Klinik psikolog Efsun: Aileler çocuklara yüklenmekten kaçınmalı

  • 10:21 26 Haziran 2020
  • Güncel
ANKARA - YKS sınavına girecek 2 milyon 433 bin öğrencinin sınav stresinin yanında virüs kapma stresini yaşayacağını belirten uzman klinik psikolog Elif Efsun Tatar,  öğrencilere stresle baş etme adına kimi önerilerde bulundu. Sınav sonrasına da dikkat çeken Efsun, ailelerin çocuklara yüklenmekten kaçınması gerektiğini vurguladı. 
 
Koronavirüs salgını nedeniyle ertelenen ardından daha önce duyurulan tarihte yapılması planlanan Yükseköğretim Kurumları Sınavı’na (YKS) yarın 81 ilde 2 milyon 433 bin öğrenci girecek. Sınav sürecinde çeşitli şekillerde stres ve kaygı yaşayan öğrenciler, salgında vaka ve ölüm sayısının artması ile birlikte sınav stresinin yanında virüs stresi de yaşıyor.  Uzman Klinik Psikolog Elif Efsun Tatar, sınav günü öğrencilerin yaşayacağı, korku, stres ve panik durumları ve sonrasına işaret ediyor.
 
‘Öğrencilerin elinden bir ay alındı bu da kaygıyı arttırdı’
 
Sınav tarihinin önce ertelenmesi, sonra tekrar öne çekilmesinin sınava girecekler açısından belirsizlik ve stresin artmasına sebep olduğunu vurgulayan Efsun, “ Daha önce 25-26 Temmuz olarak belirlenen sınavın 27-28 Haziran’a alınması, sınava gireceklere birdenbire 1 ay kaybettirmiş oldu. Bu da kafalarında yaptıkları planın 1 ay gerisine düşmelerine sebep oldu. Sınava hazırlananlar için 1 ay oldukça uzun bir zaman dilimidir ve bir anda 1 ayın ellerinden alınması yine kaygıya ve motivasyon kaybına neden oldu” şeklinde konuştu.
 
‘Öğrenciler sınavın erteleneceği düşüncesiyle çalışmaya ara verdi’
 
“Öğrenciler ve aslında herkes hayatımızın belki de en garip dönemini yaşadık” diyen Efsun, yetişkinler için bile bu süreç oldukça stres vericiyken, tamamına yakını ergenlik çağındaki bireylerden oluşan sınava gireceklerin, bu süreçte en çok zorlanan gruplardan biri olduğunu ifade etti. Sınava gireceklerin çok büyük bir kısmının normal koşullarda okulda ve/veya dershanede sınava hazırlandığını ve bu yüzden çalışmalarını evde sağlıklı bir şekilde sürdüremediğini kaydeden Efsun, sözlerini şöyle sürdürdü: “Hatta büyük çoğunluk için imkansız bir hal aldı. Bir yandan salgınla ilgili kaygılar, bir yandan uzun süre evde olmak, sokağa çıkma yasağı gibi faktörler, sınava girecekleri elbette olumsuz etkiledi. Tamamına yakını motivasyon kaybı yaşadı. Bir kısmı, sınavın erteleneceği beklentisiyle çalışmaya ara verdi ya da tempoyu düşürdü. Sürekli evde kalmaktan kaynaklı olarak psikolojik açıdan oldukça bunaldılar ve bu kadar çok olumsuzluğun içinde sınava hazırlanmak birçok kişi açısından gerçekleşmesi zor bir beklenti haline geldi. Ayrıca sürekli evde olunduğu için aile içinde yaşanan sıkıntılar artış gösterdi ve bu da sınava hazırlananlar üzerinde ekstra bir yük oldu. Bir de birçok aileyi etkileyen iş kaybı ve getirdiği ekonomik sorunlar da eklenince sınava hazırlanmak iyice zorlaştı.”
 
‘Büyük bir kitle karşımıza çıkıyor’
 
Bu süreçte özel okulların online eğitim sistemine geçip kısmen de olsa öğrenciyi bireysel olarak motive etme çabası gösterirken, devlet okuluna devam edenlerin böyle bir şanslarının olmadığının altını çizen Efsun, “Böylesine zor bir dönemde tamamen yapayalnız kalan öğrenciler çok zorlandılar. Kaldı ki, ‘karantina süreci herkesi eşit hale getirdi, zengin de fakir de eve kapandı’ şeklinde söylemlere sıkça denk gelsek de, herkesin karantinasının aynı olmadığını çok iyi biliyoruz. Kimileri evlerinde her türlü imkana sahipken, kimileri kendilerine ait bir odaları, hatta bir çalışma masaları olmadan sınava hazırlanmaya çalıştılar. Bu noktada yine hayatta durdukları yerin kurbanı olan büyük bir kitle karşımıza çıkıyor" diye belirtti. 
 
