Erkeklere sorduk: Şiddetin artmasındaki payınız nedir?

  • 09:11 6 Nisan 2021
  • Güncel
Aynur Aslan 
 
VAN - Toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddete ilişkin mikrofon uzattığımız erkekler, kadına yönelik şiddetin temelinde erkeğin yattığını, kadınların değil erkeklerin değişmesi gerektiğini söylüyor.
 
Erkek devlet eliyle gerçekleştirilen ve toplumsal bir sorun olan kadına yönelik şiddet her geçen gün derinleşirken, buna yönelik çıkarılan yasalar uygulanmıyor, cezasızlık politikalarıyla birlikte failler serbest bırakılıyor. Kadınlar temelinde erk zihniyetin olduğu kadına yönelik şiddete karşı alanlarda kesintisiz mücadelesini sürdürürken, erkekler ise kayıtsız kalıyor.
 
Siyasetçi, gazeteci, hukukçu, eğitimci gibi farklı meslek gruplarından erkeklere, kendilerini kadına yönelik şiddetin neresinde gördüğünü ve çözüm önerilerini sorduk. 
 
‘Kadına yönelik şiddet zihniyet meselesidir’
 
Kadının toplumdaki yerinin tarihsel olarak ele alınması gerektiğini belirten Halkların Demokratik Partisi(HDP) Van İl Eşbaşkanı Fikret Doğan, kadına yönelik şiddeti değerlendirirken kapitalist sistemin de ne olduğunu iyi bilmek gerektiğini söyledi. Kapitalist sistemle yönetilen devletlerde kadınların toplumdan dışlandığını kaydeden Fikret, “Ülkedeki mevcut iktidara baktığımızda kadına yönelik şiddet bir zihniyet meselesidir. İktidarın kadına sadece annelik rolü biçerek kadını eve kapatması, kadını üretimden düşürmesi ve erkek egemen sistemi daha baskın duruma getirmesiyle kadına yönelik şiddeti ortaya çıkardığı aşikârdır. İktidar, katliamlarını ayrıştırarak kadına yönelik şiddete çözüm üretemez. İstanbul Sözleşmesi’nin altına imzasını atması ve daha sonra Cumhurbaşkanının ‘Biz girdiğimiz gibi çıkmasını da biliriz’ anlayışı ile bu ülkede kadına biçilen rolün ne anlama geldiğini gördük. Bu noktada kadın erkek ayrımı yapmadan mücadele edilmesi gerektiğini düşünüyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
‘İçimizdeki iktidarı öldürmek gerekiyor’
 
Eşbaşkanlık sisteminin kendileri için kırmızı çizgi olduğunun altını çizen Fikret, bu sistemin kadın ve erkeğin eşit temsiliyet hakkı anlamına geldiğini dile ifade etti. Fikret, “Hiçbir çelişkiye düşmeden kadının sosyal alana katılması ve erkeğin de bunu kabul etmesi meselesidir. İçimizdeki o erkeksi duyguları,  iktidarı öldürmek gerekiyor. Bunu ilk önce kendi ailemizde yaşam alanımızda bunu gerçekleştirmek gerekiyor. Bir erkek olarak da bunu kendi ailemde yaşattığımı ve yaşadığımı düşünüyorum. Eğitim sisteminden tutun toplumsal ahlak sistemine kadar bunları bu şekilde dizayn etmemiz gerekiyor, yasaları bu şekilde çıkarmamız gerekiyor. Düşünsel ve zihinsel şeylerin pratikte gösterilmesi gerekiyor” sözlerini kullandı. 
 
