Delil yok ama gizli tanık var!

  • 09:07 13 Ekim 2020
  • Güncel
Şehriban Aslan
 
DİYARBAKIR - 4 yıldır gizli tanık ihbarıyla evi basılan ve çocukları gözaltına alınan Fatma Akalan, yapılan işkencelerden dolayı bir çocuğunun kulak zarının patladığını ve vücudunda birçok kırık oluştuğunu belirtti. Fatma, “Çocuklarımın başına bir şey gelirse bunu devletten bilirim” dedi.
 
Neredeyse her gün siyasi soykırım operasyonları kapsamında bölgede sayısız ev baskını gerçekleştirilirken, çok sayıda kişi gözaltına alınıyor, tutuklanıyor. Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde yaşayan Fatma Akalan’ın evi de 4 yıldır onlarca kez polisler tarafından basıldı. İki çocuğu için defalarca kez yapılan baskınlarda eve zarar verildi, eşyalar dağıtıldı, kapısı kırıldı. “Gizli tanık beyanları” gerekçe gösterilerek yapılan ev baskınlarında bugüne dek tek bir delil dahi gösterilmiş değil.
 
Çocuklarına her baskın sırasında işkence yapıldığını söyleyen Fatma, üç kere taşınmak zorunda kaldığını kaydetti. Fatma, hiçbir delil olmamasına rağmen gizli tanık beyanları üzerine evinin basıldığını sözlerine ekledi.
 
‘Kapıyı kilitleyip işkence yaptılar’
 
Dört yıldır neredeyse her ay evinin özel harekât polisi ve polislerce basıldığını söyleyen Fatma, ilk baskında yaşadıklarını anlattı. Fatma ilk baskında gelen özel harekât polislerinin kendisine, “Dayê kapıyı aç biz hevaliz” dediklerini söyleyerek, şöyle devam etti: “Bana öyle dediklerinde onları anlamadığımı söyledim. Ardından yine bana doğalgaz kaçağı için geldiklerini ve kapıyı açmam gerektiğini söylediler. Ben de kapıyı kırmamaları gerektiğini kapıyı açacağımı söyledim. Kapıyı açar açmaz başıma silahı dayadılar, bizi yere yatırdılar. Biri 14, biri de 16 yaşında olan çocuklarımı küçük odaya attılar, 50’ye yakın polis de odaya girip çocuklarıma işkence yaptılar. Hem bizim olduğumuz odayı hem de çocuklarımın olduğu odanın kapılarını kilitlediler. Ben çocuklarımın çığlıklarını duydukça bağırıyordum kucağımda küçük kızım vardı polis bana, ‘Siz yatın kalkın bu küçük çocuğa dua edin. Sizi burada öldürürdük silahı da üzerinize atardık teröristtiler deyip geçerdik. Kimsenin ruhu duymazdı’ dedi. Onlar işkencelerini yaptıktan sonra sivil polisleri çağırdılar.”
 
‘Çocuklarıma yapılan işkenceden dolayı kulak zarı patladı’
 
Çocuklarına işkence yapıldıktan sonra gözaltına alınıp tutuklandıklarını kaydeden Fatma, “İşkence yaptıkları için işkence izlerini kimse görmesin diye 9 ay tutukladılar. Doktor ya rapor vermiyor ya da verdiğinde polisler alıp yırtıyorlar. Çocuklarım 9 ayın ardından bırakıldı ama yine de çocuklarımın peşini bırakmadılar. Sürekli gizli tanık var deyip eve baskın yapılıyor. Nerede en ufak bir olay oluyorsa gelip çocuklarımı alıp götürüp, işkence yapıyorlar, sonrasında gözaltına alıyorlar. Olay yerlerinde çocuklarımın olmadığını kanıtlayan görüntüler, deliller olmasına rağmen her seferinde bize aynı şeyi yaşatıyorlar. Büyük çocuğumu alıp işkence ile kulak zarını patlattılar, diz kapağını kırdılar, belindeki kemikte ve kafatasında bükülme var, karakolda nezarette tuta tuta astım rahatsızlığı ortaya çıktı. İşe gitti, çalışmak için ama geri geldi, sürekli korse ile dolaştığından çalışamıyor” şeklinde konuştu.
 
‘Ayakkabılar ile her yere basıyorlar’
 
Polislerin çocuğunu bir kere sokak ortasında silahla kovaladığını ifade eden Fatma, polisin “Bu Muammer ise sıkın öldürün” dediğine dikkat çekti. Fatma, “Mahallede bunu gören bir kadın kendisini oğlumun önüne atıp polislerin bir şey yapmalarına izin vermemiş. Ayrıca eve yapılan son baskında da ben ve küçük kızım tek evdeydik. Şafak vakti kapıyı yine kırıp içeri girdiler. Giyinmeme dahi izin vermediler. Banyoda, lavaboda, yatakta nerde olursan ol beklemeyip direk içeri dalıyorlar. Üstümü giymeme dahi izin vermiyorlar. Ayakkabıları ile içeri girip her yere basıyorlar. Ne yatak, ne duvar ne de halı bırakıyorlar. Her yere basıyorlar. ‘Koronavirüs var dikkatli olun, tedbir alın’ diyorlar ama baskınlarda ayakkabılarla içeri giriyorlar. Nerede kaldı bu tedbir” diye sordu.
 
‘Çocuklarımın başına bir şey gelirse devletten bilirim’
 
Fatma, siroz hastası olduğunu belirtirken, panik atak ve daha birçok rahatsızlığının bulunduğuna değindi. Ev baskınlarında yapılan hem psikolojik hem de fiziki şiddet nedeniyle hastalıklarının sürekli ayyuka çıktığını ifade eden Fatma, “Küçük kızım ne ders çalışabiliyor, ne geceleri uyuyabiliyor. Polis arabası gördü mü karın ağrısı tutmaya başlıyor. Ben ve çocuklarım artık polisin siren sesini duyar duymaz evimiz basılacak diyoruz. Devlet eğer ‘Biz devletiz, kanunumuz, hukukumuz var’ diyorsa gizli tanık olanları ortaya koysunlar bizde görelim. 4 yıldır her baskında başımıza silah dayıyorlar, ölümle tehdit ediyorlar. Tamam, gelip evimi basıp çocuklarımı gözaltına alıyorlar, işkence yapıyorlar, tutukluyorlar ama ellerinde hiçbir somut delil yok. Sadece tanık var ama 4 yıldır bu nasıl bir tanıktır sürekli aynı ifadeyi veriyor, bunların hepsi iftiradır. Çocuklarımın başına bir şey gelirse bunu devletten bilirim” vurgusu yaptı.
 
‘Yeter artık dayanamıyoruz’
 
Fatma, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Ayrıca hem baskınlardan dolayı hem de komşularım şikâyetçi ve rahatsız diye üç defa ev değiştirdim. Bana taşınıp buralardan gitmemi istiyorlar ama gitsem ne olacak yine aynı şeyler olacak. Bunları sadece biz yaşamıyoruz. Bizim gibi birçok aile var ama kimse ses etmiyor. Hatta tanıdığımız bir çocuğun babası evlerine baskın yapıldı diye kalp krizi geçirerek yaşamını yitirdi. Baskı gören aileler bugün ses çıkarsaydı hiçbirimiz bunları yaşamazdık. Yeter artık dayanamıyoruz,  evimiz var ama evimizde barınamıyoruz. Madem hukuk var, adalet var deniliyor bu hukuk ve adalet bize çözüm bulsun.”