İstanbul Sözleşmesi’nin Feshine Karşı Deklarasyon: Kürt kadınının itirazı

  • 09:02 27 Temmuz 2021
  • Güncel
DİYARBAKIR - İstanbul Sözleşmesi’nin feshine karşı ve bölgesel sorunlara dair hazırlanan “İstanbul Sözleşmesi’nin Feshine Karşı Deklarasyon”a ilişkin değerlendirmelerde bulunan kadınlar, özellikle bölgede özel savaş politikalarının kadınlar üzerinden yürütüldüğüne işaret etti.
 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yayınladığı kararname ile 1 Temmuz itibariyle yürürlükten tamamen kaldırılan İstanbul Sözleşmesi için kadınlar mücadelelerine devam ediyor. Van Star Kadın Derneği, Rosa Kadın Derneği ve Urfa Kadın Yaşam Evi öncülüğünde 22 Haziran günü Sözleşme’nin feshine karşı ve Kürt kadınların yaşadığı sorunlara dikkat çekmek için imza kampanyası başlatıldı. 129 sivil toplum örgütünün imzacısı olduğu “İstanbul Sözleşmesi’nin Feshine Karşı Deklarasyon” kampanyası 1 Temmuz’da kamuoyuna duyuruldu.
 
Deklarasyonda imzası bulunan örgüt temsilcileri ajansımıza konuştu. 
 
‘Kürt kadınının itirazının metni’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin feshinin açıklandığı 20 Mart’tan ve feshin yürürlüğe girdiği 1 Temmuz’a kadar Türkiye’deki kadın örgütleriyle birlikte birçok çalışma yürüttüklerini ve yayınlanan bütün özgürlükçü, eşitlikçi temelle oluşturulmuş metinlere imzalarını attıklarını belirten Rosa Kadın Derneği Başkanı Adalet Kaya, “HDP Kadın Meclisi ve Barolar Danıştay’a iptal başvurusu yapmıştı. Kürdistan’da kadın örgütü olarak başvuru yapan yoktu. Onun için biz de dernek olarak başvurumuzu yaptık. Kürt kadınında itirazını ifade edilebileceği bir metnin lazım olduğunu düşündüğümüz için Van Star Kadın Derneği, Urfa Kadın Yaşam Evi ve biz deklarasyon oluşturduk ve bölgedeki sivil toplum kuruluşlarına ve meslek örgütlerine açtık. Ciddi anlamda destek gördük. Kesişimsel kimliğinden dolayı çoklu şiddete maruz kalma durumu söz konusu bunu gösteren bir belge olması gerekiyordu” diye ifade etti.
 
‘Çalışmalarımızı deklarasyona yansıttık’
 
Yurttaşların anadilinde hizmet alamadığı için öldüğünü, üniformalı kamu görevlilerinin, askeri güçlerin kadına yönelik şiddet, taciz ve tecavüzde bulunduğunu ve bunlara deklarasyonda dikkat çekildiğini söyleyen Adalet, “Kadına yönelik şiddet sadece cinsiyet üzerinden değil Kürt kimliğimizden dolayı da şiddete maruz kalıyoruz. Deklarasyona yansıttığımız her konu bizim için vazgeçilmez bir mücadele alanı. Kürdistan’ın her yerinde yoğun bir şekilde şiddet gerçekleşiyor. Bununla mücadele etmeye devam edeceğiz” dedi.
 
‘Kazanımlara dönük saldırılar sürüyor’
 
4’üncü Yargı Paketi’ne de dikkat çeken Adalet, kadın ve çocuğa yönelik suçların meşrulaştırıldığını ve hukuki yolların kapatıldığını belirtti. Bunun vahim bir durum olduğunun altını çizen Adalet, “Şimdi de 6284 yasası ile ilgili çalışmalara başladıklarını duyuyoruz. Onlar durmayacak, bütün kazanımlara yönelik saldırıları sürdürüyorlar. Biz de mücadele etmekten vazgeçmiyoruz. Alınan kararların hiçbiri birbirinden ayrı değil. Her şeyi önce meşrulaştırıp sonra hukuki düzenlemeler getiriyorlar” diye belirtti.
 
