Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı başladı: Kürt sorununu içselleştirmek gerekiyor

  • 12:25 26 Eylül 2021
  • Güncel
ANKARA - HDP’nin Demokratik Yerel Yönetimler Konferası’nda konuşan yerine kayyım atanan Mardin Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk, Kürt sorunun çözülmesi için içselleştirmek gerektiğini belirtti. HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar ise, “Kayyıma karşı yerel demokrasiyi savunurken biz Kürt halkının siyasi özne olma hakkını da savunuyoruz. Kürt halkının bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olma hakkını savunuyoruz” dedi.
 
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Demokratik Yerel Yönetimler Konferansı, TMMOB Teoman Öztürk Öğrenci Evi ve Sosyal Tesisleri Konferans Salonu’nda başladı. Salona HDP Kadın Meclisi tarafından “Eşbaşkanlık Mor Çizgimizdir”, “Jin, Jiyan Azadi”, “Kadın Özgürlükçü Yerel Yönetimleri Savunma, Kayyım Rejimini Yıkma” pankartları Arapça, Kürtçe ve Türkçe asıldı.
 
Konferansa bölge kentlerinden 400’e yakın delege katıldı. Konferansa Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar,  Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüleri Esengül Demir ve Cengiz Çiçek, Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanları Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Sosyalist Yeniden Kurulu Partisi (SYKP) Eş Genel Başkanları Canan Yüce ve Cavit Uğur, Ezilenlerin Sosyalist Partisi (ESP) Eş Genel Başkanları Özlem Gümüştaş ve Şahin Tümüklü, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Ayşe Erdem ve İbrahim Akın, SODAP’tan Sevtap Akdağ Karahalı ve Sezgin Kartal, Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren katıldı.
 
‘Kürt sorunu için her zaman kapıyı araladık’
 
Divan oluşumuyla başlayan konferansta ilk olarak, yerine kayyım atanan Mardin Büyükşehir Belediye Eşbaşkanı Ahmet Türk konuştu.  CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun “Kürt sorununa çözüm” tartışmalarına dikkat çeken Ahmet Türk, Kürt sorunu çözmek için önce Kürt halkının varlığı ve statüsünün içselleştirilmesi gerektiğini belirtti. Ahmet, “Türkiye belki de yeni bir döneme giriyor. Kürt sorununun çözümüne dair tartışmalar yürütülüyor. Kürt sorunun barış ve adil bir şekilde çözümü konusunda biz her zaman kapıyı araladık adım atılmasını bekledik ve her zaman destek sunduk. Bugün de böyle bir gelişme olursa arkadaşlarımız bunu en iyi şekilde değerlendireceklerdir. Türkiye’de parlamenter sisteme dönüş,  güçlendirilmiş parlamenter sisteme dönüş diyorlar. 5-6 parti bu sistemin tekrar Türkiye gündemine gelmesi ve sağlanması konusunda mutabakat sağlamış. Bir partinin Kürt sorunu konusunda yaptığı çabaların yeterli olmayacağını görüyorum. Eğer bütün partiler bir araya geliyorsa Kürt sorunu konusunda da aynı yaklaşımı göstermeleri sorunun çözümünü kolaylaştırır. Türk’ün Kürt’ün ikna edilmesi konusunda önemli bir gelişme olur. Bizler bu mücadelede gerçekten ağır bedellerle bugünlere geldik. Bugün Türkiye’de HDP’siz bir siyasetin iktidar olamayacağını herkes görüyor. Demokratik değişim isteniyorsa, halklarımızın ortak demokratik değerlerde buluşması isteniyor, bütün Kürtler aktörlerin sesini dinlemek düşüncelerini almak zorundadır. Bunun dışındaki yaklaşımlar asla ve asla başarılı olamaz. Kürt sorununu çözmek için önce Kürt halkının varlığını, kimliğini, geleceğini, statüsünü içselleştirmek lazım. Eğer bir siyasetçi Kürt halkının haklarını içselleştirilmezse o sorunu asla çözemez” dedi. 
 
