Pandemi süreci polis şiddetini artırdı

  • 09:08 12 Mayıs 2020
  • Güncel
MARDİN - Nusaybin’de geçtiğimiz günlerde sosyal medyaya yansıyan polis şiddetine tepkiler gelmeye devam ederken, bu durumun ilk kez yaşanmadığı açığa çıktı. Koronavirüs sürecinde Nusaybin’de yine bir mahallede balkondan topu düşen kardeşinin topunu almak için aşağıya inen bir kişinin zorla gözaltına alınmaya çalışıldığı açığa çıktı.
 
Koronavirüsün (Covid-19) hızlı bir şekilde yayılmasının ardından ilan edilen sokağa çıkma kısıtlamalarıyla birlikte, halkın güvenliğini sağlamakla görevli olan polisler yurttaşlara, genç ve çocuk ayırmaksızın silah doğrultarak ateş açıyor. Geçtiğimiz günlerde Mardin’in Nusaybin ilçesine bağlı Fırat Mahallesi'nde bulunan bir sitenin bahçesinde 24 Nisan’da oynayan B.E adlı çocuğun polislerce silahla kovalanarak şiddete maruz bırakılmasının görüntülerinin sosyal medyada paylaşılması büyük tepkilere neden oldu. Oluşan kamuoyu ve tepkiler sonucu polisin açığa alındığı duyuruldu. Bölgede son 4 yıl içerisinde polis şiddetinin ayyuka çıktığı yerlerden biri olan Nusaybin'de polis şiddeti ara vermeksizin devam ederken geçtiğimiz günlerde topu aşağı düşen ve kardeşinin topunu almaya inen gencin de zorla gözaltına alınmaya çalışıldığı öğrenildi.
 
Nusaybin'de polis şiddeti artıyor
 
24 Nisan'da yaşanan olayın Nusaybin'de ilk vaka olmadığı yurttaşların anlatımı sonucu ortaya çıktı. Geçtiğimiz günlerde yine Nusaybin'in Yeşilkent Mahallesi'ndeki evinin balkonunda top ile oynayan 5 yaşındaki A.Y. isimli çocuğun topunun yere düşmesinin ardından ağabey O.Y., kardeşinin çıkmaması için dışarı çıkarak topu almak istedi. Topu alarak eve gelen 18 yaşındaki O.Y.'nin evine gelen polislerce zorla gözaltına alınmaya çalışıldığı kaydedildi. Olaya tanık olan babaanne B.Y. ise yaşanan olayı ajansımıza anlattı.
 
Babaanne B., yaşananları şu şekilde anlattı:
 
"5 yaşındaki torunum evde top ile oynuyordu. Elindeki küçük top balkondan aşağı düşünce inip onu almak istedi. Dışardan da panzer sesleri geliyordu. Torunum topunu almak için aşağı inmek isteyince 18 yaşındaki abisi, dışardan panzer seslerini işitip dışarı çıktı. Kardeşinin dışarı çıkmasına izin vermeyen abisi de topu alıp hızla eve geldi. Torunum eve gelir gelmez kapımız hışınla 'Açın kapıyı polis' sesleri ile çalmaya başladı. Şiddetli bir şekilde kapıyı çalmaya devam ederlerken biz de ne oluyor diye kapıyı açtık. Kapıyı açtıktan sonra 'Neler oluyor, nedir bu gürültü?' diye sordum. Onlar da bana 'O genci çağırın' dediler. Ben de torunumu çağırdım ne istediklerini anlamak için. Panzerin kapısını açarak onu götüreceklerini söylediler. Ben de onu neden götüreceklerini, buna yetkileri olup olmadığını, evraklarını göstermeleri gerektiğini söyledim.
 
‘Küçük torunumun korkusu bile umurlarında olmadı'
 
Onlar torunumu çekiştirmeye başlayarak zorla elimizden almaya çalıştılar. Biz de vermeyeceğimizi, onu götürmelerine izin vermeyeceğimizi söyledik. Çekişmelerin devam ettiği sırada çocuğun babası ve amcası da geldi. Tabi tüm komşularımız seslerin yükselmesi üzerine toplanmaya başladı. Ben ısrarla torunumu götüremeyeceklerini buna hakları olmadığını söyleyerek zorla panzere bindirmeye çalıştıkları torunumu ellerinden almaya çalışıyordum. Topu düşen küçük torunum da tüm bu olaylara şahit olduğu için korkudan ağlamaya başladı. Çığlık çığlığa ağlayan torunumun korkusu bile umurlarında olmadı. En son büyük bir kalabalığın toplanması üzerine torunumu bırakıp gittiler. Orada ben tek olsaydım torunumu elimden alıp götüreceklerdi ama kalabalığın toplanmasıyla birlikte bıraktılar onu."