Hivroj anne ve babasından ayrı büyümek zorunda bırakıldı

  • 09:06 3 Şubat 2020
  • Güncel
Zeynep Durgut
 
ERZURUM - Annesine 12 yıl hapis cezası verilen 7 yaşındaki Hivroj, babasının da tutuklanmasıyla yalnız kaldı. Hivroj’a bakan babaannesi Mahide Kamış, “Her gün annesini soruyor. Daha ne kadar oyalayabilirim. Hivrojların annesiz büyümemesi için bizlerin birlik olması gerekir” dedi. 
 
Erzurum’un Karayazı ilçesinde 2015 yılında ev baskınıyla gözaltına alınan Ela Kamış, “Örgüt üyeliği” iddiasıyla tutuklanarak 3 yaşındaki kızı Hivroj ile cezaevine gönderildi. Erzurum Cezaevi’nde birkaç ay kaldıktan sonra Bayburt M Tipi Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Ela’ya 12 yıl hapis cezası verildi. Hivroj, 6 yaşına girdikten sonra cezaevi yönetimi tarafından “artık kalamaz” denilerek yakın akrabalarının yanına gönderildi. Hivroj dört duvar arasından çıktıktan hemen sonra bu kez de babası müebbet hapis istemiyle tutuklanarak Erzurum Cezaevi’ne gönderildi. 
 
‘Torunum anne ve babasından mahrum bırakıldı’ 
 
Hivroj’un cezaevinde büyüyen yüzlerce çocuktan biri olduğuna dikkat çeken babaannesi Mahide Kamış, “Şimdi 7 yaşında ve hem annesi hem de babası cezaevinde. Ben bütün ömrümü Hivroj’a versem de annesinin yerini tutamam. Bir çocuğun mutluluğu annesidir, babasıdır. Ama benim torunum annesinden ve babasından mahrum bırakıldı. Her gün bana ‘Annem ne zaman gelecek’ diye soruyor. Ben de ‘uyu yarın gelecek’ diye oyalıyorum. Ama Hivroj büyüyor daha ne zamana oyalayabilirim. Annesinin serbest bırakılması gerekiyor. Kürt halkı birlik olarak bu zulmü bitirebilir. Hivrojların annesiz büyümemesi için bizlerin birlik olması gerekir” dedi. 
 
‘Biz 5 yıldır işkence görüyoruz’
 
Mahide, cezaevlerine gittikleri zaman hakaretlere maruz kaldıklarını belirterek, “Tam 5 yıldır gelinim cezaevinde. Ayda bir cezaevine görüşüne gidiyoruz ama işkence çekiyoruz. Hakaretlere maruz kalıyoruz. Çıplak aramadan geçiyoruz. Ben örtülüyüm ama her seferinde saçlarımızı açıp bakıyorlar. Görüş esnasında kimse kimseyle konuşamıyor. Konuşan tutuklunun ailesinden yola çıkarak tutukluya hücre veya telefon görüş yasağı getiriyorlar. Bize ‘fazla konuşmayın yoksa olacaklardan biz sorumlu değiliz’ diye tehditlerde bulunuyorlar. Ela’ya bir yıl görüş ve telefon yasağı verildi. Bir yıl boyunca ne sesini duyabildik ne de yüzünü görebildik. Gönderdiğimiz mektuplar aylar sonra veriliyor. Götürdüğümüz kitapları bize geri veriyorlar. Bu zulüm değil de nedir” diye sordu. 
 
‘Gardiyan ablukasında görüş yapıyoruz’
 
Hivroj’un dedesi Servet Kamış da sürgün politikalarına değinerek, ailelerin iradesinin kırılmak istendiğine vurgu yaptı. Servet, “Kürt ailelerinin iradesini kırmak için sürgün politikalarına başvuruluyor. Bizim gibi bir sürü aile var ve bu koşullarda yaşıyor. Bu politikalar irademizi teslim almaya dönüktür. Türkiye’de her gün bir cezaevi kuruluyor. Cezaevleri insan haklarının en fazla ayaklar altına alındığı alanlardır. Darbe girişiminden sonra baskılar daha da çoğaldı. 6 aydır oğlum cezaevinde. Kimsenin üzerine ifade vermediği için tek kişilik hücrede tutuluyor. Oğlum çok ağır bir tecrit altında. Bizler görüşüne gittiğimizde her türlü baskı ve engelleme ile karşı karşıya kalıyoruz. Görüşe gittiğimizde bir sürü sandalye ve masa olmasına rağmen bize sadece birer sandalye ve masa veriliyor. Kameralar ile yaptığımız görüşmeler kayda alınıyor. 5-6 gardiyanla etrafımızı sarıyor ve o şekilde görüşme gerçekleştirebiliyoruz. Bir şey konuşamıyoruz. Konuşmalarımız kısıtlanıyor. İnsan hakları kurumlarının bize yardımcı olmasını istiyoruz. Çocuklarımıza sahip çıkmamız gerekiyor” diye konuştu.