Ankara’dan çağrı: Musa Orhan ceza alana kadar takipçisiyiz

  • 15:33 16 Ekim 2020
  • Güncel
ANKARA - Ankara Kadın Platformu, İpek Er’e tecavüz ettikten sonra intihara sürükleyen uzman çavuş Musa Orhan’ın yargılandığı davaya ilişkin yaptığı açıklamada, “Kürt ve kadın olmak devletin hedefi olmak için yeterli bir neden haline geldi. Gerçek adalet sağlanana kadar, Musa Orhan gereken cezayı alana kadar bu davanın takipçisi olacağız” dedi.
 
Ankara Kadın Platformu, tecavüz faili Musa Orhan’ın tutuksuz yargılandığı davanın bugün görülen ilk duruşması öncesi Mor Mekan’da basın toplantısı düzenledi. Toplantının yapıldığı salonda, “Erkek Adalet Değil Gerçek Adalet #Musa Orhan tutuklansın” pankartı açıldı. 
 
‘7 günlük tutukluluk ardından serbest bırakıldı’
 
Açıklamada konuşan Platform üyesi Fatma Kılıçarslan, temmuz ayında İpek Er’in Batman'da uzman çavuş Musa Orhan'ın tecavüzüne uğradıktan sonra intihara sürüklendiğini ve günler süren yaşam mücadelesinin ardından hayatını kaybettiğini hatırlattı. Olay sonrası gözaltına alınan Musa Orhan’ın adli kontrol kararıyla serbest bırakıldığını anımsatan Fatma, “İpek Er'in intihar etmeden önce yazdığı mektubunda zorla alıkonulduğunu, şiddete ve tecavüze uğradığını ifade etmesine rağmen failin serbest bırakılmasının üzerine başta kadın örgütlerinin mücadelesi, kamuoyunun baskısı ve tecavüze ilişkin Adli Tıp Kurumu’ndan istenen raporun da İpek Er’in iddialarını doğrulaması üzerine tutuklanan tecavüzcü uzman çavuş Musa Orhan 7 günlük tutukluluğun ardından Siirt 1’inci  Ağır Ceza Mahkemesi tarafından serbest bırakıldı” denildi.
 
‘Adalet istiyoruz’
 
Bugün Siirt 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen İpek Er davasında tecavüz faili uzman çavuş Musa Orhan'ın tutuklanması gerektiğine dikkat çeken Fatma, “Erkek adaletin değil gerçek adaletin sağlanmasını istiyoruz. Gerçek adalet sağlanana kadar, Musa Orhan gereken cezayı alana kadar bu davanın takipçisi olacağız. Verilen hiçbir ceza 18 yaşında hayattan koparılan kız kardeşimiz İpek Er'i geri getirmeyecek ama bundan sonra bir kişi daha eksilmeye tahammülümüz yok. Adalet istiyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘Devletin kadına yönelik şiddet ve cinayetlere yaklaşımı farklı boyutta’
 
Her güne kadınların katledilmesi haberleriyle uyandıklarını vurgulayan Fatma, 10 Ekim’den beri haber alınamayan Hatice Tusu'nun erkek arkadaşı tarafından katledildiğini hatırlattı.  Hatice ve öldürülen bütün kadınların hesabını soracaklarını vurgulayan Fatma, "‘Her kadın cinayeti bizim kadına yönelik şiddetteki kadın cinayeti değildir. Her intihar kadın cinayeti değildir. Her şüpheli ölüm de kadın cinayeti değildir’ diyen Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanı Zehra Zümrüt Selçuk devletin kadına yönelik şiddete ve kadın cinayetlerine yaklaşımının nasıl bir boyutta olduğunu bir kez daha gösterdi. Ancak erkek devlet sistemi de bilmelidir ki biz kadınlar ‘Kadın cinayetleri politiktir!’ demekten ve öldürülen kadınların hesabını sormaktan vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu. 
 
‘Muhalif insanlara düşman hukuku uygulanıyor’
 
Fatma, taciz, tecavüz, kadın katliamı faillerinin tutuksuz yargılandığını, ancak devletin halka yaptığı işkenceyi haber yapan gazetecilerin tutuklandığını belirtti. Kadir Şeker'in bir kadını şiddetten koruduğu için yargılandığı davada 12 yıl 6 ay hapis cezasına mahkum edilmesine tepki gösteren Fatma, “Haksızlığa ve adaletsizliğe ses çıkaran muhalif insanlara düşman hukuku uygulanarak cezalar yağdırılıyor. Ancak Musa Orhan, Ümitcan Uygun, Zeynal Abarakov gibi katiller, tecavüzcüler serbestçe aramızda dolaşıyor” dedi.
 
‘Kürt ve kadın olmak devletin hedefi olmak için yeterli’
 
AKP iktidarının erkek egemenliğinin sürdürücüsü olduğunu ifade eden Fatma, iktidarı boyunca AKP’nin kadın düşmanı politikalarıyla kadınları aile kurumunun içerisine hapsettiğine dikkat çekti. Fatma, “AKP’nin kadın düşmanı politikalarına karşı kadın mücadelesini sürdüren kadın kurtuluş hareketini, Kürt kadın hareketini ve feminist kadın hareketlerini hedef haline getirdi. Kadına düşman politikalar üreten erkek devlet politikaları Kürt düşmanlığı ile birleşince düşmanlık iki misline çıktı. Kürt ve kadın olmak devletin hedefi olmak için yeterli bir neden haline geldi. Bir de bunlara son süreçte tecavüzün bir araç olarak kullanılması eklendi” şeklinde konuştu. 
 
‘Tek yol örgütlü kadın mücadelesi’
 
Kürt illerinde ortaya çıkan tecavüz ve cinsel istismar vakalarının bölge koşulları ya da feodal aile yapısı gibi yaklaşımlarla ele alınmaması gerektiğinin altını çizen Fatma, devamla şöyle konuştu: “Bu olaylar devletin ırkçı ve kadın düşmanı politikaları sonucu ortaya çıkmıştır. İşte ülkenin her yerinde sistematik hale gelen bu saldırılardan korunmanın tek bir yolu var, o da örgütlü kadın mücadelesidir. Çünkü örgütlenmek en büyük özsavunma gücümüzdür. Yalnızlaştırma, teslim alma siyasetine karşı ev ev, sokak sokak örgütlü mücadelemizi büyütüyoruz. Bizi kategorize edenlere karşı kadın kimliğiyle bir araya geliyor, meseleyi özünden koparan anlayışa karşı mücadele geleneğimiz ve hafızamızla cevap olmaya devam ediyoruz. Öldürülen her kadının hesabını sormaya devam ediyor ve erkek devlet sistemine bir kez daha diyoruz ki katilleri aklama yargıla.”
 
Açıklama “Katilleri aklama yargıla” sloganları ve alkışlarla sona erdi.