‘Cenazelerin yıkanmasına dahi izin verilmiyor’

  • 09:02 26 Ağustos 2020
  • Güncel
VAN - MEBYA-DER Eşbaşkanı Gülistan Önver, PKK’lilerin cenazelerinin ne hastanede ne de camide yıkanmasına dahi izin verilmediğini belirterek, “Baskı, korku politikalarıyla insanların değerlerinden uzaklaşmasını amaçlıyorlar. Cenazeye saygısızlık kabul edilemez” dedi.
 
Van, Diyarbakır, Mardin, Bitlis, Hakkari, Muş ve Şırnak’ta PKK’lilerin mezarları tahrip edilirken, aileler ise cenazeyi alma sürecinden, defnetme sürecine dek birçok baskıyla karşı karşıya bırakılıyor. Bölgede yakınlarını kaybeden ailelerin başvurusu üzerine aileler ile dayanışan Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) Eşbaşkanı Gülistan Önver, maruz kaldıkları muameleyi anlattı. 
 
‘Dini vecibeler yerine getirilemiyor’ 
 
6 aydır ailelerden gelen başvuralar üzerine çalışmalarını yürüttüklerini söyleyen Gülistan, saha çalışmalarında kolluk güçlerinin baskısına maruz kaldıklarını belirtti. Geçtiğimiz hafta Murat Şipal’in ailesinin cenazeyi almak için kendilerine başvuruda bulunduğunu söyleyen Gülistan, “MEBYA-DER olarak ailenin başvurusu üzerine hastaneye ardından ise defnedileceği mezarlığa gittik. Orada polis aile dışında kimseyi mezarlığa almadı. Annenin oğlu için yaktığı ağıda dahi tahammül edemeyip, ‘bağırma!’ diye tepki gösterdiler. Ailenin ne hastane de ne de camide dini vecibelerini yerine getirmesine izin vermediler. İki kız kardeşinin başlarındaki örtüyle mezarın üzerini kamufle ettikten  sonra anne ve baba oğullarını kefenleyip öyle defnedebildiler” dedi.
 
‘İnsanlık dışı uygulamalar’ 
 
İnsanlık dışı uygulamalarla karşı karşıya kaldıklarını ifade eden Gülistan,“Bir annenin çocuğunun cenazesinin üzerinde ağıt yakması engellendi. Böylesi insanlık dışı bir muamele ve vicdana sığmayan bir davranış kabul edilemez. Ölüleri nasıl bir tehlike olarak görüyorlar ki hala zulüm ediyorlar, işkence ediyorlar” sözleriyle tepki gösterdi. 
 
‘Kürt halkı için cenaze bir değerdir’
 
Cenazelere yönelik saldırı ve mezarlıkların tahrip edilmesini “Kürt değerlerine bir saldırı” olarak tanımlayan Gülistan, Kürtler için cenazenin bir kutsal olduğunu söyledi. Gülistan, “Aslında bütün halklar için cenaze kutsaldır. Dolayısıyla bilinçli bir şekilde hem cenazenin defnedilmesi sırasında, hem de defnedildikten sonra baskıyla karşı karşıya bırakılıyor” ifadelerini kullandı.
 
90’lı yılları aşan uygulamalar olduğuna vurgu yapan Gülistan, “Bitlis Garzan örneğinde olduğu gibi 300’e yakın kişinin cenazesi DNA bahanesiyle İstanbul’a oradan da kaldırımlara defnedildi. Toplu mezarlıklar artık açık bir şekilde oluşturuluyor. Baskı, korku politikalarıyla insanların değerlerine sahip çıkmaması amaçlanıyor. Bizler başvurular doğrultusunda üzerimize düşecek tüm sorumlulukları yerine getirmeye hazırız. Kim olursa olsun cenazeye, mezarlığa yönelik saygısızlık kabul edilemez” dedi.