‘Sınav esnasında maskenin çıkarılması stres yaratacak’
 
Aylardır sokağa çıkmayan ve yeni yeni dışarı çıkmaya başlayan insanların birdenbire büyük bir kalabalığa girecek olmalarının da stres verici bir durum olduğunu dile getiren Efsun, maske kullanmaya alışık olunmadığı için sınav boyunca maskeyi kullanmanın zorlayıcı olduğunu sözlerine ekledi. Öğrencilerin sınav sırasında maskelerini isterlerse çıkarabileceklerini bilmelerinin bir yandan rahatlatıcı olmakla birlikte, virüs kapma riskini doğurması açısından da yine stres yaratacağını vurgulayan Efsun, “Sınav esnasında maskeyi çıkarmak veya çıkarmamak konusunda önceden bir karar verilse dahi, sınav sırasında hissedilen özel ihtiyaçlar doğrultusunda gerekirse bu kararın değiştirilmesi gerekir. Yani kişi sınavda maskeyle durmaya karar verse bile, sınav sırasında rahatsız olursa bu karara bağlı kalmak zorunda hissetmemeli. Tabi sınava maskeli girin ya da maskesiz girin şeklinde bir öneride bulunamıyoruz, çünkü bir yandan gerçekçi bir risk de var. Kişinin o anda hissettiği ihtiyacına göre davranmasından başka çare maalesef yok” ifadelerini kullandı.
 
‘Olumsuz düşüncelerden uzaklaşmak gerekir’
 
Efsun, konuşmasının devamında sınava girecek öğrencilerin stresle baş etmesi için yapılması gerekenleri şöyle anlattı: “Öğrencilerin sınavdan bir gün önce çalışmayı bırakmalarını ve risk almadan keyifli zaman geçirmeye çalışmalarını öneriyorum. Ayrıca sınavdan bir gece önce ve sınav sabahı nefes egzersizleri yaparak gevşemeye çalışmaları faydalı olacaktır. Çok basit bir egzersiz olarak, sırt üstü uzanıp gözlerini kapatmaları ve burundan nefes alıp ağızdan nefes vermeleri, bu sırada kendilerini mutlu ve güvende hissettiren bir yerde olduklarını zihinlerinde canlandırmaları onları bir miktar rahatlatacaktır. Akıllarına gelen olumsuz düşüncelerden uzaklaşmaya çalışarak, sınav anındaki olası olumsuz senaryolara değil de sınav sonrasına odaklanmaya çalışmalarında yarar var. Sadece kendisinin değil, sınava girecek olan herkesin benzer belirsizlik süreçlerinden geçtiğini hatırlamak da rahatlatıcı olabilir. Sınav sırasında kaygıları çok arttığında kısa bir ara vererek zihinleri boşaltmaları, nefeslerini düzenleyerek gevşemeye çalışmaları, gerinip kaslarını açmaları gerekir. Burada kaybettikleri kısa bir zaman, sınavın geneli açısından onlara zaman kazandıracaktır. Ayrıca sınava giderken rahat edecekleri bir maske seçmeleri faydalı olur.”
 
‘Sınav sonrası aileler çocuklara yüklenmekten kaçınmalı’
 
Efsun, sınav öncesi gerekli önlemlerin alınması adına ruh sağlığı uzmanlarından fikir alınmadığını ve bu kapsamda düzenlemelerin hayata geçirilmediğini belirterek sınav sonrasında yaşanabilecek durumlara dikkat çekti. Efsun, “Sınav sonrasında mümkün olduğu kadar bu konunun evlerde uzun süre konuşulmasından kaçınmak gerekiyor. Aileler de bu güç süreci dikkate alarak çocuklara yüklenmekten kaçınmalılar. Sınav sonrasında sınava takılıp kalmak, zaten aylardır stres yaşayan öğrencilerin çektiği ızdırabı artırmaktan başka bir işe yaramaz. Karantina sürecinde birçok öğrenci meslek hayallerine dair umutlarını yitirdi. Bu sebeple, sınav sonrasında bir süre tercih konusundan uzak durmak ve sonrasında gelecekte ne istediğine dair düşünerek uygun şekilde tercih yapmak gerekiyor” dedi.
 
‘Bu koşullarda sınava girmek dahi başarı’
 
Bu koşullar altında sınava girmenin dahi başlı başına bir başarı olarak ele alınabileceğini kaydeden Efsun, “ Öncelikle zor koşullar altında motivasyonlarını koruyarak sınava hazırlananlar olmak üzere, sınava girecek herkese başarılar diliyor ve hiçbir sınavın kendilik değerlerini belirlemediğini akıllarından çıkarmamalarını umuyorum” diye konuştu.