‘Kürdistan’da düzen farklı işliyor’
 
İstanbul Sözleşmesi’nin imzalanmasında kadınların emeğinin olduğunu söyleyen Tevgera Jinên Azad (TJA) aktivisti Zeynep Üren de “Devlet kadınların kendi ayaklarının üzerinde durmasını kabul etmiyor. Kadınlar katlediliyor. Bu düzende müsaade ediyor ve erkeği güçlendiriyor. Kadınların öldürülmesine sürekli gerekçe buluyorlar. AKP’nin söylemleri kadınları intihara teşvik ediyor. Kürdistan’da düzen farklı işliyor. AKP-MHP kadın düşmanlığını jandarmaları, askerleri öne sürerek kadınları katlederek gösteriyor. Uzman Çavuş’un İpek Er’i öldürmesi gibi, Şırnak, Hakkari, Van’da her gün buna benzer haberler çıkıyor. Çözüm kadınların elinde. Çözüm mücadeleyi büyütmektir. Gülistan şahsında genç kadınlara ne yapmak istedikleri ortaya çıktı” ifadelerini kullandı. 
 
‘Kadınların alternatiflerinin olmasını istemiyorlar’
 
Kürtlerin üzerinde sistematik bir savaş yürütüldüğünü dile getiren Zeynep, Rosa Kadın Derneği’nin kadın yaşamını savunma derneği olmasına rağmen haklarında çok sayıda dosya açıldığına işaret etti. Bunun nedeninin siyasal ve bölgesel olduğunu söyleyen Zeynep, “Belediyeye kayyımlar geldikten sonra kadınların gittiği kurumları kapattılar. Kadınların alternatifi olmasını kabul etmiyorlar onun için saldırıyorlar. Kadınların üzerindeki saldırılara dikkat çekmek ve gerçekleri ortaya çıkarmak için bu deklarasyona imza attık. Ev ev, köy köy, mahalle mahalle gezerek çalışmalarımızı yürüteceğiz. Biz hangi bölgeye gitsek durum iyi değil. Kadın katliamları cezasız bırakılıyor. Mesele Kürt kadını olduğunda konuyu karanlıkta bırakıyorlar. Kürt kadının mücadelede emeği çoktur bunun için bugün yapılan saldırılara karşı ses çıkartılması gerekiyor. Geri adım atmıyoruz. Kürdistan’da olan kadın katliamlarına bu deklarasyonla dikkat çekiyoruz. Biz kadınız, Kürdüz tehlikeli olan biziz” diye ifade etti.
 
‘Savaş ortamında kadın hakları korunmalı’
 
SES Diyarbakır Şubesi Kadın Sekreteri Fatma Yıldızhan, kadınları ve çocukları derinden etkileyen bir savaş sürecinden geçildiğine dikkat çekti. Fatma, “Nasıl ki normal süreçlerde kadın hakları korunması gerektiği vurgusunu yapıyorsak savaş ortamında da kadın haklarının korunması gerektiğini belirtiyoruz. Deklarasyon da tam da buna vurgu yapıyor. Çünkü savaş ortamından kaynaklı kadın kimliğinin ötelenmesinin önüne geçmek gerekiyor. Bu yüzden yapılan çalışmalar çok değildir. İstanbul Sözleşmesi'nin hiçbir maddesi bugüne kadar uygulanmadı ancak varlığı bir güvenceydi kadınlar açısından. İstanbul Sözleşmesi kadınların verdiği mücadelenin hukuksal zemine oturtulmasıydı. İstanbul Sözleşmesi'nden çekilerek, kadınların mücadeleden vazgeçeceklerini beklemek saflık olur. Çünkü kadın mücadelesi tüm dünyaya yayılmış durumda. İstanbul Sözleşmesi'nin kaldırılmasına yönelik sadece Türkiye'den değil tüm dünyadan tepkiler geldi ve gelmeye devam ediyor” sözlerine yer verdi.
 
‘Kadınlar bir arada mücadele etmekte’
 
Deklarasyonda 129 imzanın bulunmasına işaret eden Fatma, kadın mücadelesinin geniş çaplı olduğunun ve kadınların erkek-devlet aklına karşı verdiği mücadelenin ne kadar büyük olduğunun göstergesi olduğunu ifade etti. Fatma, “Kadınlar ırk, dil, din gözetmeksizin bir araya gelerek, mücadele vermekte. Kadına yönelik şiddetin, sadece Türkiye'de olmadığını tüm dünyada olduğunu ve kadınların buna karşı verilen mücadeleden asla vazgeçmeyeceğini belirtmek isterim. Kadın mücadelesi açısından tüm kurumların ellerinden geleni yapacakları inancındayım. Kadınlar verdiği fiili-meşru mücadele ile hukuki zemin de elbette oluşturulacaktır. Kadın haklarının erkekler eliyle ellerinden alınacağı bir dünya yok, kadınlar buna karşılık tüm haklarını elde edecektir” diye konuştu.