Xezal Ana son isteği gerçekleşmeden yaşamını yitirdi…

  • 09:06 24 Mart 2021
  • Okumadan Geçme!
HABER MERKEZİ - Bir oğlunu kendi elleriyle yıkayan ve defneden, diğer oğlunu ise yıllarca cezaevi kapılarında bekleyen Xezal Ana, son isteği yerine gelmeden yaşamını yitiriyor. Xezal Ana’dan geriye oğluna bıraktığı yüzüğü kalır.
 
Mezopotamya toprakları, bugüne dek Kürt kadınların erkek ve devlet şiddetine, baskısına ve tehditlerine maruz kalışına tanıklık etti, ediyor. Sayısız kadın bu saldırıların hedefi olurken, saldırılara, baskılara karşı direnişin ise öncüsü oluyor, son nefesine kadar mücadele ediyor. Xezal Sarı da bu süreçte bir oğlunu yitirmiş, bir oğlunu ise yıllarca cezaevi kapılarında beklemiş kadınlardan biri… Xezal Ana PKK’ye katıldıktan sonra yaşamını yitiren oğlunu kendi elleriyle yıkayıp defnediyor. Cezaevine giren oğlunun özgürlüğü ise onun son isteğidir. Ancak Xezal Ana, bu isteği gerçekleşmeden 2014 yılında yaşamını yitiriyor.
 
Muş’un Bulanık ilçesine bağlı Liz köyünde 1930 yılında dünyaya gelen Xezal, coğrafyanın direnişini de zorluğunu da yaşamı boyunca kendi ile taşıyor. Güzel günler görmek umuduyla çocuklarını büyüten Xezal Ana’nın kendisinden dinleyemediğimiz yaşamını ve mücadelesini, kızı Muhbet Özural bizlere anlatıyor.
 
Xezal Ana’nın fedakarlığından söz ederken, bunun sadece ailesine karşı değil, herkese karşı olduğunu söylüyor Muhbet: “Xezal Ana çok fedakardı. Çocuklarına ve çevredeki herkese çok değer verirdi. Şehit olan çocuğu, cezaevinde olan oğlu hep onların yolunu gözledi. İki çocuğu özgürlük hareketine katıldı. Biri şehit oldu. Diğeri de cezaevine girdi. O süreçlerde hep bir beklenti içerisindeydi Xezal Ana, bir yerden sonra gidişlerini kabullendi. Çocuklarının arkadaşları gelince mutlu oluyordu. Vahyeddin’in gidişi artık onun için bir gerçekti.”
 
Oğlu Vahyeddin’in gidişinin ardından diğer oğlu Abdurrahman’ın üzerine titreyen Xezal Ana bir süre sonra onun da yaşamını yitirdiği haberini alıyor.
 
“Yanında kalan Abdurrahman’ı evlendirmek için hazırlık yapıyordu. Abdurrahman askere gitti geldi. Annem sürekli söylüyordu evlen diye ama Abdurrahman kabul etmedi. O da abisinin ardından ve şahit olduğu baskılardan sona katılım yaptı. Bir süre sonra Adana’da şehit düştü. Şehit düştüğünü öğrendikten sonra eve gelip baktığımda her yer kalabalıktı. Annemi göremedim. Sordum, sonra kardeşimin şehit olduğunu söylediler. Ama halen annem ortalıkta yoktu. Abilerim yoktu. Herkesi gözaltına almışlardı. Ve annem tek başına Adana’ya gitmişti."
 
Tek başına oğlunu almak için Adana yollarına düşen Xezal Ana ardından zılgıtlar eşliğinde çocuğunu tek başına yıkıyor…
 
“Annem tek başına morgun önüne gitmişti. 5 gündür cenaze devletin elindeydi. Annem o anı bana şu sözlerle anlatmıştı: 'Morgun önüne gittim tektim. Açtım ellerimi açtım, Allah’a dua ettim. Dedim ki Allah’ım beni düşmana karşı utandırma. Bana güç ver ki ayakta durayım. Çocuğumun cenazesini ona layık bir şekilde alayım ailesi ile buluşturayım.' Morga giderken annemi çağırmışlar ona, ‘Kimi almaya geldin?’ diye sormuşlar. O da 'Oğlumu almaya geldim' deyince hakaret etmeye başlamışlar. Annem de 'Saygılı olun, biz sizin cenazelerinize böyle davranıyor muyuz?' diye yanıt veriyor. Anneme durmadan küfrediyorlar. ‘En sonunda morga gittim. Çocuğumun alnını öptüm. Ve bugün oğlumun düğünüdür götürmeliyim dedim' diye anlatırdı bize. Hep bize ‘Ağlamayın, bu kardeşinizin düğünüdür’ derdi. Annem tek başına kardeşimi yıkadı ve defnetti Adana’da. İzin vermediler cenazeyi getirmeye. Çocuklarıyla gurur duyardı annem.”
 
