TJA aktivisti Gülcihan Şimşek: Mücadelemizin haklılığını görmüş olduk

  • 09:09 12 Eylül 2020
  • Güncel
 
 
Hikmet Tunç
 
VAN -  Kadın mücadelesine yönelik baskıları değerlendiren TJA aktivisti Gülcihan Şimşek, “Kadın çalışanlara yönelik gözaltı ve tutuklamalar bir taraftan da bizlere ‘muhalefetimizle demek bizler doğru yerdeyiz’ mesajını da barındırıyordu. Gözaltıyla tutuklamayla vermiş olduğumuz mücadelenin haklılığını görmüş olduk” dedi.  
 
Rosa Kadın Derneği soruşturması kapsamında 24 Mayıs’ta “örgüt üyesi olmak” iddiasıyla gözaltına alınan ve çıkarıldığı mahkemece tutuklanan Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Gülcihan Şimşek, 9 Eylül’de Diyarbakır 11’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen ilk duruşmasında tahliye oldu. 
 
Gülcihan, hakkındaki iddiaları ve tutuklanma sürecine ilişkin değerlendirmelerde bulundu. 
 
Evine baskın yapıldığı tarihte Van’da olduğunu, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü ile aynı süreçlerde yürütülen ‘İnfaz Yasası’ ile ilgili tartışmaların yürütüldüğünü söyleyen Gülcihan, “Kadınlardan doğru yasaya yönelik ciddi bir tepki oluşmuştu, yine İstanbul Sözleşmesi tartışmaları sürüyordu. Bu durumda yapılan operasyonun kadınlara yönelik yürütülüyor olmasını anlıyoruz” dedi.
 
‘Gizli tanıklarla yargı mekanizmaları işledi’
 
Gülcihan iktidarın bölgede ve Türkiye’de kadın mücadelesine ve kazanımlarına yönelmesini şu sözlerle değerlendirdi: “Gözaltına alınarak tutuklanan kadınlara yönelik hazırlanan iddianamelerin içeriği anlaşılmayan, gizli tanıklarla bir kişinin ya da tanığın vereceği bilgi ile adalet ve yargı mekanizmaları işledi. Eğer gizli tanık varsa bu kişinin gözaltına alınıp, hatta ceza alması için yeterli bir sebeptir. Böylesi bir hukuk sistemi oluşturulduğu için de şu anda binlerce kadın gözaltına alınmış ve tutuklanmış durumda.”
 
‘Basın açıklamasına katılmak suç oldu’
 
Hem TJA’lı aktivistlere hem de Rosa Kadın Derneği’ne yönelik baskılara ilişkin Gülcihan şu ifadeleri kullandı: “Özelde kadına yönelik geliştirilen bu müdahaleyi 22 Mayıs sabahı evimize yapılan operasyonla uyandık. Tabi burada birçok arkadaşın evine gidiş biçimi, müdahale biçimi, kabul edilecek bir durum değildir. Tutuklandıktan sonra hazırlanan iddianamelerin dernek yöneticiliği, üyesi, demokratik talebine yönelik hazırlandı. Ya da 2018 tarihinde katıldığın bir toplantı, ya da açlık grevine yönelik eylem etkinliğe katılmak, basın açıklamasına katılmaktan bir yargılanma oluşarak bunun üzerinden bir tutuklama gerçekleşti.”
 
‘Bizler doğru yerdeyiz’
 
Diyarbakır ve Antep başta olmak üzere 14 Temmuz’da yapılan baskınlarda aktivist, STK üyeleri ve HDP yönetici ve üyelerinden oluşan çoğu kadın 30 kişinin gözaltına alındığını anımsatan Gülcihan, “Tutuklanmamızın ardından yine kadınlara dönük bir operasyon gerçekleşti. Yine Rosa Kadın Derneği’nden otuza yakın arkadaşımız gözaltına alındı ve bunlardan 5’i tutuklandı. Kadın çalışanlara yönelik üst üste gözaltı ve tutuklamalar aslında bir taraftan da bizlere ‘muhalefetimizle demek bizler doğru yerdeyiz’ mesajını da barındırıyordu. Gözaltıyla tutuklamayla vermiş olduğumuz mücadelenin haklılığını görmüş olduk” sözlerini kullandı.
 
