Yüksel Almas’tan ailelere çağrı: Biz yanınızdayız yeter ki başvurun

  • 09:04 18 Mayıs 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Bölge illerinde artan mezar saldırılarına ilişkin konuşan MEBYA-DER Eşbaşkanı Yüksel Almas, "Biz her şart ve koşulda ailelerimizin yanındayız. Yeter ki siz bize başvurun, bizi yaşananlardan haberdar edin" dedi.
 
Tüm bölge illerinde devam eden PKK'lilerin mezarlarına yönelik saldırılar tepki toplamaya devam ederken, son olarak geçtiğimiz haftalarda Bingöl ve Şırnak’ta da mezarlıkların tahrip edilmesi tepkilerin artmasına neden oldu. Askerler tarafından yapılan bu saldırılara ilişkin hiçbir soruşturma başlatılmazken ailelerin ise tehdit altında olduğu kaydedildi. Hakkari'de mezarı tahrip edilen aileler ile görüşen Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) Eşbaşkanı Yüksel Almas, konuya dair ajansımıza değerlendirmelerde bulundu.
 
'Kürt halkına yönelik saldırı zihniyeti devam ediyor'
 
Kürt direniş tarihinin başlamasından bu yana Kürtlere yönelik saldırıların devam ettiğine dikkat çeken Yüksel, Şeyh Sait'ten Seyit Rıza'ya kadar tüm Kürt öncülerinin mezarlarının olmadığını söyledi. Yüksel, "Aradan yüzyıllar da geçse, sistemlerin Kürt halkına yönelik saldırı zihniyeti aynı şekilde devam ediyor. Kürt denildiği zaman sistem zihniyeti aynı şekilde çalışıyor. Yaşamını yitirmiş insanların bile mezarlarına saldırılıyor. Çünkü o değerleri beynimizde anlamsız kılmak istiyorlar. Çocuklarımızın, torunlarımızın belleğinden silmek istiyorlar ki kahramanlarını unutsunlar" diye konuştu.
 
'Artık eskisi gibi değil, yıllardır mücadele sürüyor'
 
Yüksel, demokrasi ve özgürlük mücadelesinde yaşamını yitirenlerin mezarları karşısında halkların saygı gösterdiğini belirtti. Onların kutsal kabul edildiğini dile getiren Yüksel, "Onlar da bunu bildikleri için mezarlarımıza saldırarak bu değeri anlamsızlaştırmaya çalışıyorlar. Aradan 45 yıl geçmesine rağmen Şeyh Sait, Seyit Rıza gibi direnişçilerin verdiği mücadele gerçekliği karşısında kimse duramaz. Artık eskisi gibi değil, yıllardır mücadele sürüyor. Mezarlıklara dönük saldırı en ahlaksız saldırı biçimidir. Şehit mezarlarının hiçbir şeye değişilmediğini ve halk nezdindeki önemini bildikleri için onlara saldırıyorlar" dedi. 
 
'90'larda yapılan politikalar farklı yöntemlerle uygulanıyor '
 
Kürt halkının katliamlara, sürgünlere, işkencelere rağmen boyunlarını eğmediğini anımsatan Yüksel, "Cenazelere yönelik yapılan bu saldırılar aileler tarafından hiçbir şekilde kabul edilmiyor. Aileler mezarlarına sahip çıkıyorlar. 90'larda yapılan politikaların aynısı farklı yöntemlerle uygulanıyor. 90'lı yıllarda köylere saldırıyorlardı, cenazelere saldırıyorlardı. Cenazelere işkence ederek köylülere gösteriyorlardı. Evlerini kendi elleriyle yıktırıyorlardı. Bugün de aynı şey yapılıyor. Mezarlıkları ailelerinin eliyle, işkence ile yıkmaya çalışıyorlar. Aileleri çocuklarıyla tehdit ederek yıktırıyorlar. 'Siz öyle yapmazsanız  biz şöyle yapacağız, çocuklarınıza şunu yapacağız, sizi aç bırakacağız' gibi sözlerle tehdit ediyorlar. Ailelerin bu noktadaki tepkileri nettir. Aileler mezarları başında nöbet tutuyor ve hukuki anlamda da ne yapılması gerekiyorsa yapacaklarını söylüyor. Aileler büyük bir kararlılıkla mezarlarına sahip çıkacaklarını söylüyor" ifadelerini kullandı. 
 
'Bu suçtan daha büyük bir suç yoktur'
 
"Bu bir suçtur ve bu suçtan daha büyük bir suç yoktur" diyerek yaşananlara tepki gösteren Yüksel, yasal çerçevede bir insan bir suç işlediğinde suçlu olan ile haklı olanın karşı karşıya getirilerek yargılandığını ama böyle bir durumda karşı karşıya getirilecek bir kişi olmadığını kaydetti. Yüksel, ölmüş bir insandan ne istendiğini sorarak, yaşamını yitirmiş bir insan üzerinde hiçbir haklarının olmadığını ifade etti. Yapılan saldırının hukuki suçun yanı sıra vicdani ve ahlaki bir mesele olduğunu vurgulayan Yüksel, "Bu yaşananlar dünyadaki en büyük suçtur. Saldırdığın kişi senin karşında değil. Kime karşı, neye karşı bu suçu işlediğini düşünmelidir" diye ekledi. 
 
'Her şart ve koşulda ailelerimizin yanındayız'
 
Vicdani çerçevede kendine insanım diyen herkesin tepki gösterdiğini ama bunun yeterli olmadığını vurgulayan Yüksel, şunları söyledi: "Sesimizi daha da yükseltmemiz gerekiyor. Kurumlarımızın da bu değerlere sahip çıkması ve daha fazla ses olması gerekiyor. Ailelerimizi yalnız bırakmamalıyız. Halk olarak, kurum olarak bu ailelere sahip çıkmamız gerekiyor. Aileler olarak, kurum olarak, Sivil Toplum Örgütleri olarak hukuki anlamda başvurularımızı yapacağız. Ailelerimizin yanında olacağız. Toplumsal alanda da birbirimize sahip çıkmalıyız. Aileleri ziyaret ettiğimiz zaman bir kurumları olduğunu, yakınlarını kaybeden ailelerin bir kurumu olduğunu hatırlatıyoruz. İnsan Hakları Derneği'nin var olduğunu ve başvurabilecekleri kurumların varlığını belirtiyoruz. Bu şekilde yalnız olmadıklarını göstermeye çalışıyoruz. Biz her şart ve koşulda ailelerimizin yanındayız. Yeter ki siz bize başvurun, bizi yaşananlardan haberdar edin."