Kobanê’de son sözü Arîn söyledi: Ne teslim oluruz ne esir düşeriz

  • 09:05 5 Ekim 2020
  • Okumadan Geçme!
Dîcle Demhat- Berçem Cudî
 
KOBANÊ - Eylemiyle “Kobanê düştü düşecek” diyenlere Kürt kadınlarının son sözünü henüz söylemediği mesajı veren Arîn Mîrkan’ı mücadele arkadaşı Penaber Kobanê,  “Heval Arîn, ‘biz bu toplumun öncüleriyiz, Kürt kadını her zaman direnişleriyle bilinir. O kadar kolay değil düşmanın eline esir düşmek. Ne teslim oluruz ne de esir düşeriz. Direnişimizle zaferi kazanacağız' demişti” sözleriyle anlattı. 
 
DAİŞ çeteleri 2014 yılının Eylül ayında Kobanê’yi 3 koldan kuşatmaya alarak ağır silahlarla saldırdı. Türkiye tarafından da Kobanê’ye sızma yapan DAİŞ çetelerine karşı savaşçılar ferdi silahları ile karşılık verdi. O günlerde dönemin Başbakanı Tayyip Erdoğan “Kobane düştü düşecek” açıklaması hafızalardaki tazeliğini korurken, 5 Ekim 2014 günü savaş en çetin zirveye ulaştı. Kobanê’yi aceleyle ele geçirmek isteyen DAİŞ çeteleri Kobanê’de bulunulan Miştenur Tepesi’ne yönelmeye başladı. İşte bizler Arîn Mîrkan’ın adını ilk defa o dönem yaptığı fedai eylem ve çeteleri geri püskürtmesiyle duyduk. Arîn bedenini siper ederek “Kobanê düşmedi, düşmeyecek” dedi. Arîn’in eylemi kısa sürede dünya kadınlarının da gündemine düşerek, dikkatleri Rojava Devrimi’ne çekti. 
 
Kobanê Kantonu Askeri Meclis üyesi Penaber Kobanê, Kobanê direniş ruhunu ve Arîn Mîrkan’ın direnişini ajansımıza değerlendirdi.
 
‘Kobanê direnişinin öncüsü kadınlar oldu’
 
Kobanê direnişinde yer aldığını ve direnişleriyle bütün dünyaya ses getirdiklerini anlatan Penaber, şunları ifade etti: “Kürt kadını ve erkeği direnişleriyle dünyada bir kez daha tanındı. Bu büyük direnişe arkadaşlarımız büyük bir coşkuyla katıldılar. Zaferi taçlandırmak tek umut olduğu için her saldırıda büyük zaferlerle geri dönüyorduk. Hiçbir zaman kırılmadık. Zılgıtlarımızla hamlelere katılırdık. Her bir zılgıt karşısında çeteler kırılırdı. Kadınlar bu direnişte öncülük rollünü oynamışlardı. İlk fedai eylemi Heval Revan yapmıştı. Heval Revan’nın bu eyleminden sonra iki gün boyunca çeteler bizimle savaşmadı. Büyük bir korku yaşayan çeteler kadınların direnişleriyle kırılmıştı. Çeteler en büyük kayıplarını Kobanê savaşında verdi. Kuzey ve Doğu Suriye üzerinde hükümranlığını sürdüren çeteler, Kobanê zaferiyle beraber bütün alanlarda büyük kırılmalar yaşıyorlardı. Zaten kısa bir süre içinde de diğer alanları da özgürleştirdik. Kobanê çetelere mezar oldu. Erdoğan’ın da Kobanê düştü, düşecek hayalleri gerçekleşmedi.”
 
‘Arîn’in direnişi gözlerinden okunurdu’
 
Arîn’le beraber kaldıklarını söyleyen Penaber, O’nun yaşama olan coşkusuyla herkesten farklı olduğunu dile getirdi. Penaber, Arîn’in direnişinin çocukluk tutkusu olduğunu belirterek, O’nu şöyle anlattı: “Ölümden hiç korkmazdı, ‘bir ölüm olacaksa onurlu ve toplum için olmalıdır’ derdi. Heval Arîn’le Kobanê direnişinde de iki gün beraber kaldık. Doğu ve batı arasında bir noktada iki günü beraber geçirdikten sonra ayrıldık. Beraber kaldığımız süreçte konuşur bazen de şakalaşırdık. Kim önce şehit düşerse cenazemiz düşmanın eline geçmemeli derdik. Heval Arîn, ‘eğer cenazemiz düşmanın eline geçecekse parça parça olalım daha iyidir’ derdi.  Kobanê’de büyük direnişin bir diğer alanı ise Miştenur Tepesi’ydi. Miştenur Tepesi’ni kaybetmemek için büyük bir direniş hem YPJ hem de YPG güçleri tarafından sergilendi. Bu tarihi anda da Heval Arîn sembol oldu. Heval Arîn, ‘biz bu toplumun öncüleriyiz, Kürt kadını her zaman direnişleriyle bilinir. O kadar kolay değil düşmanın eline esir düşmek, ne teslim oluruz nede esir düşeriz. Direnişimizle zaferi kazanacağız' demişti. Kürtler var olduğu sürece de Heval Arîn ve Revan’a direnişleriyle öncülerimiz olacaktır. Kürt kadınları Zarife’lerden, Zilan ve Beritan’ların direniş ruhunu ve çizgisini kendine esas almıştır.”
 