‘Ciddi bir muhalefet yürütülüyor’ 
 
Türkiye’de güçlü bir kadın muhalefetinin olduğunu belirten Gülcihan, özelde Kürt kadınların son yıllarda toplumsal sorunlara karşı yürüttüğü mücadelenin önemine dikkat çekti. Gülcihan, “Kürt kadınları, kadına yönelik şiddet, toplumdaki sosyal, kültürel ve kırım politikaları, ekonomik sömürü ve sosyal sorunlara dönük ciddi bir muhalefet yürütüyor. Türkiyeli kadınlarla da; ‘Birlikte Güçlüyüz’, ‘Mor Dayanışma’, ‘Kadın Cinayetlerini Durduracağız’ gibi platformlar, hareketler, inisiyatifler ile şu an güçlü bir kadın muhalefeti kurulmuş durumda” ifadelerine yer verdi.  
 
‘Toplumun kodlarıyla oynanıyor’
 
“Her gün bir kadın katledilirken bizler sessiz kalamayız” diyen, Gülcihan, İstanbul Sözleşmesi’ne değindi. Gülcihan, “İstanbul Sözleşmesi içerisinde uyulması gereken kurallar var ve uyulması gereken maddeler var. Kadınlar bu yönelimlere karşı İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için ciddi bir muhalefet yürüttü.  İstanbul Sözleşmesi’ne müdahaleyi kabul etmedi. ‘İmza atmışsan uygula’ şeklinde bir mücadele yürüttü. Kadınlar hem ev içi şiddetten hem de boşanmak istediğini söylediği için katlediliyorlar. Ayda yaklaşık olarak 30, 40 kadın katlediliyor. Nasıl öldürüldükleri de muğlaklaşıyor. Çünkü bunlar failleri belli olmayan ölümler olarak kayıtlara geçiyor. Bilinçli olarak yaşanan katliamlar kadının gerçekten şu an yaşam mücadelesi vermesi ciddi bir sorundur. Bu toplumun kodlarıyla oynanarak, kadınlara yönelik geliştirilmeye çalışılan bu yönelim biçimi kabul edilmez. Biz kadınlar olarak da mücadelemizi sürdürmeye devam ediyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
Özgür bir yaşamı örgütlemek olmazsa olmazdır’
 
Kadına yönelik her türlü şiddete karşı mücadele ettiklerini söyleyen Gülcihan son olarak, şöyle konuştu:  “Mücadele yürüttüğümüzü her platformda, her yerde söylemeye devam ediyoruz. Dünya kadın yürüyüşünün de bileşeniyiz, yine dünya kadın konferansının bileşeniyiz. Bir mücadele var, bu mücadele içerisinde mantelite şu olmamalı, yasaklarla dolu olan bir dünya kimseye kazandırmaz. Kadınlar bu konuda daha da mücadeleci. O yüzden kadınların talep ettiği şeyin açık net ifadesi kendi yaşamlarını, kendi yönetim biçimlerini, yine ekonomik özgürlüklerini, ne ucuz bir köle statüsünde kalmak isterler, ne de bir demokrasinin olmadığı bir yerde kalmak isterler. Dünya kadınları açısından da, Türkiyeli kadınlar açısından da, feminist kadınlar açısından da, gerçekten bizim mücadelemizin, daha demokratik, daha özgür bir yaşam olması noktasında yasaklayıcı yasaları kadınların önüne koymak yerine, yasakları kaldırıp gerçekten özgür bir yaşamı örgütlemek bizim için olmazsa olmazdır.”