‘Erkek devlet şiddetine karşı örgütlü mücadele iktidarın korkulu rüyası oldu’

  • 09:15 6 Nisan 2021
  • Güncel
İSTANBUL- Rosa Kadın Derneği’ne yapılan polis baskınını ve 22 kadının gözaltına alınmasını tüm kadınlara yapılmış bir saldırı olarak değerlendiren kadın örgütü temsilcileri, “Kadınların haklarını birlikte savunan, erkek şiddetine ve devlet şiddetine karşı örgütlü hareket eden mücadelesi, AKP-MHP iktidarının korkulu rüyası haline gelmiş durumda” diye belirtti.
 
Diyarbakır’da dün sabah saatlerinde yapılan ev baskınlarında aralarında Rosa Kadın Derneği üyeleri, Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivistleri, Sosyalist Kadın Meclisi (SKM) ve Barış Anneleri Meclisi üyeleri ile ajansımız muhabiri Beritan Canözer’in de bulunduğu 22 kadın gözaltına alındı. Dosyaya gizlilik kararı getirilirken, gözaltılara tepkiler çığ gibi büyüdü.
 
Özellikle geçtiğimiz yıldan bu yana yargı kıskacı ile baskı altında olan Rosa Kadın Derneği’ne dönük saldırılara karşı çıkan kadın örgütü temsilcileri, “Rosa çalışmaları ile iktidarı rahatsız etti. Derneğe dönük saldırılar kadınlara yönelen toptan saldırının bir parçasıdır” değerlendirmesinde bulundu.
 
 Dilek Başalan: Rosa’nın çalışmaları terörize edilmeye çalışılıyor
 
Kadın Zamanı Derneği Kurucu üyesi ve Başkanı Dilek Başalan, Rosa Kadın Derneği’ne dönük 22 Mayıs’ta gerçekleşen saldırıyı hatırlatarak, birçok üyesinin gözaltına alındığını ve hapis cezaları aldığını belirtti. Rosa’nın Diyarbakır ve çevresindeki birçok ilde kadın mücadelesi yürüten, erkek-devlet şiddetine karşı mücadele eden bir dernek olduğunun altını çizen Dilek, “Hem uluslararası boyutta hem de Türkiye’de gittikçe büyüyen güçlenen bir dernekti. Kadın Zamanı olarak ‘21’inci yüzyıl kadın zamanı’ diyorduk. Kadın zamanın ve kadın direnişinin yükseldiği bir dönemdeyiz. Ve bizler güçlendikçe, bilinçlendikçe çalışmalarımızı örgütlü bir zeminde yaygınlaştırdıkça erkek-devlet şiddeti de kadın kurumlarına yöneliyor. Baskılar, tahakkümler kadın kurumlarına geri adım attırmak için, kadın mücadelesini sekteye uğratmak için birçok yola başvuruluyor. Tabi ki bunların en ağırı en sert olanı da Kürt kadınlarına dönük oluyor. Bunu biz İstanbul’da da hissediyoruz. Roza Kadın Derneği ikinci yılında olmasına rağmen birçok operasyona, baskıya rağmen çok iyi işler yapmıştı ve yapmaya da devam ediyordu. Biz de İstanbul’dan ortak bileşende olduğumuz birçok platformdayız. Rosa Kadın Derneği’nin tüm çalışmalarını terörize etmeye çalışan bir zihniyet var. Kadın mücadelesini engelleyemezsiniz diyen kadın yapısı var. Bizler de Rosa Kadın Derneği ile yan yanayız dayanışma içerisindeyiz” dedi.
 
‘Rosa’nın çalışmaları iktidarın hoşuna gitmedi’
 
Dilek, Rosa Kadın Derneği’nin iktidarın ortaya çıkmasını istemediği olayları açığa çıkardığını, Diyarbakır’da ve bölgede kadınlara karşı asimilasyon, kırım politikalarının yanı sıra kadınların güçlenmesi ve bilinçlenmesini engelleyen çalışmalara karşı derneğin kadın örgütlülüğünü ve dayanışmasını büyütmek için çalışmalar yaptığını sözlerine ekledi. Rosa’nın yaptığı bu çalışmaların erkek egemen iktidarın hoşuna gitmediğine işaret eden Dilek, “Erkek egemen sistem tüm mekanizmalarıyla kadın kurumlarına saldırıyor.  Bizler ilk andan itibaren, ‘Siz kadın mücadelesini hedef alıyorsunuz biz de size diyoruz ki kadın mücadelesini hedef alamazsınız. Kadın mücadelesi erkek şiddetinin karşısında. Kadınlarla birlikte olacağız ve İstanbul Sözleşmesi’nden de vazgeçmeyeceğiz’ diyoruz” ifadelerini kullandı.
 