‘Yargıda eril zihniyet sürüyor’
 
Kadın katliamlarına karşı cezasızlık politikalarının yargıdaki eril zihniyetten kaynaklandığını söyleyen Avukat Abdulkadir Kutevi ise adliyede, savcılık ve mahkemelerde eril zihniyetin halen devam ettiğine dikkat çekti.  Abdulkadir, “Kadın katliamı davalarında savcılardan kâtiplere kadar ‘Ya bu kadın da hak etti’ sözleri ile karşılaşıyoruz. Bu zihniyetinden dolayı kadın cinayetlerinde faillerin cezasızlık politikası daha da derinleşiyor. Bu konuda Türkiye'de avukatı, savcısı, hâkimi, öğretmeni toplumsal cinsiyet atölyesinden geçmesi gerekiyor. Ortadoğu'da dini çalışmalar kadın üzerinde baskı aracı oluyor. Kürt kadını bu konuda iki defa sömürülüyor. Bir Kürt olmasın, bir diğeri de kadın olmasın. Kürt kadının özellikle burada yaşadığı toplumsal baskı, taciz, tecavüz ve cinayetlerden dolayı Türkiye'de diğer kadınlara göre daha fazla mağdur edildiğini düşünüyoruz” diye belirtti.
 
‘Kadın katliamı davalarında gerekli hassasiyet gösterilmiyor’ 
 
Erkek avukatların kadın katliamları davalarında gerekli hassasiyeti göstermediğini ifade eden Abdulkadir, şu sözlere yer verdi: “Bizler de eril zihniyetinden devamıyla hareket ettiğimiz için bunu bir özeleştiri olarak da söylüyorum. Bizim bu konuda gerekli hassasiyeti göstermemiz gerekiyor. Bölgedeki siyasal politikanın da çok etkisi var. Siyasetçilerin bakış açısı, kadın cinayetlerine bakan avukatların bakış açısı da çok farklı. Bu konuda hassasiyet gösteren aktivist avukatlar bazen hedef haline gelebiliyor. Kimi, zaman avukatların korkudan davaları almadığını da görüyoruz. AKP iktidarı ile birlikte eril zihniyet ayyuka çıktı. En iyi erkek bile eril zihniyeti barındıran bir noktadadır. Kadınların kendini değiştirmeye ihtiyacı yok, erkeklerin değiştirmeye ihtiyacı var.”
 
‘Kadına bakış açısı eğitime de yansıyor’ 
 
Hem kadına yönelik şiddete hem de toplumsal şiddete karşı, eğitimin önemli olduğunu aktaran Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim Sen) Van Şube Eşbaşkanı Murat Atabay ise “Türkiye’deki eğitim sisteminin içeriği de eğitimcilerin önüne konulan müfredat içeriği de çok sıkıntılı. Bu noktada genel hâkim anlayış neyse kadına bakış anlamında eğitimcilerin önüne konulan müfredat da o yönlü. Tabi bu sadece eğitimcilerin eliyle gerçekleştirilecek bir şey değil.  Bu genel anlamda bir müfredat değişikliği ve eğitim sisteminin içerisine yerleştirilmesi ile ortadan kalkacak bir sorun” dedi. 
 
‘Çalışma alanlarında kadının emeği değersizleştiriliyor’
 
Çalışma alanlarında kadın emeğinin değersiz görüldüğünün altını çizen Murat, “Bu yaklaşımın ekonomik ve kariyer anlamında da yansıması oluyor. Kadına biçilen toplumsal roller mantığıyla kadının iş yaşamında başarılı olamayacağı algısı oluşuyor. Bu algı kadınların iş alanında mobbinge maruz kalmasına sebep oluyor. Devlet yapılarında bu noktada ciddi uygulamalar getirilmesi gerekiyor. Yapılan işlerde kadın erkek ayrımının, ücret farkını ortadan kaldırmak, erkekle eşit olduğunu hem eğitim hem de devlet fikriyatında oturtmak gerekiyor” diye konuştu.
 
