Üniversiteli Genç Kadınlar: Zaynal Abakarov yargılansın

  • 21:09 22 Haziran 2020
  • Güncel
İZMİR- Üniversiteli Genç Kadınlar, 170 gündür akıbeti bilinmeyen Gülistan Doku’nun davasında baş şüpheli olan Zaynal Abakarov’un yargılanmasını istedi.  
 
Üniversiteli Genç Kadınlar, 170 gündür kayıp olan Gülistan Doku’nun davasında baş şüpheli olan Zaynal Abakarov’un yargılanması talebi ile İzmir Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde bir araya geldi. Açıklama öncesi Karşıyaka’dan Alsancak vapur iskelesi istikametine giden vapurda kadınlar, Gülistan’ın kaybolmasına ilişkin başlatılan soruşturmada tek şüpheli olan ve tutuksuz yargılanan Zeinal Abakarov’un tutuklanmasını talep etti. Kadınlar açıklama yaparken vapur çalışanlarının duruma tepki göstermesi üzerine vapur içerisinde bulunan yurttaşlar, alkış ve zılgıtlarla eyleme destek verdi. Eylemin ardından kadınlar vapur içinde “Gülistan doku nerede?“, “Kaybedilen Kadınlar isyanımızdır” ve “Barajları, gölleri ve ırmakları kadın mezarlarına çevirdiniz” yazılı dövizler açarak Gülistan’ın akıbetini sordu. 
 
Kadınlar daha sonra Alsancak Türkan Saylan Kültür Merkezi önünde “Gülistan Doku bulunsun Zaynal Abakarov yargılansın” pankartını açtı. Açıklamada “Zaynal Abakarov yargılansın”, “Bir kişi daha eksilmeyeceğiz”, “Susmuyoruz korkmuyoruz itaat etmiyoruz” ve “Kaybedilen kadınlar isyanımızdır” sloganları atıldı. Basın açıklamasını kadınlar adına Derya Emrem okudu. Açıklama öncesinde failleri bulunmayan kadın katliamlarına dikkat çeken tiyatral bir gösteri gerçekleştirildi. 
 
‘Kamuoyu intihara inandırılmaya çalışılıyor’
 
Dersim’de 5 Ocak tarihinden bu yana kayıp olan Munzur Üniversitesi öğrencisi Gülistan’ın kaybolmadan bir gün önce Zaynal Abakarov isimli erkekle tartıştığı, son görüştüğü bu kişinin Gülistan’ın kaybolmasından bir gün sonra çalıştığı iş yerinden ayrıldığını söyleyen Derya, “Baş şüpheli durumunda olan ve üvey babası Dersim Emniyeti’nde görevli polis olan Zaynal Abarakov gözaltına bile alınmaması, valilik ve emniyet güçleri tarafından adeta korunduğunu göstermektedir.  Soruşturmanın seyri ve özellikle bazı medya kuruluşlarının haberleri yansıtma biçiminden, her ne kadar kayda değer bir somut delil bulunmamış olsa da kamuoyu algısını intihara odaklama ve buna inandırma yönünde bir girişimin olduğunun da farkındayız” şeklinde konuştu.  
 
‘Sokağa çıkmaktan korkmuyoruz’
 
Şule Çet davasını kapatılmaya çalışıldığını, Ayşe Tuba Aslan’ın resmi şikayetlerinin ve dilekçelerinin görmezden gelindiğini, Rabia Naz’ın katillerinin yargılanmamak için çabalandığını ifade eden  Derya, faillerin korunmaya çalışıldığını, 6284 sayılı yasanın uygulanmadığını dile getirdi. Gülistan Doku ile ilgili davanın halktan gizlenmeden yürütülmesini talep eden Derya, “Bugün erkek şiddetini besleyen ve sürdüren devletin ve yargısının bütün baskılarına rağmen biz üniversiteli genç kadınlar olarak suçlunun kim olduğunu biliyor ve bunu meydanlarda haykırmaktan da korkmuyoruz” dedi.
 
‘Soruşturmalara devlet yön veriyor’
 
Kadın katliamı ve şiddetiyle bir şekilde teması olan erkeklerin özellikle emniyet veya devlet kademelerinde görevliyse, makam ve mevki sahibi tanıdıkları varsa kimi zaman şüpheli olarak dahi gösterilmediği, gösterilmesi halinde ise şüphelilerin bağlantılarına göre soruşturmalara yön verildiği, tarafsız ve objektif bir sürecin işletilmediğini dile getiren Derya, “Tıpkı AKP milletvekili Şirin Ünal’ın evinde ölü bulunan Nadira Kadirova dosyasında olduğu gibi. Gülistan Doku'nun kaybolmasının, bulunamamasının ve kadınların akıbetini sorma isteğinin engellenmek istenmesinin failleri bellidir. Erkek şiddetini besleyen, sürdüren devlet ve kurumlarıdır” ifadelerini kullandı. 
 
Açıklama sloganlarla sona erdi.