'Baskılar artıyor diye haber yapmaktan vazgeçecek değiliz’

  • 09:16 12 Ekim 2020
  • Güncel
Hikmet Tunç 
 
VAN - Gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösteren meslektaşları, gelinen noktada gazetecilerin hedef halinde olduğunu belirterek, “Sarayda kurulan propaganda başkanlığı ve trol ordusu yetmiyor. Bunun aksini araştıran gazeteciler hapsediliyor. Onlar baskıyı artırıyor diye haber yapmaktan, soru sormaktan ve önümüze konulandan daha fazlasını araştırmaktan vazgeçecek değiliz” dedi.
 
Van’da 6 Ekim’de evlerine yapılan baskınla gözaltına alınan muhabirimiz Şehriban Abi, gazeteci Nazan Sala, Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Adnan Bilen ve Cemil Uğur, “devlet aleyhine toplumsal olayları haber yapmak” suçlamasıyla çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Meslektaşları, gazetecilerin tutuklanmasına tepki gösterdi. 
 
‘Van emniyetinin gözü önce gazetecilere dönüyor’
 
Gazetecilerin hayali suçlamalarla tutuklanmasının büyük bir adaletsizlik olduğunu söyleyen gazeteci Nimet Ölmez, Van’da çalıştığı süre zarfında gazetecilere yönelik yaklaşımları kendisinin de yaşadığını kaydetti. Nimet, “Her haber çekiminde iktidarın güdümünde olan basın yayınları hariç muhabirlere sahada inanılmaz zorluklar çıkarılıyor. Nihayetinde kendileri niyetlerini açıkça belli ederek ‘MA ajansı çekmesin de kim çekerse çeksin’ demeye kadar vardılar. Kentte son yıllarda sayısız toplumsal olay gerçekleşti ve bu olaylarda Van emniyetinin gözü önce gazetecilere dönüyor. En önce gazetecilerin kameraları kapatılmaya çalışılıyor, soruşturmalar, tutuklamalarla gazeteciler yıpratılıyor. 4 gazetecinin tutuklanması bu kentte yaşanan tüm hak ihlallerinin üstünü örtmekten başka bir şey değildir” dedi.
 
‘Doğru olan bir haberi halkın bilmeye hakkı yok mu?  
 
İktidarın, muhalif medyanın servis ettiği tüm haberleri “mili güvenliği ve kamu düzenini bozan haberler” olarak gördüğünü, yargının bu saikle hareket ettiğini kaydeden Nimet, “Doğru olan bir haberi halkın bilmeye hakkı yok mu” diye sordu. Nimet, “Doğru ve yanlış haberi bir kişinin selameti belirlememeli. Çatak ilçesinde operasyona çıkan askerler tarafından gözaltına alınan Servet Turgut ve Osman Şiban helikopterden atıldı. Yine Gevaş'ta mantar toplayan 4 köylü kolluk güçleri tarafından gözaltına alınarak ‘4 terörist yakalandı’ diye fotoğrafları paylaşıldı ve bu insanlar gözaltındayken ağır işkencelere maruz kaldı. Daha sonra bunların köylüler olduğu ortaya çıkınca serbest bırakılmadılar mı? Bu fotoğrafları emniyetin kendisi sosyal medyada paylaşmıştı. Yine Van'da gözaltına alınan aile bireyler kadın çocuk demeden işkenceye, kötü muameleye maruz kaldı. Yeni bir hayat umuduyla sınıra koşan mülteciler donarak sınırda ölüyor, cenazeleri aylar sonra bulunuyor. Van'da HDP'nin seçimle kazandığı tüm belediyelere kayyum atanıyor, eşbaşkanları tutuklanıyor. Haber değeri taşıyan bunca olay gerçek değil mi? Gerçek. Bu doğruları halkın bilmeye de hakkı var” şeklinde konuştu.
 
‘Gazetecilerin tutuklanması için zemin hazırlandı’
 
“İktidar tamamen güdümünde bir medya istiyor” diyen Nimet, “Kendilerine bağımlı kıldıkları medya patronları, sarayda kurulan propaganda başkanlığı ve trol ordusu yetmiyor. Bunun aksini araştıran gazeteciler hapsediliyor, kimileri ‘hain olmakla yunan basınına çalışmakla’ itham ediliyor. Yurt dışındaki siteler ise anında engelleniyor. Arkadaşlarımızın gözaltına alındığı ilk günden itibaren kimi yerel siteler onları hedef tahtasına oturttu. Avukatların bile ulaşamadığı bilgileri, dosyanın içeriğini yazıp çizdiler. Tutuklanmaları için zemin hazırladılar” ifadelerini kullandı.
 
