Çocuğa cinsel istismar arttı: İktidar zemin oldu

  • 09:07 21 Haziran 2020
  • Güncel
İZMİR - Adalet Bakanlığı’nın açıkladığı 2019 yılına ilişkin adli istatistik verilerine göre, çocuğa yönelik cinsel istismar suçlarında son 4 yılda yüzde 50 artış yaşandı. Çocuğa dönük cinsel istismar suçlarındaki artışı değerlendiren kadınlar, iktidarın istismarı önlemek yerine daha çok zemin olduğunu belirtti.
 
Adalet Bakanlığı'nın 2019 yılına ilişkin adli istatistik verileri, 2019 yılında ceza mahkemelerinde toplam 11 bin 244 cinsel saldırı suçunun karara bağlandığını, 2018'e göre bin 846 artış gösteren kararların yüzde 50,6'sının mahkumiyet kararları olduğunu gösterdi. Verilere göre “çocuğa cinsel istismar” suçlarına ilişkin toplam 28 bin 360 dosya görüşüldü. 19 bin 936 çocuğa cinsel istismar davası karara bağlandı. Ceza mahkemelerinde çocuğa cinsel istismar suçundan açılan davaların sayısı son dört yılda yüzde 50 arttı. Hak savunucusu kadınlar artan istismar oranlarını ve medyanın dilinden, cezasızlık politikalarına nedenlerini değerlendirdi.
 
‘Medyanın dili de istismarı körüklüyor’
 
Kadın Meclisleri'nden Hilal Susuz ana akım medyada yer alan haberlerin ve haber dilinin çocuğa yönelik istismarın artmasını ve istismar suçlarının cezasızlıkla sonuçlanmasını etkilediğini belirterek, “TV’de 17 yaşındaki kız çocuklarının doğum için ideal vücuda sahip olduğu söylendi. Bu tür ifadeler tepki de çekiyor. Pandemi sürecinde 2016’da kadınların yırtıp attığı çocukların kendilerini istismar edenlerle evlendirilip o kişilerin cezasız kalması hapisten çıkmalarının önünü açan bilgiler kim tarafından olduğu bilinmeyen kişilerce sosyal medyaya sürüldü. Bu söylemlerin gündeme gelmesi bile çocuk istismarının önünü açar. Ana akım medyada bu kadar rahat çıkmaları ve bu söylemlerin de cezasız kalması cezasızlığın istismarın önünü açıyor” dedi.
 
‘Çocuğun beyanı esas alınmıyor’
 
Çocuk Hakları Sözleşmesi, Çocuk Koruma Kanunu, Lanzarote Sözleşmesi gibi çocuk haklarını koruyan sözleşmelerin uygulanmamasının istismarın önünü açtığının altını çizen Hilal, davalarda çok somut deliller beklendiğini söyledi. İstanbul Sözleşmesi'ne göre her beyanın etkin şekilde soruşturulması gerektiğini ifade eden Hilal “Çoğu zaman beyanla kalıyor. Çocuğun görmeden tarif edemeyeceği şeyi hayal edip söylemesi mümkün değilken hala beraat veriliyorsa demek ki mevcut yasalar istendiği gibi kullanılıyor. İddiaların etkin soruşturulması gerekir. ÇİM’de (Çocuk İzleme Merkezi) çocuklar dinleniyor. Çocukların ifadelerinin doğru olduğunu yazıyorlarsa neden bekleniyor?” diye sordu.
 
Hilal, devletin çocuk istismarını bütünlüklü ele almak gibi bir derdinin olmadığına dikkat çekerken, çocuğun fail ile evlendirilerek suçun ortadan kaldırılmasında, evliliği onaylayan ailelerin de cezasızlıktan payını aldığını dile getirdi. 
 
