri nasıl etkilenecek diye baktığımızda en genel anlamda ‘kasten öldürme’, ‘cinsel istismar’, ‘cinsel saldırı’ gibi suçların infazında bir değişikliğe gidilmiyor. Ancak pek çok hak savunucusu meslektaşımızın ve kadın örgütlerinin dile getirdiği üzere ceza kanununda ‘kadına yönelik şiddet suçları’ diye bir tanımlama yok. Bu nedenle örneğin cezaların doğrudan açık ceza evinde infazına ilişkin değişiklik esasında kadınları etkiliyor.  Örneğin doğrudan açık cezaevinde infaz edilecek cezalara baktığımızda eski haliyle kasıtlı bir suçtan 2 yıl ve daha az hapis cezası alanların cezası doğrudan açık cezaevinde infaz edilebilecekken, teklif ile ceza sınırı 3 yıla çekiliyor. Böylece cezasını doğrudan açık cezaevinde çekeceklerin sınırı genişletiliyor. Değişiklikte her ne kadar  ‘cinsel dokunulmazlığa karşı işlenen suçlar’ ve birden fazla kez suç işleyenler kapsam dışı bırakılsa ‘kasten yaralama’, kadınlara yönelik psikolojik şiddetin biçimlerinden ‘özel hayatın gizliliğinin ihlali’, ‘tehdit’ gibi suçlardan verilen cezalar kapsama girdiğinden değişiklik kadına yönelik şiddet faillerinin infaz koşullarının iyileştirmesi, bu suç tipleri yönünden cezanın doğrudan açık cezaevinde infazı anlamına gelebiliyor. Ve kısa sürede daha kadına yönelik suç failinin izinlerini alarak evlerine dönmesi demek. Yine teklif ile İnfaz Kanununa eklenen geçici 9. Maddenin 5. Fıkrası ile açık cezaevinde bulunan hükümlülerin veya denetimli serbestlikten faydalanan hükümlülerin 31.05.2020 tarihine kadar izinli sayılmaları düzenlenip, iki aylık izin süresinin en fazla 3 kez uzatılabileceği belirtiliyor. Salgın nedeniyle tedbiren izin düzenlemesi getirilmekteyse de izin sürecinde kadınları ve çocukları güvence altına alacak tedbirlere ilişkin herhangi bir düzenleme yapılmamıştır. Aksine bildiğiniz üzere HSK kararı ile 6284 sayılı Kanun dahi salgın sürecinde uygulanmaz hale getirilmek isteniyor.” 
 
‘İktidar bu süreçte koruma mekanizmalarını etkisizleştiriyor’
 
Ceza Kanunu ve İnfaz Kanunu'nda önemli değişiklikler yapan yasanın toplamda bütüncül bir yaklaşımdan uzak olduğunu, dili ve tekniği bakımdan da anlaşılır olmadığını ifade eden Sevinç, “Kadına yönelik şiddeti engelleyecek düzenlemeler yapmayı amaçlamıyorlar. Kadın hareketinin baskısı ile genel anlamda cinsel saldırı, cinsel istismar, kasten öldürme suçları ‘örtülü af’ kapsamına alınmazken, kadına yönelen diğer suçlar teklif kapsamında meclis gündemine geliyor. Veya açık cezaevinden izinli ayrılacak hükümlülere ilişkin düzenleme yapılırken kadınların şiddetten korunmasına ilişkin tedbirler alınmıyor. Kadına yönelik şiddetin engellenmesi konusunda niyet okuma aşamalarını geçtik çünkü kadınlar açısından ‘ev içinde’ bir yaşam savaşı sürüyor ve salgın sürecinde daha açık görüldüğü üzere iktidar bu süreçte erkek şiddeti karşısında kadınları korumasız bırakıyor var olan koruma mekanizmalarını ise etkisizleştiriyor” sözlerini kullandı. 
 
 ‘HSK’nın kararı kadın katliamların yolunu açıyor’
 
Ülke çapında salgın riskine karşı alınan tedbirler kapsamında yargılama faaliyetlerine ilişkin HSK’nin aldığı kararla “6284 Sayılı Kanun kapsamında verilen tedbir kararlarının yükümlülerin koronavirüs kapsamında sağlığını tehdit etmeyecek şekilde değerlendirilmesi gerektiği” açıklamasını hatırlatan Sevinç, “HSK'nın bu açıklamaları açıkça kadın katliamlarının yolunun açıldığını gösteriyor. Bir kurul düşünelim, 13 üyeli, Adalet Bakanı Kurula başkanlık ediyor. 13 üyeden yalnızca biri kadın. Bu kurul salgınla ilgili tedbirler almak üzere toplanıyor ve salgın sürecinde 6284 Sayılı Kanun kapsamındaki tedbirlerin alınmasını engelleyecek bir karar alıyor. Eril zihniyetin ürünü olan bu karar eril şiddetle suç ortaklığı anlamına geliyor” dedi. 
 
‘Kadınlar arasında dayanışma ağları örülüyor’
 
Kadın avukatlar ve kadın örgütlerinin bu kararın geri çekilmesi ve HSK’nin İstanbul Sözleşmesi kapsamında hakimlere ve savcılara yükümlülüklerini hatırlatması çağrısı yaptığını belirten Sevinç, HSK’nin henüz bu yönde bir karar almadığını da söyledi. Sevinç, HSK üyelerinin bu karar ile koruma tedbirlerinden yoksun bırakılacak kadınların maruz kalacakları şiddetin sorumlusu olacaklarını vurguladı. 
 
Salgın sürecinin kadın hareketinin “eve kapanmasına” neden olmadığını, kadınların dayanışma ağlarını örmeye devam ettiğini hatırlatan Sevinç, “6284 sayılı Kanunu uygulanır kılacak, mahalle karakolunu şiddete karşı gerekli tedbirleri almaya mecbur kılacak, infaz paketinin olumsuzluklarını engelleyecek olan da bu dayanışmanın büyütülerek sürdürülmesi” dedi.