Kadın örgütlerinden Abdullah Öcalan için yeni hamle

  • 16:13 8 Ekim 2020
  • Güncel
HESEKÊ / ŞEHBA- Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın örgütleri,  ,“İşgale ve soykırıma hayır! Kadını ve yaşamı hep birlikte koruyalım” hamlesi başlattı.
 
Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadın örgütleri, düzenledikleri ortak açıklamayla PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit ve uluslararası komployu, Türkiye ve ona bağlı grupların  saldırıları ve suçlarını protesto etmek için yeni bir hamle başlattı. Şehba’daki Serdem Kampı ile Hesekê’nin batısındaki Waşûkanî Kampı’nda düzenlenen basın açıklamalarında, “İşgale ve soykırıma hayır! Kadını ve yaşamı hep birlikte koruyalım” hamlesinin startı verildi.
 
Hamleye ilişkin şu açıklama yapıldı:
 
“Türk devleti Suriye krizinin başından bu yana krizin ömrünü uzatmak adına en kirli rolü oynamış, müdahaleleriyle sahadaki siyasi ve askeri gelişmelere olumsuz etkide bulunmuştur. Nihayetinde Suriye toprakları üzerindeki Osmanlı yayılmacılığı üzerine stratejik çıkarları ifşa olmuştur.Yaşanan olaylar göstermiştir ki Türk devleti Suriye’deki durumu kendi için kullanmış, kriz yaratan ve derinleştiren güçler arasında yerini almıştır.
 
Türkiye’yi kollayan ve çıkarlarını gerçekleştiren Rusya perdesi altında yapılmıştır
 
Suriye krizinin başladığı 15 Mart 2011’den beri Türk devleti, Suriye’nin iç işlerine müdahale etmiş, süreç içinde müdahale yöntemlerini değiştirmiştir. Bununla birlikte 2012’de, bazı batılı ülkelerle yaptığı anlaşma ve aldığı onaylar neticesinde Serêkaniyê ve Kobanê’deki bazı terörist gruplara destek amacıyla muhalifler ve şiddet yanlısı gruplar için sınır kapılarını açmıştır.Öte yandan gerçekleştirilen Suriye krizine ilişkin Cenevre, Soçi ve Astana gibi toplantı ve çözüm arayışlarında en kötü rolü oynamış, bu toplantılar sonucu ‘gerginliği azaltma bölgeleri’ adı altında Suriye’nin birçok bölgesine el koymuştur. Farklı isimler verilse de neticede işgal edilmiş olan bu bölgeler terörist grupların Türk devleti güvencesindeki eğitim ve üslenme noktaları olmuştur.
Suriye halklarına karşı üstlendiği kötü ve yıkıcı rolü tamamlamak adına hareket eden işgalci Türk devleti, ‘Fırat Kalkanı’, ‘Zeytin Dalı’ ve ‘Barış Pınarı’ adlarını verdiği saldırılarla Bab, Ezaz. Cerablus, Efrîn, Girê Spî ve Serêkaniyê’yi işgal etmiştir. Bu saldırılar, Türkiye’yi kollayan ve çıkarlarını gerçekleştiren Rusya perdesi altında yapılmıştır.
 
İşgalci Türk devletinin çeşitli adlar adı altında bir araya getirdiği fakat diğer yandan uluslararası terör örgütü listelerinde yer alan çete gruplarıyla ilişkisi, artık gizlenemeyecek bir gerçekliktir. Bu çete grupları arasında her alanda destek sunduğu ve sunmaya devam ettiği El Nusra ve DAİŞ gelmektedir. Türk devletinin doğrudan denetiminde olan çete grupları da adı geçen bölgelerde Türkleştirme, etnik ve kültürel soykırım, demografik yapıyı değiştirme ve zorunlu göç politikaları yürütmektedir. Bu terörist çete grupları sivillere karşı katliam, talan, hırsızlık, tarihi mirasları tahrip etme, ağaç kesme, tarım ve ormanlık alanları ateşe vermek gibi suçlar işlemektedir.
 
