Kadınlar saldırılara karşı ‘örgütlü mücadeleyi’ çözüm görüyor

  • 09:05 24 Eylül 2020
  • Güncel
Safiye Alağaş-Medya Üren
 
DİYARBAKIR - Özel savaş politikalarına tepki gösteren kadınlar, kadın katliamlarının politik olduğuna dikkat çekti. Kadınlar ayrıca, saldırılar karşısında örgütlenerek ve mücadele ederek yürütülen politikaların boşa çıkarılacağını söyledi. 
 
Türkiye'de Kürt kazanımlarına dönük özel savaş politikalarıyla saldırılar gerçekleştiriliyor. Tecavüz ve kadını katleden failler iktidar tarafından korunarak işledikleri suçlardan aklanıyor. Tecavüz faili Musa Orhan, Sakarya'da Kürt işçilere yönelik ırkçı saldırı ve Gülistan Doku olaylarına benzer binlerce olay yaşanıyor. Kadınlar yürütülen özel savaş politikalarını değerlendirerek, Kürt halkının bu saldırılara karşı örgütlenmesi gerektiğine işaret etti.
 
'Özel savaş politikalarının farkında olmalıyız'
 
Barış Anneleri Meclisi üyesi Şükriye Doğan, özel savaş politikalarını bilmenin ve farkında olmanın gerekliliğini vurguladı. Şükriye, "Zaten düşman bilinçli ve sinsice yaklaşıyor. Kandırılmamak için düşmanın niyetini iyi bilmemiz gerekiyor. Bugün tüm yönleriyle bizlere dönük saldırılar gerçekleştiriliyor. Fuhuş, istismar, tecavüz, hırsızlık, madde kullanımı ile Kürt halkını bitirmek istiyorlar. Bu nedenle kadınlar ve gençler hedefte. Tecavüz kültürünü yürüterek, cezasızlık politikalarını yürütüyorlar. Tıpkı Musa Orhan örneğinde olduğu gibi" dedi.
 
'Bu saldırılarla erkekler yüceltiliyor'
 
Devlet zihniyetinin kökeninin kötü olduğunu belirten Barış Anneleri Meclisi üyesi Perihan Altun, AKP iktidarı ile birlikte devlet zihniyetinin farklı bir renge büründüğünün altını çizdi. İktidarın eril erkek zihniyetle kendini var ettiğini dile getiren Perihan, "Taşıdığı zihniyetini topluma enjekte ediyor. Toplumun değerlerini ortadan kaldırmak için kendi özel savaş yöntemlerini kullanıyor. Eskiden tecavüz olayı yaşandığında toplum tecavüzcüyü cezalandırıyordu. Fakat bugün böyle değil. Musa Orhan gibi binlerce uzman çavuş kadınlara tecavüz ediyor. Ve cezalandırılmıyorlar. İpek Er'e yönelik tecavüz politiktir, Musa Orhan'ın serbest bırakılması politiktir. Gülistan Doku'nun kayıp olması politiktir" diye konuştu.
 
'Artık yeter'
 
Kürtlerin yok edilmesine yönelik saldırıların her yönüyle sürdürüldüğüne dikkat çeken Perihan şöyle devam etti: "Bu saldırılara karşı örgütlenmeliyiz. Bilinçli olmalıyız ki düşman amacına ulaşamasın. Kendi yerimizi ve düşmanımızın amacını bilmeliyiz. Ailelerimiz de kendilerini bu yönde örgütlemelidir. Bizim sessizliğimizden kaynaklı düşman açık bir şekilde bize saldırıyor. Artık her şey açık bir şekilde yapılıyor. Mevsimlik işçiler darp edildi, Kürt işçiler katledildi. Artık bıçak kemiğe dayandı. Irkçılığa ve cinsiyetçiliğe karşı bütün Kürtler ayağa kalkmalı ve artık yeter demeli."
 
'Örgütlülüğümüzü güçlendirmeliyiz'
 
Kürt kadınlarının özgürlük için önemli adımlar attığını belirten TJA aktivisti Ayşe Işık, Kürt kadınlarının yürüttüğü mücadelenin farkında olan iktidarın Kürt kadınlarını siyasetten ve mücadele alanlarından uzaklaştırmak istediğini söyledi. Ayşe, “Kadınların evlere kapatmak istiyor. Bu yöntem özellikle Kürt kadınları ve gençleri üzerinde yürütülüyor. Kadını düşürerek, örgütlülüğü ortadan kaldırmak istiyorlar. Genç kadınlar olarak örgütlülüğümüzü güçlendirmeliyiz. Kendimizi her yönüyle eğitmeliyiz" diye  konuştu.