'Etrafımıza çözümsüzlük duvarı örenler bilsinler ki vazgeçmiyoruz'

  • 13:27 3 Ekim 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Cumartesi Anneleri, eylemlerinin 810’uncu haftasında bir kez daha kayıplarının akıbetini sorarken, faillerin ise cezalandırılmasını istedi. 
 
Cumartesi Anneleri,  “Failler belli kayıplar nerede” sloganıyla gerçekleştirdikleri eylemlerinin 810’uncu haftasını yine pandemi nedeniyle sosyal medya üzerinden yaptı. Eylemde bu hafta 2 Ekim 1993 tarihinde Ankara Kızılay'dan gözaltına alındıktan sonra kaybedilen ve ardından katledildiği öğrenilen Abdülmecit Baskın için adalet istendi.
 
Eylemde ilk olarak Abdülmecit’in çocukları  Eren Baskın ve Melek Baskın söz aldı. Babasının katledildiğini öğrendiğinde henüz 4 yaşında olduğunu ve bu nedenle hak arama mücadelesinin çok erken yaşta başladığını belirten Eren, gözaltı, kaybetme ve katletme olaylarının kendisi gibi çocuklar üzerinde bıraktığı etkiye dikkat çekti. Eren Van’da iki çiftçinin helikopterden atılması olayına atıfta bulunarak, “Geçen yıllarda gözaltına alma ve katletme yöntemlerinin beyaz toroslardan  Sikorsky’lere  evrilse de, bu hukuk tanımaz zihniyete karşı savaşım çok daha güçlü olacaktır. Başka bir çocuğun annesiz, babasız büyümemesi için adil ve eşit bir dünya bırakmak bizlerin boynunun borcu olsun” dedi.
 
‘Hukuk önünde mahkum olmalarını istiyoruz’
 
Ardından söz alan Melek ise “Etrafımıza çözümsüzlük duvarı örenler bilsinler ki, biz asla faillerin bulunup yargılanması talebimizden vazgeçmeyeceğiz. Tek istediğimiz faillerin hakkaniyete uygun bir şekilde yargılanmaları. Biz evlatlar zaten katilleri ve katilleri koruyanları vicdanlarımızda mahkum ettik. Artık hukuk önünde de mahkum olmalarını istiyoruz. Hiç kimse unutmasın ki, kayıplarımızdan aramaktan ve kayıplarla buluşma mekanımız olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz” diye belirtti. 
 
‘Verilen emirler devletin üst kademelerindendi’
 
Ardından söz alan dava avukatı Saytaç Ekinci, Ayhan Çarkın’ın yaptığı itirafları hatırlatarak, “Bu itiraflar önemliydi. Zira Ayhan Çarkın cinayetlerin yerlerini neredeyse 20 yıl sonra gösteriyordu. Kullanılan silahları doğru olarak ifade ediyordu. Verilen emirlerin devletin üst kademelerinden olduğunu ifade ediyordu” dedi.
 
‘Davanın takipçisi olacağız’
 
Davada sürekli savcı ve hakim değiştiğini ve bu kişiler tarafından delillerin ciddiye alınmadığını belirten Saytaç, sanıkların gelmediği oturumların gerçekleştiğini ifade etti. Saytaç, “Çok ciddi ifadelere ve delillere rağmen tüm sanıklar hakkında beraat kararı verildi. Bu beraatlar tarafımızca istinaf mahkemesine gönderildi” diyerek davanın takipçisi olacaklarını vurguladı.
 
İki gün sonra cenazesi bulundu
 
Eylemin bu haftaki açıklamasını  1994 yılında İstanbul’da kaybedilen Adnan Yıldırım’ın kızı Leyla Yıldırım okudu. "Gözaltında kaybedilişinin 25. yılında Mecit Baskın dosyasını kamuoyu ile paylaşmak istiyoruz" diyerek sözlerine başlayan Leyla Mecit’in katledilme sürecini şu sözlerle anlattı: "41 yaşında üç çocuk babası olan Mecit Baskın, Ankara Altındağ Nüfus Müdürü'ydü. 2 Kasım 1993 tarihinde Ankara'da kendilerini polis olarak tanıtan, polis yelekli, telsizli bir ekip tarafından gözaltına alındı. İki gün sonra cansız bedeni, Ankara Gölbaşı mevkiinde bir köylü tarafından bulundu. Mecit, Milli İstihbarat Teşkilatı Genel Koordine Merkezi'ne 200 metre mesafedeki metruk bir binanın arkasında elleri arkadan bağlanmış ve ateşli silahla vurularak öldürülmüştü." 
 
‘Ailenin başvuruları sonuçsuz bırakıldı’
 
Ailenin başvurularının etkin bir soruşturma yapılmadan “kovuşturmaya yer olmadığı” kararıyla sonuç bırakıldığını söyleyen Leyla, "26 Mart 2011 tarihinde özel harekât polisi Ayhan Çarkın, İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na verdiği ifadede; 1993 yılında Özel Harekât Daire Başkanı İbrahim Şahin'in emriyle, Mecit Baskın'ı gözaltına aldıklarını ve Mecit Baskın'ın Ziya Bandırmalıoğlu ile Ayhan Akçay tarafından öldürüldüğünü detaylarıyla anlattı. Ayhan Çarkın'ın anlattıkları, olay yeri tutanakları ile karşılaştırıldı. İfadeler ile yer gösterme tutanaklarının 'örtüştüğü' savcılık dosyasına eklendi" dedi.
 
‘Cezalandırılmalarını istiyoruz’
 
2014 yılında Ankara 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde açılan davada bugüne kadar hiçbir ilerleme kaydedilemediğini belirten Leyla, "Mecit Baskın'ın gözaltına alınışının 27’inci yılında adil bir yargılama sonucunda dava dosyasında isimleri bulunan sanıkların cezalandırılmalarını istiyoruz" diye konuştu.
 
Leyla son olarak kendilerine yasaklanan “kayıpları arama mekanı” olan Galatasaray’dan vazgeçmeyeceklerini yineledi.