Kadınlar hedef alındı
 
Bu saldırılar, cinsiyetçi zihniyete sahip erkek egemen rejimler tarafından gerçekleştirilmekte ve kadınların özgürlük mücadelesini sınırlandırmak amacıyla kadını hedef almaktadır. Dünya genelinde her gün farklı ülkelerde farklı yöntemlerle gerçekleşse de benzer olaylara şahit oluyoruz. Kadının varlığını hedef alan bu rejimler, bu yaptıklarıyla toplum ve doğa üzerinde tehlike oluşturmaktadır. 
 
İşgal edilen bölgelerimizde bu suçların işlendiğini, özellikle o bölgelerde bulunan kadınların maruz kaldıkları suçları herkes duymalıdır. Tecavüz, katliam, esir alma, kaçırma gibi vukuatlar, kadınları kirli bir şekilde kullanma, onların soykırımını, iradesini ve mücadelesini kırmayı amaçlamaktadır. Hevrîn Xelef ve Eqîde Anne’nin katli, Şehit Amara’nın cenazesiyle oynanması, çok sayıda kadının Türk devleti ve çetelerinin en kirli suçlarına maruz kalması, son olarak Kobanê’nin Helinc köyünde Zehra, Hebûn ve Emîne Anne’nin katledilmesi hâlâ hafızalardadır. Mücadeleci kadınları hedef alan tüm bu saldırıların amacı, Kadın Özgürlük Hareketi ve onun örgütlerini darbelemek amacı taşımaktadır. Türk devletinin gerçekleştirdiği saldırılarda kullandığı vahşi yöntemler, kadınların devrim ve kazanımlarını korumadaki öncülüğünden korktuğunu göstermektedir.
 
Demokratik ulus projesi hedef alındı
 
Türk devletinin Suriye topraklarının bir kısmını işgal altında tutması ve başka yerleri işgal tehditleri, bölge güvenliği için endişe vericidir. Suriye halklarının katli için uluslararası alanda yasak olan silahları kullanması, Suriye topraklarında yıkımı arttırdığı ve halen talan ve yıkıma devam ettiğini göz önünde bulundurduğumuzda Suriye’de yeni bir insani felakete yol açacağı aşikardır. Tüm bunlarla birlikte saldırılarla Kürt, Arap, Süryani, Asuri, Keldani, Türkmen, Çerkez ve Êzidî halklarının barış içinde ortak yaşamını temsil eden Demokratik Ulus projesini darbelemeyi hedeflediği bilinmektedir.
 
Katliam ve savaşın önüne geçmek için Türk devlet tehlikesine karşı dikkatli olmalı; Kadın özgürlüğü ve devrim kazanımlarını tehdit eden suçların önünü almalıyız.
 
Büyük darbeler vurmayı gaye edindi
 
Türk devleti saldırılarıyla, Suriye’deki halklar ve kültürler arasındaki ortak yaşama; Suriye’de ortak yaşam ve halkların özgürlüğü temelinde güven ve huzur tahsisi amacı güden siyasi çözüm projelerine büyük darbeler vurmayı gaye edinmiştir. Diğer yandan NATO başta olmak üzere uluslararası alandaki sessizlikten faydalandığı ve çıkarlarını gerçekleştirdiği göz önünde bulundurulduğunda DAİŞ’ten daha tehlikeli olduğu görülecektir. 
Kısacası Türk devleti ve çetelerinin Suriye halklarına karşı işlediği etnik ve kültürel soykırım, zorla göç ettirme ve demografi değiştirme uygulamaları, insanlığa karşı işlenmiş suçlar ve savaş suçu kapsamına girmektedir. Dolayısıyla Türk devleti, er ya da geç yargılanacak ve cezalandırılacaktır.
 