Dilek son olarak da dayanışma içerisinde örgütleneceklerini, kazanımlarına sahip çıkacaklarını ve örgütlü güçlerini birleştireceklerini söyledi.
 
Feride Eralp: Örgütlenme hakkımıza saldırı var
 
Kadınlar Birlikte Güçlü’den Feride Eralp de dünkü saldırının ilk olmadığını dile getirerek, saldırılarla verilmek istenen mesajı şöyle açıkladı: “Arkadaşlarımız daha önce de gözaltına alındı, tutuklandı, kadınların şiddet başvurusu için geldiği dernek ofisi basıldı. Bir yandan da, bağımsız bir dernek olan Rosa’ya yönelik bu saldırılar, belediyelere atanan kayyımların kadın kazanımlarına el koyduğu, kadın danışma merkezlerini Kuran kursuna çevirdiği bir süreçte yaşanıyor. Burada devletin mesajı hem genel anlamda kadınlara hem de özel olarak Kürt kadınlarına: Şiddet karşısında güvensiz ve güvencesiz bırakırken, özgürlüğümüz için örgütlenme hakkımız olmadığını söylüyor. Ancak erkek düzenlerine itaat ederek, onların istediği kalıplar içerisinde, ikincil olmayı ve kendi hayatımızın öznesi olmamayı kabul ederek hayatta kalma hakkı tanıyor. Bu da şiddetin ve sömürünün hayatın her alanına yayılması demek zaten.”
 
‘Mevcut haklarımızı mücadele ile elde ettik’
 
“Rosa Kadın Derneği, hemen öncesinde KHK ve kayyımlar aracılığıyla kadınların tüm güçlenme mekanizmalarına el konulduğu bir coğrafyada çok önemli bir ihtiyaca cevap verdi” diyen Feride, derneğin erkek devletin kadınları şiddet karşısında yalnız bırakarak kendi tahakkümüne mahkum ve mecbur etme siyasetine karşı bir kapı olduğunu belirtti. Feride, Rosa’nın kadınların hayatlarında fark yarattığı için hedef haline geldiğini ifade ederek,  saldırının 10 Nisan’da Diyarbakır ve Van’da kadınların eşzamanlı sokakta ve “İstanbul Sözleşmesi bizim” diyeceği günlere yakın olmasının da manidar olduğunu söyledi. Feride, “İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla devlet zaten ‘bizim önceliğimiz kadınları, LGBTİ+’ları erkek şiddetinden korumak değil, erkeklerin aile içindeki ayrıcalıklarını korumak, katilleri kollamak’ demiş oluyor. Bir de kadınların şiddetten uzaklaşmak için başvuru mekanizmalarını elinden alarak, derneklerini hedef alarak şiddet uygulayan erkeklere mecburiyetini perçinlemiş oluyor. Bu saldırılar karşısında en önemli şey mevcut hakların ve kazanımların hepsini de aslında mücadeleyle elde ettiğimizi hatırlamak ve hatırlatmak, bundan da, dayanışmamızdan da hiç vazgeçmemek. Bir kadın örgütüne, LGBTİ+ örgütüne yapılan saldırının hepimize, hepimizin hayatlarına yönelik olduğunun bilinciyle hareket etmek. Meşru ya da makbul olan-olmayan ayrıştırmalarının kadın dayanışması karşısında ne kadar anlamsız olduğunu bir kez daha göstermek” sözleri ile ortak mücadele zemininde buluşmanın önemine işaret etti.
 