‘Göstermelik yasalarla ortadan kalkmaz’
 
Erkek egemen zihniyetin oluşturduğu algıyı yok etmenin kolay olmadığını ifade eden Murat, bunun zihniyet devrimi ile mümkün olacağını söyledi. Murat, “Kadına yaklaşımımız noktasında eksiklikler yaşıyoruz.  Bu devrim zihniyeti de temelden bir yaklaşımla yani göstermelik yasalarla, korumacı uygulamalarla ortadan kaldırılacak bir sorun değil. Müfredata konulacak bir iki cinsiyet eşitliği dersiyle de olacak değil. Aile içinden başlayarak okullardan iş yerlerine kadar ve devletin bütün kademelerine kadar ortak bir proje olması gerekiyor” dedi.
 
‘Kullanılan erk dil şiddeti derinleştiriyor’
 
Kadına yönelik şiddetin toplumsal bir sorun olduğunu vurgulayan Mezopotamya Ajansı (MA) Editörü Gökhan Atay, kadına yönelik fiziki, psikolojik ve ekonomik şiddetin temelinde erkeğin olduğuna işaret etti. Erkeğin bu sorundan kendini sorumlu tutması gerektiğini vurgulayan Gökhan, “Kendini demokrat,  insan hakları savunucusu olarak gösteren kişiler çoğu zaman kadına yönelik şiddete sessiz kalıyor. Kendimizi demokrat olarak görmemize rağmen erk zihniyetten hala kurtulmadık. Bu nedenle bir yerde şiddet olduğunda buna karşı bir ses çıkmıyor. Kadınlar mücadelesinde yalnız yürüyor.  Bu nedenle şiddet gün geçtikçe çoğalıyor. Burada basın büyük bir rol alıyor. Toplum günümüzde sosyal medya üzerinden olaylardan haberdar oluyor. Basında erk bir dil, erkeği koruyan bir dil kullanıldığında erk zihniyet daha çok görülüyor. Toplumda şiddet kendini daha fazla gösteriyor. Özgür basın olarak bu anlayış karşısında her ne kadar bir mücadele verdiğimizi, erk dilden uzak duracağımızı söylesek de çoğu zaman haber yapan erkek bilmeyerek de olsa bu duruma hizmet ediyoruz.  Çünkü biz de daha bu anlayıştan kurtulmuş değiliz.  Kullandığımız terimlerle hem de kullandığımız dile şiddete yol açıyoruz” diye konuştu.
 
‘En büyük mücadeleyi erkekler vermeli’
 
Erk zihniyetin çalışma alanlarına da yansıdığını söyleyen Gökhan şöyle devam etti: “Kimi zaman kadın arkadaşlara karşı sesimiz yükseliyor, kimi zaman habere giderken kadın arkadaşların haberi yapamayacağını düşünüyoruz. Çalışma alanındaki paylaşmada bile bu görünüyor. Temelinden erk zihniyet anlayışı var. Bu durumda bizim de payımız var ve çoğu zaman biz de derinleştiriyoruz. Sahada birlikte çalıştığımız kadın arkadaşlarımızı güçsüz ve küçük görüyoruz. Kendimize denk görmüyoruz ve geride bırakıyoruz. Bu anlayış hala içimizde yaşıyor. Buna karşı en büyük mücadeleyi bizim vermemiz gerekiyor. Bu anlayıştan kurtulmayı başarırsak bu sorun ortadan kalkar.”
 
 ‘Devlet anlayışı erkeği koruyan bir anlayıştır’
 
“Devlet anlayışı erkeği koruyan bir anlayıştır” diyen Gökhan son olarak şöyle konuştu: “Devlete ve kanunlarına karşı bir beklenti var. En son İstanbul Sözleşmesi kaldırıldı. Devlete ve kanunlarına karşı bir beklenti olmaması gerekiyor. Çünkü bu sorun devlet sorunu değil. Durum bu olunca sana karşı şiddet uygulayandan bir beklenti içine giriyorsun.  Bu anlayışa karşı bir mücadele verilmeli.  İkincisi de kendini demokrat olarak tanımlayan kişilerin şiddete karşı sesini yükseltmeleri gerekiyor. Şiddete karşı durmazsak, kadın mücadelesinin yanında yer almazsak bu şiddet gün geçtikçe derinleşecektir.”