‘Görünürlük değil istismar arttı’
 
"Görünürlük mü artıyor istismar mı" tartışmalarının sıkça yaşandığını ancak çocuk istismarı davalarında yüzde 50’ye varan cezasızlığın büyük bir oran olduğunu kaydeden Hilal, “İzmir’de 60 yılla yargılanan iki çocuğunu istismar eden adama son dakika beraat verilmesi, çocukların ifadesi ortadayken savcı bir sene boyunca tutuklu yargılanmasını isterken son dakika beraat kararı çocuk istismarının önünü açan bir durum. Bu kişi tutuksuz yargılanırken Muğla’da iki çocuğu daha istismar etti. Bir defadan bir şey olmaz değil. Cezasızlık sonucu 2 çocuğun daha istismara maruz bırakılmasının somut örneği. Bu olay görünürlükle alakalı değil. Cezasızlık politikası arttırıyor. O kişi istismar ettiği için Muğla’da tutuklandı. Avukat, ‘saldığınızda tekrar edecek demiştik’ dedi ve aynı duruşmada yine tutuklanmadı” şeklinde konuştu.
 
‘Çalışma yapınca istismar ortaya çıkıyor’
 
Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) İzmir Şube üyesi ve 20 yıllık rehberlik ve psikolojik danışmalık öğretmeni Ayşegül Yalçınkaya ise son üç yıldır çoğunlukla çocuğa yönelik cinsel istismar vakasıyla ilgilendiğine işaret etti. Çocukların bildirimiyle ilgili Milli Eğitim Bakanlığı'nın iki dönem rehberlik çalışmalarının etkisinin olduğunu söyleyen Ayşegül, “İhmal ya da istismarla ilgili sınıflarda rehber öğretmenler tarafından bilgi verildiğinde çocuklar neyi yaşadığını tanımladı ve bu tanımlama ile de rehber öğretmenlere veya yakın öğretmenlere deneyimini anlattı. O yüzden bildirim sayısında artış sağlandı. İstismar artıyor ama refleksler de artıyor. Kadın hareketinin güçlü olması etkili. Daha görünür olmaya başladı. Yasal düzenlemeler negatif yapılsa, tecavüzcüler serbest bırakılsa da çocuklar ve kadınlar yalnız değil. Güçlü bir kadın hareketi ile kadınların kendini daha iyi ifade edeceğini düşünüyorum” diye vurguladı.
 
‘Cinsiyetçi tekçi politikalardan bağımsız değil’
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İzmir Şubesi Kadın Hakları Komisyonu'ndan Ayşenur Kizaroğlu, çocuğa yönelik şiddet ve istismarın "tekçi, eril, cinsiyetçi, ırkçı politikaların arttığı bir dönemde artmasının tesadüf olmadığını" dile getirdi. Böyle bir ortamda iktidarın çocuğa yönelik cinsel istismarın affını örgütlemeye çalıştığını ifade eden Ayşenur, “2016’dan beri defalarca sokağa çıktık. Tekrar gündeme getirilmeye çalışılıyor. Bunun altyapısı için şarlatan profesörler, fetvalar ortaya çıkıyor. Kadınlar TCK 103’teki 15 yaşındaki evlendirmelere karşı mücadele ederken, evlilik yaşını 13 yaşına indiren ve kız çocuğuna tecavüz eden faille evlendirmesi gündeme getiriliyor. Doğal olarak bu da yükselen istismarı daha da körüklüyor” dedi.
 
‘İnfaz yasası çocuğa yönelik şiddeti artıracak’
 
Karabağlar Kent Konseyi'nden Funda Özdemir de kadına ve çocuğa yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu ve 6284 sayılı yasanın uygulanmamasının rakamları arttırdığını belirterek, şunları kaydetti: “Çocuk istismarının affı olmaz. Çocuk okula gider oyun oynar. Evet, koronavirüs tehlikeli ama daha tehlikeli olan çocukların, kadınların baskı altına alınması. Yasalar çocuktan yana ama yasalar uygulanmıyor. Çocuk istismarcılarına cezalar verilse bunlar yaşanmaz. Bir de infaz yasası kabul edilince çocuklar daha çok tacize uğrayacak kadınlar şiddete maruz kalacak. Biz bu yasaya karşıyız.”