‘KHK’liler işe geri dönmeli, atamalar acilen yapılmalı’

  • 09:09 19 Mart 2020
  • Güncel
Habibe Eren 
 
ANKARA - Türkiye’de koronavirüs salgınında vaka sayısının artması ile birlikte hastanelerde yoğunluğun artacağını ancak bu yoğunluğu karşılayacak sağlık çalışanı sayısının yeterli olmadığını belirten SES Eş Genel Başkanı Gönül Erden, hızlıca sağlıkçıların atamasının yapılması ve KHK ile görevlerinden ihraç edilen sağlık çalışanlarının iade edilmesi çağrısında bulundu. 
 
Aralık ayında Çin'in Wuhan kentinde ortaya çıkan ve 170'in üzerinde ülkeye yayılan koronavirüsün tespit edildiği kişi sayısı 181 bin 377, virüsün yol açtığı Covid-19 hastalığı yüzünden yaşamını yitirenlerin sayısı 7 bin 119'ü aştı. Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, son açıklamasında Türkiye'de tespit edilen koronavirüs hasta sayısının 98 olduğunu, bir kişinin de yaşamını yitirdiğini açıkladı. 
 
Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)  Eş Genel Başkanı Gönül Erden, alınan önlemleri, sağlık alanında yaşananları ve yapılması gerekenleri değerlendirdi.
 
‘Süreci birlikte yönetmek önemli’ 
 
Yaşamını yitirenlerin sayısının 7 bine ulaştığı bir salgından bahsederken, sayıları takip etmek yerine tedbirleri daha yoğun konuşmak ve hayata geçirmek gerektiğini belirten Gönül, Türkiye’deki  salgın durumunun 2. aşama olarak tanımlandığını söyledi. Gönül, “Önemli olan bu tedbirlerin ne kadarını aldık ne kadarını almadık, bunları tartışmamız gerekiyor. Bu süreçte şeffaf olmak önemli. Bu, güven ilişkisini de açığa çıkartır. İkincisi ortaklaşa süreç yönetmek önemli. Biz ısrarla ‘her türlü iş birliğine açığız’ diyoruz. Bu sürecin planlanması ve yürütülmesini birlikte yönetmek gerekiyor. Süreci daha fazla göğüslemek açısından önemli” şeklinde konuştu.  
 
‘Bilim insanlarının önerilerinde ortaklaşmak gerekiyor’
 
İçişleri Bakanlığı Pazartesi günü sinema, tiyatro, düğün salonu, müzikli lokanta, taverna, kahvehane, kıraathane, nargile kafe, spor salonu ve internet kafelerin geçici olarak kapatılacağını duyurduğunu,  tedbirlerin doğru olduğunu ancak yeterli olmadığını vurgulayan Gönül, “Bugün Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Sağlık Bakanlığının yürüttüğü Bilim Kurulu ve uzmanların ifade ettiği net bir şey var; hijyen ve teması azaltma çok önemli. Bütün enfeksiyon hastalıklarında olduğu gibi iyi beslenme vurgulanıyor. Bilim insanlarının ortaklaştığı tedbirlerde ortaklaşmak gerekiyor” dedi.
 
‘Hijyen malzemelerinin dağıtımını devletin karşılaması gerekiyor’
 
Uzmanlar virüse karşı alınması gereken en önemli tedbirlerin başında sık sık ellerin yıkanması gerektiğini belirtiyor. Gönül, bunun doğru olduğunu ancak ek olarak hükümet tarafından yurttaşlara ücretsiz olarak hijyen ürünlerinin dağıtımının yapılması gerektiğini ifade ederek, “Hızlıca el dezenfektanı, sıvı sabunu ve maskenin ücretsiz olarak dağıtımının sağlanması gerekiyor. Bu malzemeler bugün artık piyasada bulunamıyor Bunun devlet tarafından dağıtılmasına başlanması gerekiyor” diye aktardı.
 
