‘Devletin bu süreçte cezaevlerinde önlem almadığını gördük’

  • 09:03 25 Haziran 2020
  • Güncel
DİYARBAKIR - Cezaevlerindeki hak ihlallerinin salgınla beraber daha da arttığına dikkat çeken İHD Diyarbakır Şubesi avukatlarından Gurbet Yavuz, “Bu dönemde arama yapacak kadar fütursuz davranıyorlar. Görüşmelere gittiğimizde bazı mahpuslar maske ile çıkarken bazıları maskesiz çıkıyordu. Genel olarak devletin yeterince önlem almadığını ve önemsemediğini gördük” dedi. 
 
Türkiye’nin en büyük sorunlarından biri olan cezaevlerindeki hak ihlalleri, koronavirüs salgını sürecinde daha da arttı. Salgın sürecinde hızlandırılarak çıkarılan infaz yasasında siyasi tutsaklar kapsam dışı bırakılırken, Adalet Bakanlığı ise 28 Nisan’da 120 tutuklu ve hükümlüye virüsün bulaştığını açıkladı. 
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi avukatlarından Gurbet Yavuz, “Kaç tane mahpusta koronavirüs bulaştığını, kaç kişinin kaptığını ve kaç kişinin yaşamını yitirdiğini bilmiyoruz. Türkiye her konuda olduğu gibi haber alma konusunda da şeffaf davranmıyor” dedi.
 
‘Görüşmeler bir memurun inisiyatifine bırakıldı’ 
 
Türkiye cezaevlerinde her dönem çok yoğun hak ihlalleri yaşandığını, her cezaevinde ise ihlallerin farklılık gösterdiğini belirten Gurbet, “Bu ihlallerin yanı sıra tüm dünyayı kasıp kavuran bir salgın süreci var. Derneğimiz fiilen kapalıydı ancak internet üzeri başvuru almaya devam ettik. Normal şartlarda cezaevlerinde bulunanların yakınları tarafından çok fazla başvuru alıyorduk. Fakat salgından dolayı cezaevlerinde kısıtlamalar yaşandı. Ziyaretçi hem de avukat görüşü yapılamadı. Avukatlara da çok acil durumlarda ve tutuklu olan kişilerin duruşmalarından önce görüş hakkı verildi. Bu acil durumlar, kısıtlamalar ise bir memurun inisiyatifine bırakıldı. Tüm bunlar da beraberinde başvurularda ciddi bir düşüş yaşattı” diye konuştu. 
 
‘AİHM’in en fazla ihlal kararı verdiği ülke Türkiye’ 
 
Kısıtlamaların tutsakların korunması iddiasıyla yapıldığını ancak bunun bir koruma yöntemi olmadığını vurgulayan Gurbet, “Çünkü mahpuslar düşünülseydi infaz yasasında eşitlik olurdu. Fakat yasa eşitlikten çok uzak kalıyor. Yasa değişikliği iktidar tarafından hırsla, hınçla siyasi mahpusları dışında bırakacak şekilde düzenlendi” diye belirtti.
 
Yaşam hakkının hem yerel mevzuatta hem de evrensel hukukta vazgeçilmez ve en önemli hak olduğunu söyleyen Gurbet, özellikle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) birçok devletin yaşam hakkını ihlal ettiği yönünde kararları olduğunu hatırlattı. AİHM tarafından en fazla ihlal kararı verilen ülkenin Türkiye  olduğunu ifade eden Gurbet, “Yaşam hakkı ihlali dışında birde kötü muamele yasağının delinmesi ile ilgili bir durum var. Özgürlüğünden yoksun kalan kişilerin, insan onuruna yaraşır bir ortamda infazlarını çekmeleri gerekir. Ancak 591’i ağır olmak üzere bin 594 hasta mahpus olduğunu biliyoruz. Tabi bu veriler İHD’nin eline ulaşmış verilerdir, daha fazla olduğuna inanıyoruz” sözlerini kullandı.
 
‘İnfazda eşitlik için geç kalınmış sayılmaz’ 
 
Salgın nedeniyle birçok ülkede tahliyeler yapılırken Türkiye’de sadece adli tutukluların infaz yasasından yararlandığını hatırlatan Gurbet, salgının başladığı andan itibaren devletin şeffaf olmamasının da bir başka sorun olduğunu sözlerine ekledi. Gurbet, “Cezaevlerindeki durumla ilgili yeterince ve sağlıklı bilgiler verilmiyor. Adalet Bakanlığı’nın bir açıklaması oldu. Birkaç cezaevi savcısının açıklamaları oldu. Fakat şimdiye dek kaç tane mahpusa koronavirüs bulaştığını, kaç kişinin yaşamını yitirdiğini bilmiyoruz” şeklinde konuştu.
 
'Temizlik malzemeleri verilmiyor'
 
Türkiye’nin her konuda olduğu gibi haber alma konusunda da şeffaf davranmadığını kaydeden Gurbet, yakın zamanda birkaç cezaevi ziyaretine gittiklerini belirterek, “Genel anlamda baktığımızda devletin virüs sürecinde yeterince önlem almadığını ve önemsemediğini gördük. Görüşmelerde ise bazıları maske ile çıkarken bazılarına da hiç maske verilmiyordu. Bez maske veriliyor ve mahpuslar tüm süreci o maske ile geçiriyor. Tedbirler son derece yetersiz, temizlik malzemeleri son derece kısıtlı veriliyor. Bazı cezaevlerine hiç verilmiyor, bazıları da para ile almak zorundalar. Temizlik ve koruma malzemeleri kantinden alındığında son derece pahalı malzemelerdir" dedi. 
 
‘İnsan hayatı bu kadar basite alınamaz’
 
Bazı cezaevlerinde ise hala koğuşlarda arama yapıldığını ifade eden Gurbet, “Böyle bir dönemde arama yapacak kadar fütursuz davranabiliyorlar. Bütün bunlar bize devletin süreci ciddiye almadığını ve mahpusların hayatını düşünmediğini gösteriyor. İnsan hayatı bu kadar basite alınamaz. Yine çağrıda bulunuyoruz. Kimse yaşamını yitirmeden yeterli önlemler alınsın, infazda eşitlik sağlansın” çağrısında bulundu.