‘Zılgıtlarımız zafer zılgıtıydı’
 
Arîn ve arkadaşlarının eylemlerinin direnişi daha da büyüttüğünü vurgulayan Penaber, onlardan güç ve moral aldıklarını ve direnişlerini büyüttüklerini söyledi. “Zılgıtlarımız zafer zılgıtıydı” diyen Penaber, “İrademiz ve gücümüz yoldaşlarımızın direnişiydi. Hiçbir savaş bedel ödemeden zafer elde etmemiştir. Zaferin gerçekleşmesi için bedel öderiz. Onun için de verdiğimiz bedellere layık olmak için mücadelemizi büyütürüz. Biz paralı bir ordu değiliz, bu halkın çocuklarıyız, toplumun öncüleriyiz. Bu yüzden göç eden halkımıza özgür bir ülke yaratmak için canımız pahasına savaşır, gerektiğinde de canımızı feda ederiz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Her mevzide kadınlar yer alıyordu’
 
Savaş sürecinde halkın büyük bir kısmının göç etmek zorunda kaldığını hatırlatan Penaber, şöyle devam etti: “Her gün medyada ‘Kobanê düştü, düşecek’ diyen Erdoğan halkımızı kirli politikaları için kullandı. Halkımız tekrar topraklarına geri dönmeliydi. Bunun için büyük bir direniş sergiledik. Burada en büyük komuta gücünü kadınlar oluşturuyordu. Her mevzide kadınlar yer alıyordu. Direnişe yeni katılan genç kadınlar büyük bir direniş sergilediler. Heval Arîn’in mücadelesiyle YPJ’e direnişi daha da büyüdü. Şuan Kobanê ‘Şehitler Şehri’ (Bajare Şehidan) olarak biliniyor.”
 
‘Arînlerin fedai ruhu kazandı ve hep kazanacaktır’
 
Penaber, Arîn şahsında fedai ruhun hem YPG hem de YPJ güçlerinde canlandığını vurgulayarak, “Fedai ruhla Kobanê zaferini kazandık. Eğer kaybetseydik bu fedai ruhumuzu da kaybedecektik. Fakat arkadaşlarımızın fedaice direnişleri daha coşkulu katılmamızı sağladı. Görmek ve anlatmak aynı olamaz. Yaşadığımız anları dile getirmek zordur. Ne kadar anlatsam da o direnişin ruhunu anlatmakta yetersiz kalacağım. Kobanê direnişinin ruhu hala yaşatılıyor. Evet DAİŞ çetelerine mezar yeri oldu. Fakat bu direnişi hazmedemeyen Türkiye ve Erdoğan’ın içine de bir yara olarak kaldı. Bunun için de şuana kadar Türkiye’nin alanlarımıza özellikle Kobanê üzerindeki tehditleri devam ediyor. Askeri Meclis olarak şunu belirteyim, Arîn arkadaşın Kobanê’deki direnişi zaferin sembolü oldu. Türkiye’nin Kobanê’ye yapacağı herhangi bir saldırı karşısında binlerce Arîn olacaktır. Arînlerin direnişini hep yaşatacağız” ifadeleriyle konuşmasını noktaladı. 
 
Arin Mîrkan kimdir?
 
Arîn Mîrkan (Dilar Gencxemis), 1992 yılında Efrîn’e bağlı Mabata’nın Husê köyünde dünyaya geldi. Husê köyü Mîrkan olarak da biliniyor. Arîn, değerlerine ve mücadeleye bağlı bir ailede büyüdü. 2007 yılında ise Kürt özgürlük mücadelesinde yerini aldı. Rojava Devrimi’nin başlamasıyla beraber doğduğu topraklara dönerek Kadın Savunma Birlikleri’ne (YPJ) katıldı. Burada komutanlık görevini üstlendi. Arîn, güler yüzlü, sıcakkanlı, güçlü kişiliği ve düşüncede de çok derin özellikleriyle kısa sürede kadın mücadelesinin öncüsü olup, Kobanê direnişinin de sembolü oldu. Arîn kadınlara eyleminin yanı sıra şu sözleri de miras bıraktı: “Kürt kadınları Kobanê direnişinde daha son sözünü söylemedi. Biz çetelerden korkmuyoruz. Sonuna kadar savaşacağız. Çetelerin eline geçeceğimize, kendi bedenimizi feda ederiz.”