‘Topluma öncülük edecekler eğittiğimiz çocuklarımızdır’

  • 09:06 2 Ekim 2020
  • Güncel
KOBANÊ - Kürtçe Dil öğretmeni Cakilîn Şêx Xıdır, 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü dolayısıyla günümüz koşullarında öğretmenlerin yaşadığı zorlanmalara dikkat çekti. Cakilîn, “Bir toplum için öğretmenler ne kadar kutsalsa, unutmamak gerekir ki bu topluma öncülük edecek kişiler, eğittiğimiz çocuklardır. Bizim için de öğrencilerimiz kutsaldır” dedi. 
 
5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nün geçmişi, Uluslararası Öğretmenler Örgütü’nün katkılarıyla Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) ile Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından öğretmenlerin statüsüne ilişkin tavsiye kararı almasına dayanır. Bu statü, öğretmenlerin haklarına yönelik önemli ve tarihi bir adım olur. Aynı zamanda söz konusu statü, öğretmenlerin konumlarını güçlendirmeyi, haklarını geliştirmeyi korumayı amaçlarken, uluslararası düzeyde yapılmış bir toplu sözleşme niteliği taşıyor.  1994’te ILO ve UNESCO’nun da ilan etmesiyle beraber 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü, birçok ülkede farklı tarihlerde kutlanıyor. 
 
Günümüz koşullarında ise birçok öğretmen ya zorunlu şartlar altında öğretmenlik yapıyor ya da iktidarlar tarafından emeklerine yönelik saldırı, ihraç edilme mesleki saygınlığını kaybetme, güvencesiz ve esnek bir performansa dayalı istihdam politikaları ile karşı karşıya kalıyor. 
 
Kobanê Kantonu’nda Kürtçe dil öğretmeni Cakilîn Şêx Xıdır,  5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü kapsamında Kuzey ve Doğu Suriye’de öğretmenlerin yaşadıkları sorunları dair ajansımıza değerlendirmelerde bulundu. 
 
‘Zara ve Ferzat Kemanger öncü öğretmenlerimizdir’
 
İlk olarak 5 Ekim Dünya Öğretmenler Günü’nü kutlayan Cakilîn, öğretmenlerin verdiği emeğe dikkat çekti. Cakilîn, “Bugünü hem yaşamını yitirmiş öğretmenlerimizin hem de aralıksız bir şekilde bugüne kadar emek veren bütün öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutluyorum. Zara Muhemed ve Ferzat Kemanger, İran Rejimi tarafından idam edilirken, öğrencilere Kürtçe ders veriyor diye de Zara Muhemed idam cezasıyla tutuklandı. Öğretmenler, toplumun en kutsal kişileridir. Okul çocukların ikinci evidir. Her öğretmenin görevi önce çocukları iyi bir eğitim ve iyi bir terbiyeyle büyütmektir. Unutmamak gerekir ki bu topluma öncülük edecek kişiler, büyüttüğümüz çocuklardır. Bizler de öğretmenler günümüzü öğrencilerimizle beraber yöresel kıyafetlerimizi giyerek moral eşliğinde kutluyoruz” dedi. 
 
 ‘Kürtçe ana dilimizdir’
 
Kürtçe diline yönelik baskılara dikkat çeken Cakilîn devamında şunları dile getirdi: “Sadece Rojava’da değil dört parça Kürdistan’da Kürtçe dili yasaklanmış ve baskı altında konuşuluyordu. Onun için Kürtçe dili zayıftı. Fakat devrimden sonra bütün okullarımızda Kürtçe resmi bir dil olarak veriliyor. Eskiden dil bilimi ile uğraşanlar, yazarlarımız ve Kürtçe eğitim veren öğretmenlerimiz ya sürgün edildi ya da var olan baskılardan dolayı kaçmak zorunda kaldılar. Onun için şu an her ne kadar sistemimizde Kürtçe dili resmi olsa da istediğimiz gibi değildir. Eksik kaldığımız yönleri vardır. Kürtçe, zengin bir dil olmasına rağmen senelerdir var olan baskılardan kaynaklı bazı konularda eksik kalıyoruz. Bazen Arapça kelimelerin Kürtçe karşılığı yoktur. Bunun için de bazı kavramların anlamını bulmakta zorlanmalar yaşıyoruz.”
 
‘Online ders öğrencileri zorluyor’
 
Bölgede uzun süredir devam eden savaş politikalarından dolayı yaşadıkları zorlanmalardan söz eden Cakilîn, “Eskiden Arapça dili okullarda resmi dil olarak kullanılırken şu anda Kürtçe ders vermek daha zor oluyor. Kürtçe zengin bir dil olduğu için ve yörelere göre, lehçelere göre değiştiği için zorlanmalar oluyor. Eskiden yorumlarla öğrencilerimize derslerimizi kavratıyorduk. Fakat 2019 yılından bu yana bizi bayağı zorladı. İlk başta alanlarımıza yönelik saldırılardan kaynaklı öğrenciler okula gelemediler. Şu anda da koronavirüs salgınından dolayı gelemiyorlar. Her ne kadar online ders veriyor olsak da öğrencileri zorluyor. Bazı öğrencilerimizin evinde internet olmadığı için derslerden geri kalıyorlar. Bu da hem öğrenciler açısından hem de öğretmenler açısından zorlanmalara neden oluyor” sözlerini kullandı. 
 
‘Amacımız mesafe koymadan eğitim vermek’
 
Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi’ne bağlı okullarda verilen dersler ile Suriye Rejimi’ne bağlı okullarda verilen dersler arasında önemli oranda bir fark olduğunu dile getiren Cakilîn şöyle konuştu: “Devlet sisteminde öğretmenler ve öğrenciler arasında mutlaka bir mesafe vardır. Devlet sistemindeki öğretmenlerin yaklaşımından dolayı bazen öğrenciler soru sormaya çekinirlerdi. Verilen eğitimler çoğunlukla ezber yöntemiyle olurdu. Fakat bizi ayrıştıran durumlara karşı amacımız, öğrenci ve öğretmen arasına bir mesafe koymadan yaklaşmak. Samimiyetle öğrencilerimize yaklaşıp, rahat olmalarını sağlıyoruz. Ezber yöntemi tercih etmiyoruz. Soru-cevap şeklinde ve öğrencilerin yorumlarını katarak derslerimizi veriyoruz. Her çocuğun kendi yeteneklerini görmesini ve yeteneğine göre meslek edinmelerini sağlıyoruz.”