‘Yaşatırken yaşamak da istiyoruz’

  • 09:06 26 Haziran 2020
  • Sağlık
DİYARBAKIR - Sağlık emekçileri, hemşire Bedia Menteşe’nin şüpheli şekilde yaşamını yitirmesinin ardından tekrar gündeme gelen sağlık alanındaki ağır çalışma koşullarına karşı, “Yaşatırken yaşamak da istiyoruz, ölmek istemiyoruz” dedi.
 
Diyarbakır Dicle Üniversitesi Hastanesi Hematoloji Bölümü çalışanı hemşire Bedia Menteşe’nin şüpheli ölümünün ardından sağlık emekçilerinin çalışma koşulları bir kez daha gündeme geldi. Zor koşullar altında çalışılan sağlık alanında, sağlıkçılar bir çalışma arkadaşlarının daha yaşamını yitirmesini istemediklerini dile getirdi. 
 
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Diyarbakır Şubesi Yönetim Kurulu üyesi Gönül Adıbelli ile Şube Kadın Sekreteri Rozerin Çatak, sağlık emekçilerinin yaşadığı sorunlara dikkat çekti.
 
‘Çalışma koşulları iki kat zorlaştı’
 
Tüm sağlık çalışanlarına baş sağlığı dileğinde bulunan Gönül, Bedia Menteşe’nin şüpheli şekilde yaşamını yitirmesinin kendilerini derinden sarstığını ifade etti. Sağlıkçıların mevcut durumda zor şortlarda çalıştığını belirten Gönül, çalışma koşullarının pandemi süreci ile birlikte iki kat zorlaştığını söyledi. Gönül, “Arkadaşımızın intiharı ile birlikte bunu yeniden görmeye başladık. Pandemiden kaynaklı, koşulların zorluğundan kaynaklı, eşinin koronavirüs testinin pozitif çıkması, çocuklarının olması ve yaşamış olabileceği başka sorunlarla beraber bu durumu tetiklemiş olabilir. Arkadaşımızın çalıştığı hematoloji servisi de çok zor bir servis. Daha öncesinden de sıklıkla İl Sağlık Müdürlüğü’ne sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının iyileşmesine ilişkin başvurularda bulunuyorduk” diye konuştu.
 
‘Yaşatırken ölmek istemiyoruz’
 
Dicle Üniversitesi Hastanesi Başhekimi ile bir görüşme gerçekleştirdiklerini kaydeden Gönül, aynı zamanda rektör ile de görüşmek istediklerini ancak kendisinin yerinde olmadığı için görüşmeyi ertelediklerini dile getirdi. Gönül, başhekim ile görüşmelerinde mevcut sorunları dillendirdiklerini paylaşarak, “Sorunların ve eksikliklerin bir sağlık emekçisinin ölümüne sebep olabilecek bir noktada olduğunu dile getirdik. Başhekim, hastanenin en yetkili kişisidir. Onunla da taleplerimizin göz ardı edilmemesi rektörlük ve Sağlık Bakanlığı ile birlikte de bir görüşme sağlayabileceğimizi söyledik. Kendisi de gerekli yerlere başvuracağını ancak birtakım şeylerin kendisini aştığını ifade etti. Sorunlarımızı dile getirdiğimizde rektörlükten gelen talimatları uygulamak zorunda olduğunu belirtti. Bizler sağlık emekçileri olarak, yaşatırken yaşamak da istiyoruz, ölmek istemiyoruz” sözlerine yer verdi.
 
‘Ağır koşullar altında çalıştığının bir göstergesidir’
 
SES Diyarbakır Şube Kadın Sekreteri Rozerin Çatak ise pandemi süreci ile birlikte sağlık emekçilerinin çalışma koşullarının ağırlaştığı gibi çalışma yükümlülüklerinin de 4-5 kat artmaya başladığına dikkat çekti. Rozerin, “Çalışma koşullarının zorluğu bir etken olabilirken yanı sıra çocuğu olan kadınların çocuklarını bırakabilecekleri bir kreşin olmaması da ayrıca zorlayıcı bir nokta. Arkadaşımızın intiharı ağır koşullar altında çalıştığının bir göstergesidir. Sağlık çalışanları aylarca evini, çocuğunu göremiyor. Sağlık çalışanlarının sosyal koşularının iyileştirilmesine yönelik herhangi bir adım atılmadı” dedi.
 
‘Her işyerinde ücretsiz kreşlerin bulunması gerekiyor’
 
Sağlıkta şiddet yasasının Meclis’ten geçmesi gerektiğine vurgu yapan Rozerin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Kamudaki statülerin kaldırılması gerekiyor. Doğum ve doğum sonrası sürelerin artması gerekiyor. Tüm bunlar karşılanabilecek talepler ama bazı çıkarlar doğrultusunda veya örgütsüzlenmenin önünü açmak için bir şeyleri hayata geçirmekte hala direniyorlar. Biz de bunları kazanmak için direnmeye devam edeceğiz. Tüm sağlık çalışanlarının doğru sendikalarda örgütlenmeleri, talepleri için ısrarcı olmaları ve mücadele etmeleri gerekiyor.”