‘İran, İtalya ve Türkiye gibi yatıştırıcı yöntem deneyen ülkelerde risk daha büyük’

  • 09:21 22 Mart 2020
  • Sağlık
Ayşe Güney
 
DİYARBAKIR - Sağlık emekçisi Gülizar İpek, devletlerin koronavirüs salgını ile baskılama ve yatıştırma olarak iki çeşit yöntemle mücadele ettiklerini belirterek, İran, İtalya ve Türkiye gibi yatıştırıcı yöntem deneyen ülkelerde riskin daha da büyüyebileceği uyarısında bulundu.
 
Koronavirüs salgını giderek yayılmaya devam ediyor. Dünya genelinde yaşamını yitirenlerin sayısı 11 bin 399’a yükselirken,  İtalya 4 bin 32 ölümle salgının başladığı Çin’deki yaşamını yitirenlerin sayısını geçti. Öte yandan dünya genelinde vaka sayısı ise 275 bin 429’a ulaştı. Bu vahim tablo içerisinde Türkiye’de de durum gün geçtikçe daha tedirginlik verecek noktaya evriliyor. Türkiye’de son yapılan açıklamalara göre yaşamını yitirenlerin sayısı 21’e vaka sayısı ise 947’e yükseldi. 
 
Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) üyesi sağlık emekçisi Gülizar İpek, tüm dünyayı etkisi altına alan ve küresel bir sorun haline gelen koronavirüs salgını için hükümetin sermayeyi değil halkı önceleyen politikalar ile yerinde ve herkesin ulaşabileceği sağlık koşullarını oluşturması gerektiğini belirtti.
 
‘Koronavirüs ile mücadelede baskılama ve yatıştırma diye iki yöntem var’
 
Koronavirüsü’nün önüne geçmek için iki yöntem olduğuna dikkat çeken Gülizar, “İlk olarak Çin'de ortaya çıkan Covid-19 salgını, ne yazık ki dünyanın birçok ülkesine yayılmış ve her gün binlerce insanın ölümüne neden olmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü tarafından pandemi olarak ilan edildikten sonra birçok ülke salgını önlemek için önlemler almaya başladı. Genel olarak, koronavirüs ile mücadelede baskılama (suppression) ve yatıştırma (mitigation) olmak üzere iki yöntem vardır” dedi.
 
‘Devletler sermayeyi değil halkın sağlığını düşünmeliler’
 
İran ve İtalya gibi kimi ülkelerin ekonomik gerekçelerle yatıştırma yöntemini uyguladığına dikkat çeken Gülizar,  bu yöntemle milyonlarca insanın hayatını kaybetme riskiyle karşı karşıya kaldığını belirterek şunları ifade etti:  “Vakaların ilk çıktığı Çin ile Japonya, Güney Kore ve Singapur gibi ülkeler bütün ekonomik faaliyetleri askıya alarak, yüksek seviyelerde testler yaparak ve sosyal teması azaltmak için yurtiçi ve dışı seyahatleri durdurma ve sokağa çıkma yasağı gibi karantina kararlarını uygulayarak salgını baskılamayı başardılar. İran ve İtalya gibi bazı ülkeler ise binlerce insanın ölmesi pahasına da olsa, ekonomiyi bozmamak adına serbest dolaşımı kısıtlamayarak ve toplumun virüsle hastalığı geçirerek sürü bağışıklığı (herd immunity) kazanmalarını bekleyerek yatıştırma yöntemini benimsedi.” 
 
‘On binlerce insanın öleceğini öngörmek yanlış olmayacaktır’
 
Türkiye’nin acilen insanı esas alan önlemler alması gerektiğinin altını çizen Gülizar, “Türkiye'nin de az test yapması ve serbest dolaşımı kısıtlamaması nedeniyle adı konulmamış bir yatıştırma yöntemi uyguladığı ortadadır. Ancak, Türkiye'nin KHK'ler ile ihraç edilenlerden sonra yetersiz hale gelen sağlık işgücünü ve halihazırda bile eksik olan yoğun bakım yatak sayısını düşününce, alınan bu karar nedeniyle binlerce hatta on binlerce insanın öleceğini öngörmek yanlış olmayacaktır. Türkiye'nin geç olmadan, hızlı bir şekilde sermaye yerine insanı koruyan politikaları benimsemesi ve daha çok test yapma, yerinde izolasyon ve seyahatleri kısıtlama gibi önlemleri alması gerekmektedir” diye belirtti.
 
‘Hastanelerde uygun elbise, maske, dezenfektan yetersiz’
 
Artacak hasta sayısı nedeniyle iş yükü daha da ağır hale gelecek olan sağlık emekçilerinin sağlık ve güvenliklerinin korunmasının da ayrı bir önem arz ettiğini söyleyen Gülizar, “Maalesef, risk grubu olarak kabul edilen birçok sağlık emekçisi salgınlar döneminde hastalanmakta ve ölmektedir. Birçok hastanede uygun elbise ve maske gibi kişisel koruyucu donanımların ve dezenfektan gibi koruyucu malzemelerin temin edilmediği bilinmektedir. Hastalara müdahale eden sağlık emekçilerinin yaşam ve çalışma koşullarının iyileştirilmesi ve ihtiyaçları olan malzemelerin temin edilmesi hayati derecede önemlidir” diye konuştu.
 
‘Kendimizi korumak ayrıca toplumun sağlığını korumak demek’
 
Türkiye'nin politikasını değiştirmemesi durumunda yatıştırma süresinin en az 5 ay süreceği tahmin edildiğini vurgulayan Gülizar, kişinin kendisini korumasının toplum sağlığını korumak olacağını belirtti. Gülizar, son olarak halkın alması gereken önlemleri şöyle sıraladı: “İnsanların mümkün oldukça kalabalık ortamlara girmemeleri ve hatta dışarı çıkmamaları, hasta kişilerle temas etmekten kaçınmaları, özellikle öksürük ve hapşırma şikayeti olan kişilerden en az bir metre uzakta duracak şekilde sosyal mesafelerini korumaları, sık sık ellerini yıkamaları ve ellerini yıkamadan ağız, burun ve gözlerine dokunmamaları, yeterli ve dengeli beslenmeleri ve ateş, öksürük ve nefes darlığı şikâyetleri olduğunda hemen bir sağlık kurumuna başvurmaları sağlıklarını korumalarında ve salgının kontrol edilmesinde elzemdir. İnsanlığın kısa sürede bu salgından kurtulması umuduyla, sağlıklı günlere.”