‘Haber yapmaktan vazgeçecek değiliz’
 
Türkiye’de sayısız hak ihlalinin, derin bir yoksulluğun yaşandığına, kadınların her gün katledildiğine de işaret eden Nimet, şunları söyledi: “Elbette bunları çıkıp birilerinin söylemesi, mikrofonunu halka uzatması gerekir. İktidar, kendisine yakın olmayan gazetecileri sahadan silmek için sarı basın kartı yönetmeliğinde bir dizi değişikliğe gitmiş, kendisinden olmayan medya mensuplarının bu kartı almasını imkansız hale getirmiştir. Arkadaşlarımızın sarı basın kartı olmadığı için onların gazeteci olmadığı yönünde karar veriyor. Adnan Bilen 20, Nazan Sala 13 yıldır gazeteci. Onuruyla didinen tüm zorluklara rağmen haber yapmış ve kamuoyuna bunu duyurmuş, sahada olan onlarca gazeteci var. Yaptığımız haberler bunun en iyi kanıtıdır. Onlar baskıyı artırıyor diye haber yapmaktan, soru sormaktan ve önümüze konulandan daha fazlasını araştırmaktan vazgeçecek değiliz.”
 
‘Gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz’
 
Gazeteci Zelal Sarı, meslektaşlarının, dosyalarında yazılanın aksine sadece “gazeteci” oldukları için tutuklandıklarının altını çizdi. Gazetecilerin tutuklanması ile sahada çalışan gazetecilere gözdağı verilmek istendiğini belirten Zelal, “Arkadaşlarımız yalnızca yaşanan bir olayı halka duyurdukları için tutuklandılar. Onların bu şekilde tutuklanması bir nevi hepimize ‘istediğiniz her haberi yapamazsınız buna izin vermiyoruz’ demek oluyor. Kendimizi sahada çalışırken güvende hissetmiyoruz. Kendimizi en iyi şekilde ifade edebileceğimiz alanı kullanamıyoruz ama biz bütün baskılara rağmen gazeteciliğinden çokça şey öğrendiğimiz insanlar gibi dayanışma içerisinde mesleğimizi sürdürmeye devam edeceğiz. Gerçekleri yazmaktan vazgeçmeyeceğiz” ifadelerinde bulundu.
 
‘Gazetecilik hedef halinde’
 
Gazetecilerin tutuklanmasını bir “intikam operasyonu” olarak değerlendiren gazeteci Zeynep Kuray ise şunları söyledi: “Gerçekleri yazmayacaksınız mesajı veriliyor. Bunu kabul etmek mümkün değil. Belgelenmiş, ortaya çıkmış bir haber nedeniyle kimse tutuklanamaz. Gelinen bu noktada gazetecilik hedef halindedir. Gazeteciler susturulmak isteniyor. Biz devam edeceğiz, susmayacağız, bizim sorumluluğumuz kamuoyunadır. Birçok kez denediler özgür basını susturmayı ama başaramadılar. Onu da tamamen susturarak tek tip bir yayın istiyorlar. Onları hep övecek, her şeyi ‘tozpembe’ gösterecek bir yayın istiyorlar. Muhabirler, gazeteciler gördüklerini, yaşadıklarını birebir tanık olduklarını yazacaklar.  Bizim görevimiz tarihe not düşmektir. Bu tür baskılarla, tutuklamalarla yıldıramazlar. Geçmişte de yapıldı, tutmadı, bugün de aynı şeyi yapıyorlar. Ne kadar gerçekler yazılıyorsa o kadar rahatsız olmaya başladılar. Pervasızca bütün gerçeklerin önüne set kurmaya çalışıyorlar. Bugün kafasını kuma gömme günü değildir. Kamuoyunun da gazetecilere sahip çıkması gerekiyor. Bütün engellemelere rağmen gerçekleri halka ulaştıracağız.”