'Doğru ve sağlıklı beslenme hayat kurtarır'

  • 09:11 9 Mayıs 2020
  • Sağlık
Beritan Canözer
 
DİYARBAKIR - Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Zeliha Ayag, kafein tüketimine karşı uyarırken, doğru ve sağlıklı beslenmenin hayat kurtardığına işaret etti. Zeliha, "Her şeyin fazlası zarardır ve rahatsız eder. Elimizden geldiğince bizi rahatsız ve huzursuz etmeyecek şekilde beslenmeliyiz" dedi.
 
Tüm dünyada etkisini sürdüren Covid-19 salgınına karşı izolasyon devam ediyor. Evlerimizden çıkmadığımız şu günlerde en çok merak edilen konulardan biri de, nasıl beslenmemiz gerektiği. Can sıkıntısından, stresten, mutsuzluk hissinden ve ya da mutluluktan çok yeriz. Yemek yemek için her zaman bir bahanemiz olsa da, aslında düzensiz ve sağlıksız beslenmek hayatımızı etkileyecek ve bizi belki de ömür boyu hastanelerde dolaştıracak hastalıklara yol açıyor. Salgından kaçarken, obezite, kalp rahatsızlığı, şeker ve bağırsak sorunları gibi hastalıklara yakalanmamaya dikkat etmek gerektiğine dair uzmanlar sık sık uyarıyor. Özellikle toplumun büyük kesimi, evde çalışmaya başlamakla beraber kafeinin en fazla bulunduğu çay, kahve gibi içeceklerin tüketimini de artırdı.
 
Peki, ne yapmalıyız, nasıl beslenmeliyiz, kafeinden nasıl daha az zarar görebiliriz? Ramazan ayında doğru beslenme nasıl olmalı? Beslenme Uzmanı ve Diyetisyen Zeliha Avag, bu soruları yanıtladı.
 
'Uykusuzluk, stres, daha çok yeme isteği'
 
Salgın ile beraber kafein tüketiminin arttığını ifade eden Zeliha, bu durumun sebeplerinden bazılarının da toplumun telefon ve televizyon ile fazla zaman geçirmesi olduğunu söyledi. Özellikle evden çalışmaya başlayan kişilerin kahve içme oranında aşırıya kaçabildiğini belirten Zeliha, "Kafein tüketiminden söz edince sadece kahve akıllara gelmemeli. Çikolata, kola, çay, enerji içecekleri gibi birçok besinde kafein bulunuyor. Bunların faydalarından çok zararlarının olduğunu söylemek mümkün. Faydalarından bir tanesi metabolizmayı hızlandırır, yağ yakımını artırır ve odaklanmayı sağlar. Fakat bu korona sürecinde zararlarına daha çok dikkat etmek gerekiyor. Fazla kafein alımı sıvı kaybına neden olur ve bu da halsizlik, uykusuzluk, daha çok yeme isteğini kendisiyle beraber getirir. Fazla kafein kalp çarpıntısına sebebiyet veriyor. İdrar yoluyla kalsiyum, magnezyum, sodyum ve potasyum gibi minerallerin çıkışını artırır. Stres hormonunun artışını hızlandırır ve mide rahatsızlıklarına yol açar" diye kaydetti.
 
'Kafein kadınlarda kalsiyum ve demir düşüklüğüne neden oluyor'
 
Kafein almaktan vazgeçemeyen kişilerin mutlaka bol su tüketmesi gerektiğini söyleyen Zeliha, kafeinin bağışıklık sisteminin zayıflamasına da yol açabildiğini dile getirdi. Salgınla mücadelede bağışıklık sisteminin çok önemli olduğunu ekleyen Zeliha, "Bunun olmaması için kalsiyumdan ve demir yönünden zengin besinler mutlaka tüketilmelidir. Kronik hastalığı olanlar, tansiyon ve böbrek sorunu olanlar günlük en fazla sadece iki fincan kafein tüketmelidir. Rahatsızlığı olmayanların ise günlük en fazla 300 miligram tüketmesi gerekir. Daha fazlası saydığımız birçok rahatsızlığı kendisiyle getirir. Ciddi uykusuzluk problemi yaşatır ve bu da ruh sağlığını etkiler" ifadelerine yer verdi.
 
Zeliha, kadınlarda ise kemik yapısına etki ettiğini söyleyerek, özellikle 35 yaş üstü kadınların fazla kafein almasının sağlıklı olmadığını ifade etti. Özellikle menopoz döneminde olan kadınlarda kalsiyum ve demir düşüklüğüne yol açtığını aktaran Zeliha, "O nedenle kadınların daha az tüketmesi gerekiyor" diyerek uyarıda bulundu.
 
'Yediklerimizi sindirmeliyiz'
 
Ramazan ayında oruç tutanların geç saatlerde kafein tüketmesinin zararlarını da anlatan Zeliha, "Tüm gün midenin aç kalması sonrası bir kaç saat içinde yeme içmeye ağırlık vermek doğru değil. Özellikle geç saatlerde tüketilen kafein bu günlerde ciddi sorunlara yol açabilir. Öte yandan oruç tutan kişilerin iftardan sonra mutlaka egzersiz yapması gerekir. Hem kabızlığın önüne geçebilmek hem de kronik rahatsızlıkların ayyuka çıkmasını önlemek için mutlaka az yemeli ve egzersiz yapılmalı. İftardan 15-20 dakika sonra hafif sonra da hızlı tempoda yarım saat yapılan egzersiz sağlığı her yönünden koruyacaktır. Psikolojiye bile olumlu yönde etkisi olacaktır. İftarda fazla yiyip sonra sahura kadar hiç bir şey yememek de kilo vermeye yaramayacaktır. Tam aksine iftarda az yemeli, sahura kadar hafif bir şeyler tüketmeli ve sahurda da ağır besinler tüketilmemelidir. Çünkü birçok kişi sahurdan hemen sonra uyuyor ve o besinleri sindiremiyor. Yediklerimizi sindirebilmek çok önemli. Sindiremediğimiz her besin bize kilo, bağırsak hastalıkları, kabızlık, mide rahatsızlığı gibi birçok hastalıkla geri döner" sözlerine yer verdi.
 
'Her şeyin fazlası zarar'
 
Korona günlerinde sağlıklı beslenmenin çok önemli olduğunu ve salgına karşı bağışıklığı güçlendireceğini ifade eden Zeliha, özellikle yeşil yapraklı sebzelerin (maydanoz, roka, taze nane, dereotu gibi) yemek ile birlikte tüketilmesi gerektiğine işaret etti. Zeliha, "Yeşillikler hem bağışıklığı güçlendirir hem de metabolizmayı çalıştırır. Meyve mutlaka tüketilmelidir. Günde bir elma ya da o an evde hangi meyve varsa fazla tüketmemek kaydıyla yenilebilir. 'Meyvedir zararı olmaz' diye düşünülmemeli. Keza her şeyin fazlası zarardır ve rahatsız eder. Kuru baklagiller tüketilmelidir. Süt ürünleri mutlaka alınmalıdır. Elimizden geldiğince bizi rahatsız ve huzursuz etmeyecek şekilde beslenmeliyiz. Aslında birçok kişi ne yediğinde rahatsızlandığını fark eder. Kendimizi takip etmek bizim elimizde. Doğru ve sağlıklı beslenmek her zaman hayat kurtarır" dedi.