Mersinli kadınlar: Gücümüzü ve isyanımızı sokaklarda birleştirelim

  • 09:01 29 Ağustos 2019
  • Güncel
MERSİN - Kadını yok sayan politikaların, İstanbul ve CEDAW gibi sözleşmelerin uygulanmasını engellediğini belirten Mersinli kadınlar, kadın katliamlardan hükümeti sorumlu tuttu.  Katliamlara çözüm olarak sokakları işaret eden kadınlar, “Gücümüzü ve isyanımızı sokaklarda birleştirelim” çağrısında bulundu.
 
Türkiye’de kadına yönelik şiddet, iktidarın söylemleri, mahkemelerde uygulanan indirimler, cezasızlık, savaş ve militarist politikalar, medyada yer alan programlar ile kullanılan dil nedeniyle artarak devam ediyor. Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) verilerine göre, 2013’te 237, 2014’de 294, 2015’te 303, 2016’da 328, 2017’de 409 ve 2018’de 440 kadının katledildiği Türkiye’de, 2019’un yalnızca ilk 7 ayanda 245 kadın yaşamını yitirdi. 18 Ağustos’ta katledilen kadınlardan biri olan Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” sözleri bir kez daha şiddetin yüzünü en açık şekliyle gösterdi. Emine Bulut ile birlikte aynı hafta içinde 3 kadın daha katledildi, 2’si ise katledilme girişimi nedeniyle ağır yaralandı. Kadınlar, çözüm için sokaklara çıkarak, 6284 sayılı kanun ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını istedi. 
 
‘Mahkemeler cezasızlık ısrarından vazgeçmeli’
 
Mersin’in en işlek yerlerinden olan Atatürk Parkı ve Özgecan Aslan Parkı’nda mikrofon uzattığımız kadınlar, 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’nin önemine dikkat çekerek, hükümeti bağlı olduğu sözleşmeleri uymaya çağırdı.
 
Fatma Menteş, Emine Bulut’un “ölmek istemiyorum” sözlerinin tüm kadınların ortak çığlığı olduğunu vurguladı. Kadın katliamlarına idam kararının çözüm olmayacağını belirten Fatma, erkeklerin yalanlarına “tahrik” veya “iyi hal” indirimi ile prim verildiği mahkemeleri cezasızlık ısrarından vazgeçmeye çağırdı. 6284 sayılı yasa ve İstanbul Sözleşmesi’nin öneminin altını çizen Fatma, “Yasalar ve sözleşmeler uygulansın artık. Bu ülkede kravat takılıyor, takım elbise giyiliyor diye mahkemelerden indirimler alınıyor. Kabul etmiyoruz. Yasalar ve sözleşmeler uygulanıncaya dek Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu ve Kadın Meclisleri gibi kadın ağlarıyla mücadelemizi yükselteceğiz. Tüm kadınlara çağrımdır” dedi. 
 
‘Bir kadının daha eksilmeyeceği güne kadar mücadele’
 
Yasemin Görkem Avcı, 6284 sayılı yasanın ve İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanmasını isteyerek, “Mücadelemizi büyüterek sürdürmeliyiz.  Kadın katliamlarının son bulması için kadınların bir araya gelerek güçlerini büyütmelerini istiyoruz. Bir kadının daha eksilmeyeceği o güne kadar sesimizi yükseltmeye devam etmeliyiz” diye konuştu. 
 
‘Artık ölmek istemiyoruz’
 
Kendisinin de boşanmak istediği erkek tarafından ölüm tehditleri aldığını belirten Filyas Aydemir, kadına yönelik şiddet ve katliamlara yönelik önleyici politikaların olmayışına tepki göstererek, “Akrabalarıma gitmeye dahi korkuyorum. Geçen sene komşumuz olan bir erkek evde bulunan çocuklarını ve eşini katletti. Ölmek istemiyoruz artık. Bu katliamların son bulması için kadınların el ele sokaklarda yürüyüş yapması gerekiyor” ifadelerini kullandı.
 
‘Sokaklarda mücadele yükseltilmeli’
 
Katledilen kadınların haberlerinde kendilerini bulduklarını belirten Gülay Aydemir, “Caydırıcı cezalar istiyoruz. Sözde uzaklaştırma kararı çıkarıyorlar ama uygulanmıyor.  Erkek yanınıza bir-iki geldi mi ‘bir şey olmaz’ deniliyor. Kadınların dayatılan tüm bu sindirme, korkutma söylemlerine karşı sokaklarda mücadeleyi yükseltmesi gerekiyor” dedi.
 
‘Kadın katliamı haberlerini görmek istemiyoruz’
 
Başta aile olmak üzere tüm alanlarda şiddet türlerinden biri veya birkaçının uygulandığına ancak gizlendiği için açığa çıkarılmadığına dikkat çeken Yıldız Sadet Çetinkaya, şöyle dedi: “Kadınlar başta aile olmak üzere tüm alanlarda ne yazık ki şiddete maruz bırakılıyor. Bu duruma ise ne devlet ne de mahkemeler ses çıkarmıyor. Evde şiddet uygulayan baba, erkek çocuklarına kötü örnek olduğu gibi, yeni şiddetleri beraberinde getiriyor. Artık adalet gereğini yerine getirmeli ve caydırıcı cezalar verilmeli. Artık her gün karşımıza çıkan kadın katliamı haberlerini görmek istemiyoruz.” 
 
‘Asıl tepki alanlarda gösterilmeli’
 
Kadın katliamı haberleri sonrası sosyal medyada yer alan kınama paylaşımlarını samimi bulmadığını ifade eden Zuhal Gündüz da, asıl tepkinin alanlardan verilmesi gerektiğini ifade etti. Zuhal, kadına yönelik şiddetin önlenebilmesinin en önemli yolunun eğitiminden geçtiğini vurguladı. 
 
‘En önemli rol basında’
 
Kadın katliamlarının önlenmesinde en önemli rolün basına düştüğünü söyleyen Aynur Bayraktar ise, haberlerde katliam anının betimlenmesinin erkeğe yol gösterdiğine dikkat çekerek, duyarlı olma çağrısında bulundu. Ekonomik durumun kadına yönelik şiddeti tetikleyen bir yerde durduğunu belirten Aynur, “Kadının ekonomik gücünün erkekten az olması kendisine muhtaç algısına neden oluyor. Kadının özellikle ekonomik özgürlüğünü sağlayıp, kendi yaşamına yön vermesi gerekir. Kadınların daha girişimci, daha bilinçli olması gerek ki gerçek güçlerini kullanabilsinler. Gerçek güç tam da budur” diye konuştu.