Oğlunu Adana’da defnettikten sonra Van’a gelen Xezal Ana, kısa bir süre sonra PKK saflarına katılan diğer oğlu Vahyeddin’in gözaltına alındığı haberini alıyor… Ve bu kez zılgıtlarını Vahyeddin için yükseltiyor, o cezaevine girerken…
 
“Oğlunu defnettikten sonra diğer oğlu gözaltına alındı. Günlerce işkence ettiler. Annem her gün o işkencelerin bitmesini bekliyordu. Yapılan işkencelerin ardından abim tutuklanmıştı. Ardından annemi görüşe çağırdı. Hem içi yanarak hem de büyük bir coşku ile görüşe gitti. Orada öğrendi oğluna 36 yıl ceza vereceklerini. Vahyeddin, annemden bu durum karşısında başı dik olmasını istedi. Annem de ona, ‘Söz veriyorum, asla düşmanın karşısında ağlamayacağım’ dedi. Ceza verildiği zaman zılgıtlarla oğlunu cezaevine gönderdi.”
 
Oğluna verilen 36 yıl cezadan sonra Xezal Ana’nın cezaevi önündeki bekleyişi başlıyor… Her görüş öncesi büyük bir özenle hazırlanıyor.
 
“Annem görüşe gideceği gün sabah erkenden uyanır, bize ‘Beni süsleyin, en güzel elbiseyi bana giydirin. Oğlumu görmeye gideceğim’ derdi. Görüşe gideceği gün sanki düğüne gidermiş gibi mutlu olurdu. Sürekli oğlunun sürgün yollarında görüşüne giderdi. Van, Muş, Siirt İzmir, Patnos…”
 
İlerleyen yaşına rağmen hiçbir görüşü kaçırmayan Xezal Ana’nın son isteği ise ölmeden oğlunun dışarıya çıkmasıdır…
 
“Annem yıllarca oğlunun yolunu gözledi. Ölmeden önce de bunu dile getirdi. Hep derdi, ‘Allah’tan tek dileğim ölmeden önce ben balkonda otururken oğlumu evin avlusunda izlemektir.’ Öleceğini hissediyordu ve gidip son defa görmek istiyordu. Büyük bir heyecan ile görüşe gitmek için İzmir’e doğru yola çıktık. Çok heyecanlıydı. Eve geldiğimizde saçına kına yakmamı istedi. Saçını, elini kınaladım ve sabah güzel kıyafetlerini giydi görüşe gitti. Görüşte oğluna sımsıkı sarıldı. Ellerini öptü. Hissediyordu, ‘Bu son görüşüm oğlumu’ diyordu…”
 
Son görüşten geldikten sonra yaşamını yitiren Xezal Ana, oğluna bir yüzük bırakır…
 
“Van’a döndükten sonra annemi hastaneye yatırdık. Ölmeden önce parmağında olan bir yüzüğünü bana uzatarak cezaevine göndermemi istedi. Yaşamını yitirdikten sonra yüzüğü cezaevine gönderdim. Annemin son isteği olan Vahyeddin'in cezaevinden çıkması ise gerçekleşmedi. Bir torunu özgürlük saflarına katıldıktan sonra bir daha haber alamadı, bir oğlunu toprağa verdi, diğerini ise cezaevinde bekledi. Ama son isteği olmadı ve hayatını kaybetti. Tek kelimeyle emektar ve fedakar bir kadındı Xezal Ana.”   
 
25 yıldır cezaevinde olan Vahyeddin Sarı ise annesinin ardından şu kısa şiir ile özlemini dile getiriyor:
 
"Dayê!...
Nasıl açarım gözlerimi?
Gül şafaklı,
Sevda ezgilerini duymazsam!...
Dayê!...
Nasıl kaparım gözlerimi?
Başım
Yağmur kokan,
Toprak kokan,
Hayat kokan,
Göğsünde olmazsa!...
Hayır Xezal’ım!...
Mümkünü yok
Seninle açılan gözlerim
Seninle kapanır ancak.
O halde,
Bekle beni…
Bu yaka.
Olmadı,
Öbür yaka.
Ama mutlaka.
Cennetine baş koymaya
Geleceğim dayê.
Ha gayret!..."