‘Hükümetin gıda takviyesinde bulunması gerekiyor’
 
Uzmanların sıklıkla vurguladığı bir diğer konu ise bağışıklıkta önemli bir yerde duran dengeli ve sağlıklı beslenme. Gönül, bunun sosyo ekonomik koşullar göz önüne alınarak değerlendirmesi gerektiğine dikkat çekerek, şu önerilerde bulundu: “Ülkede çoğunluğun açlık sınırı altında yaşamını sürdürdüğü bir gerçeklikle karşı karşıyayız. O yüzden gıda takviyesinin hükümet tarafından özellikle yoksul kesimlere yapılması gerekiyor. ‘Sadece iyi beslenin demek’ yetmiyor. Yine sokakta pek çok insan yaşıyor. Bununla birlikte mülteci gerçekliği var. Bu sorunu merkeze alan bir yerden bakmak gerekiyor. Uygun barınma koşullarının sağlanması gerekiyor. Bu sorunları çözmediğiniz zaman bu virüsle başa çıkmanız mümkün değil.”
 
‘Sağlık alanı hala normal bir süreçmiş gibi işletiliyor’
 
Sağlık alanında tedbirlerin ne düzeyde olduğuna dair de konuşan Gönül, sorunların çok fazla olduğunu söyledi. Tedbirlerin sağlık alanına dair alınmadığını, hala normal bir süreçmiş gibi işlemeye devam edildiğini belirten Gönül, “Sağlık alanı, hem salgının kontrol altına alınması açısından hem tedavi edici ve müdahaleci boyutuyla çok kritik. Buraya özel önlemlerin alınması gerekiyor. Biz ‘yaşatmak için yaşamak zorundayız’ diyoruz. O yüzden sağlıkçıların sağlığı ile toplumun sağlığı yakından alakalıdır. Biz iyi olmalıyız ki bu sürecin parçası olalım. Örneğin; bir hekim arkadaşımız koronavirüs kaptığı zaman 14 gün karantina alınması gerekecek.  Bu böylesi bir süreçte sağlık hizmetinin aksaması demek” ifadelerini kullandı.
 
‘Bize gelen bilgilere göre cerrahi maskeye ulaşılamıyor’
 
Hastanelerde maske ve koruyucu ekipman yetersizliklerine de değinen Gönül, “Maalesef bununla ilgili yeterli tedbir alınmadı. Bugün DSÖ sağlık çalışanlarına yönelik 14 madde ile yapılması gerekenleri anlattı. ‘İşçi sağlığı ve güvenliği devreye girmeli’ diyor. ‘Çalışanlara bilimsel rehberler hazırlanmalı ve acil eylem planları hazırlanmalı’ diyor. Maalesef bugüne kadar bunların hiç biri yapılmadı. Yine her sağlık çalışanın uygun nitelikte kişisel koruyucu ekipmanın olması gerekiyor. En kolay bulunabilecek olan cerrahi maskeye bile bize gelen bilgilere göre ulaşılamıyor. Bırakın N 95leri, su geçirmez önlükleri, maske bulmak bile sıkıntılı” şeklinde konuştu.
 
‘Atama bekleyenler atanmalı, KHK ile ihraçlar acilen geri alınmalı’
 
Salgının yaygınlaşması durumunda çalışanların yetersiz kalacağı uyarısında bulunan Gönül, hükümete şu çağrıda bulundu: “Çok fazla çalışan eksikliği ile süreci yönetiyoruz. İş yükümüz ve çalışma koşullarımız çok ağır. Bu durum salgınla beraber daha da derinleşecek. Çalışan eksikliği iş yükümüzü daha da artıracak. Bunun için Sağlık Bakanlığı, hızlıca ataması yapılmayan yüz binlerce sağlık emekçisinin atamasını yapmalı. KHK’ler ile haksız ve hukuksuz bir şekilde ihraç edilen binlerce sağlık emekçisi var. Bunlar işlerine geri alınmalı. Bunlar yapılırsa sağlık çalışanı eksikliği giderilmiş olur ve iş yükü azalır. Bu da sürecin daha iyi yürütülmesini sağlar.”
 
‘Gebe ya da kemoterapi tedavisi gören arkadaşlarımız hala çalışıyor’
 
Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk, kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan hamileler, yasal süt izni kullananlar, engelliler ile yönetici olmayan 60 yaş ve üzerindeki kişilerin 16 Mart tarihinden itibaren 12 gün idari izinli sayılacağını açıkladı. Ancak bunun uygulanmadığını vurgulayan Gönül, şöyle konuştu: “DSÖ net bir şekilde  ‘mesaileri kısaltın, mola sürelerini uzatın’ dedi.  Bunun için yeterli sayıda sağlık çalışanın olması gerekiyor. Bunu yapamadığımız gibi, Cumhurbaşkanı Genelgesi ile kronik rahatsızlığı bulunanlar, 60 yaş üstü, engelliler, idari izinli sayılması gerektiği belirtilirken, Sağlık Bakanlığının yayınladığı genelge ile iş yerinde hiçbir arkadaşımız bu izinleri kullanamıyor. 7 aylık gebe arkadaşımız ya da kemetorapi gören arkadaşımız çalışmaya devam ediyor. Çünkü karar kurum amirlerinin inisiyatifine bırakılmış. O yüzden ısrarla vurguluyoruz. Cumhurbaşkanının ilk genelgesi uygulanmalıdır. Bu bir zorunluluktur. Yaşam güvencesi açısından da bir zorunluluktur.”
 
‘Hastanelerde kriz merkezleri kurulmalı’ 
 
Doktor sayısı ve hasta yataklarının yeterliliği konusuna da dikkat çeken Gönül, “Ülkede ‘yoğun bakım, hastane, yatak ve cihaz sayıları yeterlidir’ diyemeyiz ama şunu biliyoruz ki; daha önceki yaptığımız belirlemelerde hasta başına düşen doktor ve hemşire eksikliğini tariflemiştik. Aynı şekilde yoğun bakım konusunda sıkıntı var. Sağlık Bakanlığı’nın tam da dediğimiz bu tedbirler noktasında bütün bunların planlamasını yapması gerekiyor. Neye ne kadar ihtiyacımız var? Bunu yaparken sağlık örgütlerini bu işin dışında tutarak değil, dâhil ederek yapılması gerekiyor. Bu durum tek merkezden yönetilemez. Hastanelerde kriz merkezleri kurulmalı. Bu eksikleri ancak buradan bütünleyerek tamamlayabiliriz. Cihazın vardır ama bunu çalıştıracak personel yoksa bu daha sorunludur. Tüm tedbirleri birlikle almak çok önemli” dedi. 
 
‘Testler çok sınırlı, acilen yaygınlaştırılmalı’
 
Öte yandan hastanelere getirilen ziyaretçi yasağı ve acil olmayan durumlarda hastanelere gelinmemesi çağrısını da değerlendiren Gönül şunları dile getirdi: “Çok acil ve zorunlu olmadıkça vatandaşların hastanelere gitmemesi gerekiyor. Önerilerimiz üzerine operasyonlar iptal edildi ama bunun yanında testlerin acil bir şekilde yaygınlaşması ve arttırılması gerekiyor. Bugün vaka sayısı az ise yapılan test sayısı ile ilişkilidir. Testler arttırılmalı ki biz bu virüsü daha hızlı tespit edelim ve izole edelim. Salgının önüne geçmede en önemli unsur tespit etmektir. Bu test şu an çok sınırlı yapılıyor. Ama biliyoruz ki pek çok özel hastane bu kitleri alıyor ve ücretli yapıyor. Bir kere Sağlık Bakanlığı’nın her yerde sağlığın ücretsiz, nitelikli, eşit ve anadilde olması için adımlar atması gerekiyor. Bu süreçte özel hastanelerinin de ücretsiz sağlık hizmeti vermesine dönük bir çalışma yürütülmesi lazım.” 
 
‘Biz teması, azaltalım diyoruz toplumsallığı değil’
 
Gönül, son olarak şunları belirtti: “Koronavirüs vakalarının artış göstermesiyle birlikte bir panik havası oluştu. Çok panik havasına girmemeliyiz ama çok da rahat olmamalıyız. Toplumsallığımıza devam etmeliyiz. Duygu ve dayanışma boyutu çok önemli. Sadece kendimizi değil herkesi koruyarak ancak bu süreci aşabiliriz. Bu toplumsal bir sorun. Kişinin bireysel olarak çözebileceği ve sadece kendini koruyabileceği bir süreç değil. Dayanışmayı büyütmemiz gerekiyor. Biri kendi apartmanında yaşlılar ve engelliler için ‘sizin için alışveriş yapabilirim’ diye yazmış ve numarasını bırakmış. Belki her birimiz böyle ilişkileri sürdürmeliyiz. Biz teması, bulmayı azaltalım diyoruz ama toplumsallığı yok edelim demiyoruz. İtalya’da günlerdir sokağa çıkma yasağı var ama insanlar balkonlardan şarkılar söyleyerek bu sürecin üstesinden gelmeye çalışıyorlar.”