Rüya Kurtuluş: Saldırılar bizi daha çok yan yana getiriyor
 
 Kadın Savunması’ndan Rüya Kurtuluş, Rosa Kadın Derneği’nin yanında olduklarını dile getirerek, kadın mücadelesinin uzun bir süredir iktidarın hedefinde olduğunu kaydetti.  Rüya, “Kadınların haklarını birlikte savunan, erkek şiddetine ve devlet şiddetine karşı örgütlü hareket eden mücadelesi, AKP-MHP iktidarının korkulu rüyası haline gelmiş durumda. Toplumun her kesiminden kadın, şiddetsiz, eşit ve özgür yaşama isteğini farklı biçimlerde dile getiriyor, hatta haykırıyor. Toplumun her kesiminde kadın, feminist mücadelenin sesine kulak kabartıyor, güveniyor. İşte bu nedenle kadın örgütlerine, feminist harekete saldırılar artıyor. Kadınları erkek şiddeti karşısında güvencesiz bırakacak bir karar, İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı bir gecede alınabiliyor. İktidar kadınlara gözdağı, erkeklere cesaret veriyor. Ama her saldırı bizi daha çok yan yana getiriyor. Hiç kimseyi geride bırakmadan haklarımızı ve hayatlarımızı savunuyoruz. Bir adım bile geri atmaya niyetimiz yok” değerlendirmesinde bulundu.
 
‘Rosa köklü bir mücadele geleneğinden geliyor’
 
Rosa’nın iki yıldır çalışma yürüttüğünü fakat köklü bir kadın mücadelesi geleneğinden geldiğini vurgulayan Rüya, şöyle devam etti: “Hatırlarsanız OHAL KHK’leriyle HDP’li belediyelere kayyım atanmasının ardından bu kayyımların ilk icraatlarından biri kadın derneklerini, kadın merkezlerini kapatmak olmuştu. Hatta hafızamıza kazınması gereken müftülere nikah yetkisi veren yasanın onaylanmasının ardından, henüz genelge dahi çıkmadan ilk müftü nikahı, Bismil’de, kayyım atanan Bismil Belediyesi’nin kapattığı Nujin Kadın Evi’nin yerine açılan evlendirme dairesinde kıyılmıştı. Rosa Kadın Derneği böyle bir sürecin üzerine, gerçek bir ihtiyaç üzerine kuruldu. Kurulduğundan beri kadın hareketinin Türkiye çapındaki bütün kampanyalarında birlikte çalışıyoruz. Rosa Kadın Derneği’ne yapılan saldırılar kadınlara yönelen toptan saldırının bir parçasıdır ancak özelde de kadın hareketinin Kürt coğrafyasındaki ayağına yapılan bir saldırıdır.”
 
Rüya, iktidarın baskınlarla, gözaltılarla, tutuklamalarla, eylem yasaklarıyla çığ gibi büyüyen kadın isyanını bastırabileceğini zannettiğini söyleyerek, “Bu saldırıları hepimize yapılmış saldırılar olarak görüp birlikte karşı çıkmalıyız. İstanbul Sözleşmesi’ni savunup Rosa Kadın Derneği’ne operasyon yapılınca susmak olmaz. İstanbul Sözleşmesi’ni savunup LGBTİ+’lara yönelen saldırıya karşı çıkmamak olmaz. Esasında bütün ülkede bu ilkelerle hareket eden bir kadın hareketi var. Ulaşacağımız her kadın, sokakta olacağımız her eylem, birlikte güçlü olmak için yapacağımız her program devletin saldırılarına verilecek en iyi yanıttır” diye belirtti.
 
Cemile Baklacı: Biat etmeyeceğiz
 
Mor Dayanışma’dan Cemile Baklacı da Rosa Kadın Derneği’ne dönük saldırıya dair tepkisini şu ifadeler ile dile getirdi: “İstanbul Sözleşmesinden çekilme kararıyla milyonlarca kadının yaşam hakkını tehlikeye sokanlar, kadın cinayetlerini önlemek yerine erkek failleri cesaretlendirici söylemler ve politikalarla hayatımıza ve özgürlüğümüze göz dikenler, her öldürülen, şiddet gören kadının sorumlularıdır. Suç işlemektedirler. Kadınların hayatlarını, haklarını savunan, şiddeti önlemek için çalışmalar yürüten Roza Kadın Derneği yine aynı zihniyet tarafından kapatılıyor. Sizlere biat etmeyeceğiz. İstediğiniz makbul kadınlar olmayacağız. Bunun için mücadele eden kadın kurumlarına, Rosa Kadın Derneğine yapılan bu saldırı kabul edilemez.”