Siyasetçiler: Bu yürüyüş sürecek

  • 09:24 16 Haziran 2020
  • Güncel

İSTANBUL/VAN - Hem HDP’nin “Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü”ne yönelik saldırıları hem de Şengal ve Maxmur’a dönük hava saldırılarını değerlendiren siyasetçiler, iki saldırının birbirinden bağımsız olmadığına dikkat çekti. Siyasetçiler, “Tüm engellemelere karşı bu yürüyüşümüzü gerçekleştireceğiz” dedi.

 
Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) dün (15 Haziran) Edirne ve Hakkari’den başlattığı “Darbeye Karşı Demokrasi Yürüyüşü”ne Silivri ve Van’da saldırı gerçekleştirildi, çok sayıda kişi gözaltına alındı. Birçok kentte ise HDP’nin etkinliklerini engellenmek amacıyla valilikler tarafından eylem etkinlik yasağı getirildi. Yürüyüşün Hakkari ve Edirne kolunda yer alan siyasetçiler, yürüyüşe dönük saldırıları değerlendirdi.
 
‘Karşıt görüşler değil devletin kendisi saldırıyor’
 
Edirne yürüyüşünde yer alan HDP Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, bu uygulamalarla, iktidarın barış, demokrasi anlayışının bir kez daha ortaya çıktığını belirtti. Haftalardır “Demokrasi Yürüyüşü” gerçekleştireceklerini dile getirdiklerini söyleyen Semra, “Bugün valiliklerin yaptığı açıklamayı gördük. Karşıt görüşlerin bir araya gelme ihtimali ve salgın için risk oluşturabileceği yönünde ifadeler vardı. Karşıt görüşlerin bir araya gelmesi gibi bir kaygı taşıyorlarsa bunun güvenliğini zaten devlet sağlamak zorundadır. Kendilerinin bu karşıt görüşlerin saldırılarını engellemesi gerekiyor. Ama tam aksi devletin kendisi saldırıyor. Burada kafede oturan kitleye ciddi bir müdahale oldu. Herhangi bir uyarı yapılmadan, gözaltı yapıldı. Bu da aslında karşıt görüşte olanlarla, bu saldırıyı yapan zihniyetin bir olduğunu gösteriyor. Bu da onların demokrasiye, çözüme bakış açısını gösteriyor. Halkların bir arada olma ihtimaline karşı yaptıkları bir müdahaledir. Halkların bir arada olma ihtimaline tahammül edemiyorlar” dedi.
 
‘HDP büyüyerek geliyor’
 
“Bir arada olmanın faşist zihniyeti devireceğini” ifade eden Semra, şöyle konuştu: “Halkların bir arada olması HDP fikriyatında vardır. Biz tüm engellemelere karşı bu yürüyüşümüzü gerçekleştireceğiz. 3 ay boyunca buna dair eylem etkinliklerimizi devam edecek. HDP büyüyerek geliyor. Bunu bilmeleri gerekiyor. Biz demokrasi ittifakını, demokrasi güçlerini bir araya getirmek için çabalıyoruz. Bu birlikteliği sağlayacağız. O yüzden de hep birlikte diyoruz. Bu yola da o şekilde başladık.”
 
‘Yasal olarak kimsenin yürüyüşümüzü engellemeye hakkı yok’
 
İstanbul Milletvekili Filiz Kerestecioğlu da partisinin yürüyüşüne Edirne’de dahil oldu. Bir partinin, bir başka partinin toplantı, gösteri hakkını, siyasi faaliyetini engelleyemeyeceğinin altını çizen Filiz, “Yasal olarak da kimsenin böyle bir hakkı yok. Biz yokuz bağımsız yargı var. Bağımsız yargı yapıyor vs. falan demesinler bize. Çünkü böyle bir şeyde söz konusu değil. Hele bu pandemi sürecinde burnumuzun dibine girerek insanlara saldırarak gözaltına almaya çalışarak onların yaşamını tehlikeye atıyorlar. Böyle müdahalelerde bulunmak suçtur. Tüm bunlarla ilgili suç duyurusunda bulunacağız” diye konuştu.
 
‘Edirne ile Hakkari’yi buluşturmak istiyoruz’
 
Türkiye’de artık barışçıl toplantı, gösteri hakkının bittiğine dikkat çeken Filiz, “Dolayısıyla Anayasa Mahkemesi’nin direk başvuruları kabul etmesi gerekiyor. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin direk başvuruları kabul etmesi lazım. 1990’lı yıllarda iç hukuk yolları tükenmişti. Şu anda da Türkiye’de iç hukuk yolları tükenmiştir ve insanların hakikaten hakları güvence altında değildir. Bağımsız yargı da yok. Biz bir siyasi partiyiz yapmak istediğimiz şey Edirne ile Hakkari’yi buluşturmak. Hep birlikte, demokrasi için yürümek. Bu illa adım adım yapılması gereken bir yürüyüş de değil. Bu pandemi koşullarını biz biliyoruz. Gayet mesafeli ve ne şekilde davrandığımızı biliyoruz. Ama bu bile engellenmeye çalışılıyor. Bu gerçekten faşizm koşullarında yaşadığımızın göstergesi” değerlendirmelerinde bulundu.
 
'Direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz'
 
Edirne’de yürüyüşe katılan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran da hem HDP’ye yönelik saldırıları hem de hava saldırılarını değerlendirdi. Türk Silahlı Kuvvetleri’ne (TSK) ait savaş uçaklarının Şehit Rüstem Cudi (Maxmur) Kampı, Şengal ve Kandil’e gerçekleştirdiği saldırıya değinen Ayşe, “Halkın sağlığı diyenler dün gece Maxmur ve Şengal’de hava saldırısı ile sivil yaşam alanlarını tahrip etti. İnsanları yaşamsal riskle yüz yüze bıraktı. Hava saldırısı, yürüyüşümüzün ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösterdi. Bugün Türkiye demokrasisi eşitlik, özgürlük ve barışı için başlatılan bu yürüyüşe, demokrasi güçlerinin destek olması gerekiyor. Türkiye’yi yaşanabilir bir ülke haline getirmemiz açısından çok önemli olduğunu düşünüyoruz. Yürüyüşe devam edeceğiz. Bu bizim kararımızdı. Her halükarda, bize dayatılan bu faşist rejim karşısında biz de direnmeye ve mücadele etmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu.
 
'AKP-MHP bloğuna karşı mücadele yükseltilecek'
 
HDP’nin yürüyüşüne Edirne’den dahil olan Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eşsözcüsü İdil Uğurlu gece yarısı sivil insanların yaşadığı yer olan Maxmur ve Şengal’e yönelik hava saldırısının yürüyüşle aynı güne denk getirilmesinin tesadüf olmadığına işaret etti. AKP-MHP bloğunun mülteci halklara saldırıda bulunduğunu söyleyen İdil, “Tam da HDP’nin darbeye karşı başlattığı demokrasi yürüyüşünün başladığı gün Maxmur ve Şengal’e hava saldırısı başlatıldı. Aynı zamanda 15-16 Haziran Türkiye işçi direnişinin başladığı tarih. Toplumsal muhalefetin hareketleneceği bir ivme kazanacağı bir dönem. AKP-MHP bloğuna karşı mücadeleyi yükselteceği bir tarih. Bu aynı zamanda hem HDP’nin kucaklayıcı olduğu tüm kesimleri korkutmaya yönelik yıldırmaya yönelik bir saldırı olarak görmek gerekiyor. HDP’nin 15 Haziran ile başlayan demokrasi yürüyüşünü, demokrasi hamlesini AKP-MHP bloğunun iyi yorumladığını anladığını düşünüyoruz. Ancak halklarda Maxmur ve Şengel’e yapılan saldırıyı iyi yorumladı. Ve bu temelde mücadelesini yükseltecek. İktidar halkı toplumu bıktıramayacak” dedi.
 
‘Halk sağlığını korumayan AKP pandemiyi gerekçe gösteriyor’
 
Hakkari yürüyüşüne katılan Muş Milletvekili Gülistan Kılıç Koçyiğit, Hakkari’de kurulan barikatlarla HDP ile halkın bir araya gelmesinin engellenmek istendiğini ifade etti. Gülistan, “Bu bir polis devletidir, faşizmdir ve biz bu faşizme karşı mücadele vereceğiz. Bizim gösteri ve toplantı yapma hakkımız var. Burada halkın vekilinin bile çıkmasına izin verilmiyor her yer abluka altına alınmış bir durumda. Halkımızın partimizin vekilleri ile buluşmasına izin verilmiyor, bahane olarak pandemi gösteriliyor. Biliyoruz ki AKP pandemi süreci başladığından beri ne halkın sağlığını, ne kadının, işçinin sağlığını korudu. Bu pandemi sürecinde işçiler en kötü sağlık koşullarına rağmen çalışmak zorunda kaldı, kadınlar ev içinde erkek şiddetine maruz kaldı, doğa talanı devam etti. Her tarafı ranta açanlar demokrasi, eşitlik, barış yürüyüşümüzü pandemi gerekçesiyle engelliyor” dedi.
 
‘AKP’ye boyun eğmeyeceğiz’
 
Leyla Güven ve Musa Farisoğulları’nın vekilliklerinin düşürülmesine de dikkat çeken Gülistan, “Kimse buna sineye çekmemizi istemesin” vurgusu yaptı. Gülistan, “Bu ülke AKP’ye rağmen demokratikleşecek, özgürleşecek, eşitlik özgürlük mutlaka gelecek ve bu mücadeleden asla vazgeçmeyeceğiz. Tek bir HDP’li kalsa AKP’ye boyun eğmeyeceğiz ve bütün halklarımızla bu özgürlüğe daha güçlü yürüyeceğiz” ifadelerini kullandı.
 
‘AKP savaş dedikçe biz demokrasi demeye devam edeceğiz’
 
Belediyelerine atanan kayyımlar, partilerine yönelik baskılar ve vekillerin vekilliklerinin düşürülmesine karşı partilerinin eylemsellik kararı aldığını anımsatan Şırnak Milletvekili Nuran İmir ise şöyle konuştu: “Demokrasiye, barışa, eşitliğe ve özgürlüğe kalkan ellere izin vermeyeceğiz. HDP bütün Türkiye halkları için barış ve adalet getirmek için Hakkâri ve Edirne olmak üzere iki koldan yürüyüşlerini gerçekleştiriyor. Ama AKP’nin barışta ısrar etmediğini Maxmur ve Şengal’de bombalarla saldırmasından görüyoruz.  AKP savaşta ısrar ettikçe bizler de hep birlikte bir yaşam demeye devam edeceğiz. Hakkâri’de yaptığımız bu yürüyüş aslında halkımızın ve partimizin önde olduğunu bir kez daha gösterdi. Yürüyüşümüzün başladığı koldan bizi bekleten ve bunlara talimatı veren AKP’nin rezilliğini bütün Türkiye gördü. Biz bunu kabul etmiyoruz, yürüyüşümüz durmayacak ve gittiğimiz her yerde yürüyüşümüzün nedenlerini anlatacağız.  Barış için sonuna kadar mücadele edeceğiz, Van’dan Diyarbakır’a oradan Ankara’ya gideceğiz ve yasaklara rağmen Ankara’ya yürüyeceğiz. Bu yürüyüş barış mücadelesidir, adalet mücadelesidir asla durdurulamayacak.”