‘Baskılara dur demek için’ kadınlar yürüyüşe hazırlanıyor

  • 09:10 7 Nisan 2021
  • Güncel
Hikmet Tunç 
 
VAN - HDP Kadın Meclisi’nin “Kadınlar için Adalet” kampanyası kapsamında Van’da 10 Nisan Cumartesi günü gerçekleştirilecek yürüyüşe katılım çağrısında bulunan kadınlar, baskılarla dayanışmanın engellenemeyeceğini vurguladı. 
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 28 Mart’ta gerçekleştirdiği toplantı sonrası “Kadınlar için Adalet” kampanyası kapsamında Diyarbakır ve Van’da yürüyüş düzenleme kararı aldı. Cumhurbaşkanı kararıyla feshedilen İstanbul Sözleşmesi ve 5 Nisan’ günü Diyarbakır’da aralarında muhabirimiz Beritan Canözer’in de olduğu 22 kadının gözaltına alınmasına da tepki gösteren kadınlar, Van’da 10 Nisan günü Sanat Sokağı’nda saat 12.00’de bir araya gelecek. 
 
‘Sözleşmeden geri çekilmiyoruz’ demek için…
 
Kadın kazanımlarından biri olan İstanbul Sözleşmesi’nin feshedilmesiyle kadın katliamlarında artış yaşandığını söyleyen Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Dilan Yıldız, iktidarı kadını hedef alan politikalarından vazgeçmeye çağırdı. Her türlü şiddete, istismara, katliamlara karşı kadınları dayanışmayı büyütmeye davet eden Dilan, “Hep birlikte yapacağımız yürüyüşümüzde bir kez daha İstanbul Sözleşmesi’nden ‘geri çekilmiyoruz’ demek için bir arada olalım” dedi.
 
 ‘Her türlü şiddete karşı sokaktayız’
 
HDP İpekyolu İlçe Eşbaşkanı Canan Uzunay ise, erkek zihniyetine karşı en büyük cevabı alanlarda vereceklerini kaydetti. Kadınlara dönük gözaltı ve tutuklamalara tepki gösteren Canan, “Her türlü şiddet politikasına karşı sokaktayız. Bir kez daha engellemelere karşı sesimizi yükseltme zamanıdır” diyerek kadınları cumartesi günü düzenlenecek yürüyüşe çağırdı. 
 
‘Gözaltı operasyonu tesadüf değildir’
 
Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) üyesi Ceyda Dindar da önceki gün gözaltına alınan 22 kadının bir an önce serbest bırakılmasını istedi. Baskılarla, engellemelerle mücadelelerinden geri adım atmayacaklarını vurgulayan Ceyda, “Diyarbakır ve Van’da yapılacak kadın yürüyüşlerine denk getirilen gözaltı operasyonu tesadüf değildir. İktidar her ne kadar kadın mücadelesine dönük saldırılarını sürdürse de, biz kadınlar asla mücadelemizden geri adım atmayacağız. Gözaltı operasyonu yürüyüş etkinliklerine katılımı engelleme amaçlıdır. Kadınlar olarak bizler mesajımızı aldık; kadınların aynı oranda yürüyüş etkinliklerini sahiplenmelerini bekliyoruz” dedi.
 
‘Haklarımız, hayatlarımız için ayaktayız’
 
HDP Van il yöneticilerinden Nurcan Kayar ise, gözaltına alınan kadınların derhal serbest bırakılmasını istedi. Nurcan, “Baskı politikalarınıza karşı alanları terk etmeyeceğiz. Haklarımız, hayatlarımız için ayaktayız” diye belirtti. 
 
‘Sözleşmeyi fesheden zihniyet gözaltıyla sindirmeye çalışıyor’
 
Star Kadın Derneği üyesi Rojbin Bor ise kadınlara yönelik gözaltı operasyonlarının “neden” olduğu tanımının taraflarınca açık olduğunu dile getirdi. Rojbin, “İstanbul Sözleşmesi’ni fesheden anlayışla, kadınların gözaltına alınması zihniyeti nasıl ki toplumdaki kadının sistematik biçimde şiddete maruz kalmasını amaçladıysa, bugün de kadın mücadelesine ve kadın mücadelesi yürüten tüm kadınlara karşı aynı sistematik şiddet biçimiyle saldırmaktadır. Bu, bir kadın düşmanı devlet şiddetidir” sözlerini kullandı.
 
‘İktidar egemen zihniyeti besleyerek toplumu şekillendiriyor’
 
Gözaltılarla kadınlara verilmek istenen mesajın açık olduğunu ifade eden Rojbin, devamında şu sözleri kullandı: “İktidar; erkek egemen zihniyeti besleyip, toplumu bu zihniyet ile şekillendirmeye var gücüyle çalışıyor. Nedir bu zihniyetin gerekliliği? ‘Namusuyla evlenmek’, ‘dişi kuş olup yuvayı yapmak’, ‘ailenin sürekliliğini sağlamak’, ‘çok çocuk doğurup kindar ve itaatkâr nesiller yetiştirmek.’ Kadın kendini bu ‘kutsal’ görevlere adamalı, kendi varlığını, isteklerini bastırmalı, derinlere gömmelidir. Kadın, toplumsal yaşama karışmak, bir birey olarak çeşitli haklara sahip olmak, dilediği tarzda bir yaşam sürdürmek, dilediği tarzda giyinmek gibi ‘haddini aşan’ taleplerde bulunmamalıdır.”
 
‘Kadınlar dört duvar arasında yalnızlaştırılmaya çalışıldı’
 
Erkek egemen zihniyetin kadınlara yaşattığı acılara işaret eden Rojbin şu ifadelere yer verdi: “Kadınlar kimi zaman ‘insan yerine’ dahi konulmayarak buna karşı duran kadına ‘cadı, büyücü, şeytan’ olarak görüldü. Makbul kadın rollerine itaat etmeyen kadın; yakıldı, kimi zaman namus gereği recm edildi, kurşunlandı, öldürüldü. Her dönemde ‘aşağı cins’ olarak görüldü, horlandı, yok sayıldı. Düşünmekten, irade göstermekten, hak istemekten men edildi. Dört duvar arasına kapatıldı, pasifleştirildi, yalnızlaştırıldı, sindirildi, korkutuldu.”
 
‘Daha yaşanılır bir dünya mümkün’
 
Maruz kaldığı baskılara rağmen direnmekten, mücadele etmekten vazgeçmediklerinin altını çizen Rojbin, “Her geçen gün kadınların mücadelesi daha da güçlendi ve yaygınlaştı. Rosa Kadın Derneği de bu mücadele geleneğinin bir devamıdır. Rosa’dan vazgeçmiyor, direniyor, ‘daha yaşanılır bir dünya mümkün’ demeye devam ediyor. Bu Rosa için de böyledir, Arjantin’de kürtaj yasağına karşı direnen kadınlar için de, metropollerde İstanbul Sözleşmesi için direnen, darp edilen hırpalanan kadınlar için de geçerlidir” sözlerine yer verdi.
 
‘Yaşasın kadın dayanışması’
 
Rojbin son olarak şöyle konuştu: “Rosa’ya dönük saldırıda, feminist mücadelemizdeki yol arkadaşlarımızın içinde olduğu o tatsız, o can sıkıcı ve zalimane muamelenin yarattığı olumsuz duygunun içtenlikle ortağıyız. Dayanışma ile daha güzel zamanları ortaklaştıracağız mutlaka. Ne Rosa Kadın Derneği, ne de kadınlar asla yalnız yürümeyecek. Yaşasın kadın dayanışması.”