Yüzyıl kadın yüzyılı zaman ‘kadın zamanı’

  • 09:03 17 Ekim 2020
  • Güncel
İSTANBUL- Açılışını geçtiğimiz günlerde yapan Kadın Zamanı Derneği’nden Nazlı Andan, 21’inci yüzyılın kadınların yüzyılı olduğunu vurgulayarak, kadınlara; “Zaman mücadele etme, İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkma ve sokakları terk etmeme zamanı” diye seslendi.
 
Kadınlar mücadeleleri karşısında dayanışma ağlarını büyütmek üzere yenisin yeni oluşum, platformlar oluşturmaya, dernekler açmaya devam ediyor. Kadınlar, mücadele hatlarını örmek, dayanışmayı büyütmek ve güçlendirmek üzere bir araya gelebilecekleri bir yeni yaşam alanını olan Kadın Zamanı Derneği’nin müjdesini verdi.
 
Kadın Zamanı kadına yönelik her türlü şiddetin karşısında olduğu gibi, bu şiddetin nedeni olan cinsiyet eşitsizliğine karşı durmanın yol, yöntemlerini geliştirmek ve dayanışmayı büyütmek üzere 28 Eylül’de açılışını duyurdu.
 
Adını 21’inci yüzyılda gelişen kadın direnişlerinden esinlenerek alan Kadın Zamanı Derneği farklı meslek gruplarından 7 kadın ile yola başladı. Kadınların katılımıyla büyüyerek her kesimden kadına ulaşmayı amaçlayan dernek oluşturduğu komisyonlarla birçok alanda yapacağı çalışmalar için şimdiden kollarını sıvamış durumda.
 
Dernek, rengarenk boyanan duvarlarına çizilen kadın figürleri, tabloları, zengin kütüphanesi ve kadınların bol kahkahalı sohbetleriyle farklılığını hemen hissettiriyor.
 
Şişli İnönü Mahallesi, Babil Sokak’ta bulunan derneğin açılışı kadınların yoğun ilgisiyle karşılandı. Kadınların derneğe olan ziyaretleri ise sürüyor.
 
Kadın Zamanı Derneği Kurucu üyesi Nazlı Andan ile derneklerine ve gündemde sıcaklığını koruyan İstanbul Sözleşmesi tartışmalarına ilişkin konuştuk.
 
‘Zaman ‘Kadın Zamanı’
 
Nazlı, derneklerinin açılma nedenine ve dikkat çeken ismine ilişkin Şunları ifade etti;“Kadınlar olarak farkındayız ki, dayatılan sorunlarda hedeflenen ve etki altında bırakılan kadınlar oluyor. Pandemi süreci bunu çok açık ortaya koydu aslında. Bu süreçte hem sınıfsal hem de toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin arttığını gördük. Bu süreçten öncesinde ise bir OHAL süreci de vardı hepimizin bildiği. OHAL’in ilan edildiğinin ertesi günü sokaklara çıkan kadınlar şort giyindikleri için darp edildi. Yine bu süreçte akşam ve gece saatlerinde dışarıda olan kadınlara yönelik tehdit ve tacizler dayatıldı. Yani dünyadaki tüm olağanüstü durumların en çok mağduru kadınlar oldu. Ancak dünya kadınlarının da kazanımlarının önündeki bu saldırılara karşı özellikle içinde bulunduğumuz 21’inci yüzyılı direnişin yüzyılına dönüştürdü. Kadınlar sokakları özgürlük alanları olarak belirledi ve buraları terk etmeyeceklerini kaydetti. 21’inci yüzyıl bu anlamda kadınların yüzyılı oldu. Bu yüz yıl kadınların kazanımlarını daha çok sahiplendiği bir dönem diyebiliriz. Derneğimizin isminin ‘Kadın Zamanı’ olması da tam da buradan doğru bizleri ve çalışmalarımızın nerede durduğunu da gösteriyor, özetliyor diye düşünüyorum. Zaman kadınların İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkma zamanı. Zaman mücadele zamanı. Zaman kadınların sokakları terk etmeme zamanı.”
 
‘İstanbul Sözleşmesi kadınların yaşam güvencesidir’
 
İstanbul Sözleşmesi’nden geri çekilmek isteyen AKP iktidarı döneminde kadına yönelik şiddette ciddi artış olduğuna dikkat çeken Nazlı, sözleşmenin kadınların yaşam güvencesi olduğunu vurguladı. İstanbul Sözleşmesi tartışmalarının Kadın Zamanı Derneği’nin kuruluş sürecine denk gelmesine karşın içinde yer aldıkları platformlarla sözleşmenin kaldırılması tartışmalarına tepki göstermek üzere kadınlarla birlikte alanlarda ses yükselttiklerini belirten Nazlı, bu sesin sözleşmeye yönelik tartışmaların son buluncaya dek büyüyerek devam edeceğini ifade etti.
 
‘İlk değil’
 
Nazlı, AKP’nin kadınlarının kadınları  hedef alan ilk uygulamasının bu olmadığını belirterek, OHAL kapmasında kapatılan kadın kurumlarını, kadınların yerine atanan erkek kayyımları, kapatılan sığınakları hatırlattı.  Nazlı, “OHAL sürecinde ilk iş kadınların kazanımlarına yönelik saldırılar oldu. Ama kadınlar da mücadeleden vazgeçmedi, vazgeçmez. Bu açıkça görüldü. Kadınlar kazanımlarına yönelik bütün saldırılara karşı ortak söz söylemek üzere buluşmaya ve ses yükseltmeye devam etti” dedi.  
 
‘Şiddet, üzerinde durmamız gereken bir noktada’
 
AKP’nin sözleşmeye yönelik yarattığı algıyı hatırlatan Nazlı, “ İstanbul Sözleşmesi’ni iptal etmeye çalışma gerekçeleri gerçekten içler acısı. Erkek akıl kendisine ‘aile kurumunu yıkıyor’ bahanesini buldu. Ama aksine sözleşme ev içi şiddeti kapsıyor. Ki, aile kurumu üzerinden kadınlara yönelik şiddet, baskı hız kesmeden devam ediyor. Durmamız gereken bir nokta varsa o da kadına yönelik şiddeti önlemek olmalıdır. Şiddet eğer ki aile içinden geliyorsa engel olmak aile kurumunun yıkılması ise bunda bir problem görmüyorum” diye belirtti.