Tutsak yakınları: 12 Eylül’ün Diyarbakır zindanı Şakran’da yaşatılıyor

  • 09:01 6 Eylül 2019
  • Okumadan Geçme!
Rengin Azizoğlu
 
DİYARBAKIR - Şakran T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde yakınlarının görüşüne giden aileler, işkence ve kötü muamelenin sürdüğünü dile getirerek, “Adeta 12 Eylül’ün Diyarbakır Zindanı Şakran’da yaşatılıyor. Hastane sevkleri bile personelin insafına kalmış durumda” dedi.
 
İşkenceye varan uygulamalarıyla gündemden düşmeyen Şakran T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde, tutsaklara yönelik sistematik hale getirilen hak ihlalleri devam ediyor.  Daha önce de yaşanan kötü muamelelerle adından söz ettiren Şakran Cezaevi’nde, ailelerin görüş günlerinde getirdiği elbise, kitap vb. eşyaların alım gününe denk gelmemesi nedeniyle içeriye alınmadığı öğrenilmişti. 
 
Yine cezaevi müdürlüğünce tutsak yakınlarının getirdiği eşyalar için “sıfır ürün” olma şartı koyulurken, hem tutsaklar hem de aileleri maddi ve manevi olarak zor durumda bırakıldı. Tutsakların yasal 3 görüşçü hakkı ise uygulanmadı. Bir diğer yaşanan hak ihlali ise PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sonlandırılması talebiyle girilen açlık grevi ve ölüm orucu eylemleri sonrasında hayata geçirildi. Eylem sonrası birçok cezaevinden tutsaklar hastanelere kaldırılarak tedavi altına alınırken, aralarında Şakran Cezaevi'nin de bulunduğu kimi cezaevleri ise ya sevkleri geç yaptı ya da tutsakları darp ederek cezaevi kampüsünde bulunan revirde tedavi etti. Bu süreçte en fazla hak ihlali ile gündeme gelen cezaevlerinin başında ise Şakran Cezaevi geldi. 
 
’12 Eylül’ün Diyarbakır Zindanı yaşatılıyor’
 
Son olarak ise Şakran T Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutsak ailelerinden alınan bilgiler, Olağanüstü Hal’in (OHAL) Şakran Cezaevi’nden hiç kalkmadığı yönünde. OHAL ile başlatılan uygulamalar devam ederken, tutsaklar kütüphane, spor ve sinema başta olmak üzere hiçbir etkinliğe çıkarılmıyor. Cezaevine yollanan mektuplar tutsaklara verilmezken, fakslar ise bir ay gecikmeli teslim ediliyor. Koğuş aramalarının arttırıldığını aileleriyle paylaşan tutsaklar, haftada en az iki defa aramaların yapıldığını ve koğuşların talan edildiğini iletti. Görüşlerde kendilerine baskı uygulandığını belirten aileler, açık görüş alanında sayılarının iki katı gardiyanın içeride dolaşarak, masaların başında beklediğini anlattı. 
 
Aileler, “Adeta 12 Eylül’ün Diyarbakır Zindanı yaşatılıyor. Tutsaklar, her görüş gidiş gelişinde bilinçli ve sistemli bir şekilde üstlerinin arandığını, sayım üzerinden gerginlik ve provokasyon yaratılmaya çalışıldığını belirttiler.  Demokratik Modernite ve Jineoloji gibi dışarıda serbest bir şekilde aldığımız kuram dergileri cezaevlerinden toplatılarak yenilerinin gelmesine izin verilmiyormuş. Yeni Yaşam gazetesinin ise Şubat ayından itibaren verilmediğini öğrendik” diye konuştu.
 
‘Tüm yaşananlardan cezaevi müdürü sorumlu’
 
Şakran Cezaevi’ne son gelen müdür Meltem B.’nin tüm bu uygulamaların sorumlusu olduğunun iddia eden aileler, açlık grevi sonrasında eylemcilerin tedavilerinin engellenmesinden de aynı müdürün sorumlu olduğunu kaydetti. Aileler, “TTB doktorlarının çocuklarımızın yanına sokulmamasından, acil olan tutsakların hastaneye sevk edilmemesine ve sonradan gerekli diyet listesinin uygulanmamasına kadar birinci dereceden karar sahibi ve uygulayıcı Meltem B’dir. Müdürün gelmesiyle tutsakların en temel kazanımlarından en insani ihtiyaçlarına kadar tüm haklarına el konulmuştur. Meltem B.’nin gelmesiyle sayımlardan mektuplara, eşya alımından depoya, görüşlerden kantine her şey bir sorun haline getirilmiş durumda. Yakınlarımız, ‘Sürekli olarak gergin tartışmalar bir atmosfer ve durum yaratılmış durumda ve bu da ciddi provokasyon riski barındırıyor’ diyor. Bu müdürün bunları kasten yaptığını ve yaptırdığın düşünüyoruz. Hastane sevkleri bile personelin insafına kalmış durumda. Sevk listelerini keyfi olarak düzenleniyor ve hasta takibi yapılmıyormuş” dedi. 
 
‘Bakanlığın kaldırdığı tecridi Şakran devam ettiriyor’
 
Cezaevi müdürü Meltem B.’nin Kürtçe kitaplara da el koyduğunu iddia eden aileler, bu uygulamanın dayandığı hiçbir yasanın bulunmadığının altını çizdi. Aileler, hak ihlalleriyle ilgili şöyle devam etti: “Fiilen kendileri yasaklamış durumda ve infaz mahkemesi de zaten cezaevi uygulamalarının onay mercii olmuş. O da bu durumu birçok başvuruda onayladı. Bu konuda cezaevinde bulunan yakınlarımız için ’Türkçe konuş çok konuş’ uygulamaları güncellenmiş bulunuyor. Bir Esat Oktay ve ikinci bir Diyarbakır Cezaevi yaratılmak isteniyor. Yakınlarımız görüşte bize ‘Şubat ayından bu yana İmralı’ya gönderdiğimiz tüm mektuplara el konuluyor ve disiplin kurulu kararı getiriliyor. Bakanlığın kaldırdığı tecridi Şakran devam ettiriyor. Meltem B. disiplin cezalarının en üst sınırlarda uygulatacağını bize açıkça dile getirdi. En ufak itiraza tutanak tutuluyor ve cezalar en üst sınırdan veriliyor’ dedi.” 
 
Öte yandan iddiaları sormak için aradığımız cezaevi müdürü Meltem B. telefonlarımıza cevap vermedi.