Bugün kadın örgütleri, hareketleri, birlikleri ve kurumları olarak Türk devletinin soykırım ve kadınları, halkları haklarından mahrum bırakma zihniyetine karşı, sesimizi tüm dünyaya duyurmak için yeni bir hamle başlatıyoruz. 
 
Çabalar boşa çıkmıştır
 
Kadınların hak ve onurunu koruma mücadelesine halen devam etmesi, Türk devletinin bütün çabalarının boşa çıktığını göstermektedir. Başlattığımız bu hamle ile Kadın dayanışması ve birliğiyle büyük bir güç oluşturulacak; işgal, soykırım ve faşizm hezimete uğratılacaktır.
Hamle kapsamında Kuzey ve Doğu Suriye geneline yayılmış birçok eylem ve çalışma yapılacaktır.
 
Bu temelde ilgili kurum ve kuruluşlara, Kuzey ve Doğu Suriye’de işlenen suçlara karşı utanç sessizliğinden çıkmaları; hukuki, insani ve ahlaki ilkelere göre aktif bir rol alarak harekete geçmeleri çağrısında bulunuyoruz. Çünkü her sessiz kalış düşmanlığa katılmak anlamına gelmektedir.
Kadın ve insan hakları kurumları başta olmak üzere tüm ilgili kurumları, işlenen suçları belgelemek ve suçluların yargılanması için rollerini oynamaya çağırıyoruz.
 
Uluslararası topluma ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne uluslararası hukuk eden, bölgesel ve küresel güvenlik tehdit oluşturan Türk devletine saldırılarını durdurması ve Suriye topraklarına saldıran güçlerini çekmesi adına baskı yapmaya davet ediyoruz.
 
Tüm dünya kadınlarının kazanımlarıdır
 
Dünya çapında tüm kadın örgütleri ve hareketlerini, Kadın Devrimi’ne destek vermeye çağırıyoruz. Çünkü bu devrimin kazanımları, tüm dünya kadınlarının kazanımlarıdır. Bu nedenle devrimi korumak; dünya adına insanlık için karanlık güçlere karşı büyük savaş veren QSD, YPG ve YPJ’ye destek olmak gerekmektedir.”
 
Açıklamada imzası bulunan kadın örgütlerinin isimleri ise şöyle:"Kongreya Star,Suriye Kadın Meclisi,Süryani Kadın Birliği,Kadın Adalet Meclisi,Özerk Yönetim Kadın Koordinasyonu,Kuzey ve Doğu Suriye Kadın Meclisi,Suriye Gelecek Partisi Kadın Bürosu,Demokratik Suriye Meclisi (MSD) Kadın Bürosu,Demokratik Toplum Hareketi (TEV-DEM) Kadın Bürosu,Genç Kadın Birliği,Sara Kadına Karşı Şiddetle Mücadele Örgütü,Barış Yönetim Ağı,Suriye Kadın Hakları Araştırma ve Koruma Merkezi,İnsan Hakları Örgütü,İnsaf Terakki Örgütü,El Yasmin Örgütü,Sawuşka Kadın Kooperatifi,Komperatîfa Sawoşka ya Jin,Aşna Terakki Örgütü,Ferat Yardım ve Terakki Örgütü,Edil İnsan Hakları Merkezi,Dicle Ekoloji Koruma Kooperatifi,Belsem Sağlık Eğitim Merkezi,Şemal İnsani Yardım ve Kalkınma Kooperatifi,Cizre Terakki Örgütü,Erd El Selam Örgütü,Kobanê Yardım ve Terakki Örgütü,Hêvî Yardım ve Terakki Örgütü,Soz Yardım ve Terakki Örgütü,Eta El Baxoz Terakki Örgütü,Sewaad Terakki Örgütü - Dêrazor,Du Ceman Forumu Örgütü,Dan Yardım ve Terakki Örgütü,Terahum Terakki Örgütü,Doz Sivil Toplum Örgütü,Sibe Xweşe Yardım ve Kalkınma Kooperatifi,Maya Kooperatifi,Nur Can Kooperatifi - Amûdê.”