‘Muhatap halkımız’
 
Yeni dönemin kapısının aralanması için iyi bir fırsat olduğunu ifade eden Ahmet, “Zaman zaman muhataplık tartışması oluyor. Muhatap kim? Muhatap halkımız ve halkımızın mücadelesini yürüten tüm aktörlerdir. Bu şekilde biz noktayı koyuyoruz. Elbette ki bugüne kadar mücadeleyi veren hiç kimsenin düşüncesi alınmadan sadece bir taraflı bir kesimle yürütülecek bir çalışmanın verimli olmayacağını herkesin bilmesi lazım. Siyasi konularla ilgili sayın eş genel başkanım konuşma yapacak. Bu duygularla hepinizi selamlıyorum” ifadelerinde bulundu. 
 
Ahmet Türk’ün ardından HDP’li belediyelerin yaptığı çalışmaların yer aldığı sinevizyon gösterimi yapıldı. Konferans yerine kayyım atanan tutuklu Diyarbakır Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı’nın Kayseri Bünyan Kapalı Cezaevi’nden gönderdiği mesaj okundu.
 
Dar zamanlarda çok olayın sığdığı netameli dönemlerden geçildiğine dikkat çeken Selçuk  Mızraklı’nın mesajının devamında şu ifadeler yer aldı:
 
“Etkilerinin insan ve toplum düzleminde en az değerlendirildiği ama sonuçlarının tamamen müsebbibi olmayanlara ihale edildiği bir döneminde yaşandığını hiç sanmıyorum. Böylesi önemli bir sürecin üzerinden iki yıl geçti ve yarattığı sonuçlar hâlâ hakkınca değerlendirilmedi. Büyük mücadelelerle elde edilen kazanımlar, yasal bir statüye kavuşturulmayınca ne yazık ki kayıpları kolay oldu. Tüm olumsuzluklara rağmen daha fazla çaba göstermek ve çözüm gücü olduğumuzu başta halkımız olmak üzere herkese göstermek durumundayız. Polemiklere ve kısır tartışmalara girmeden, umut olmaya ve güven vermeye devam etmeliyiz. Miyopluğa düşmeden, soğukkanlı, ferasetli, bilgelikten beslenen ve perspektifi geniş bir anlayışla yaptığımız ama kayyum darbesi ve benzeri hukuksuzluklarla kesintiye uğrayan çalışmalarımızı yeniden hayata geçireceğimizi herkese anlatmalıyız.
 
Yerinde yönetim biçimi
 
Yerel yönetimler, demokrasinin neşvünema bulduğu değerli kurumlardır. Yerinden yönetim siyasal düzlemle beslenen ayrı bir anlam dizgesini başlatırken, yerel yönetim daha çok mali ve idari özerkliğin esas olduğu coğrafi yerleşimde merkezi yönetimle denk görev, yetki ve sorumluluk paylaşımı yapılmış bir fonksiyonel uzuv durumunda. Merkezin, idari yetkilerini kısmen paylaştığı/devrettiği yerinden yönetim biçimleri ile karıştırmamak önem kazanıyor.
 
Yerinden yönetim ilkesi
 
Sadece Avrupa Birliği Yerel Yönetimler Özerklik Şartı çerçevesinde bakıldığında bile güçlü yerel yönetim, demokratik katılımcılıktan beslenerek ve etki alanı genişletilerek adeta bir geçiş trendi olarak değerlendirilebilir. Bunun yanı sıra yerel özgünlüklerin gözetilmesi ve ihtiyaçların en yakın yönetim biriminden sağlanması bakımından yerinden yönetim ilkesi çok önemli; fakat ne yazık ki Türkiye’de hukuki olarak buna cevap veren bir düzenlemeden bahsetmek mümkün değildir.Merkezi yönetim-yerel yönetim kavramları demokrasi ile birbirlerine hemhal olduğunda daha önemli oluyor. Yerelin ihtiyaçlarının, merkezin bürokratik dehlizlerinde kaybolmasına mahal vermemek için en yakın yönetim birimi tarafından yerinden karşılanması gerekmektedir.
 
'Halk için şiarını ilke edindik'
 
Bizlerde ilk yerel yönetim deneyimimiz den günümüze kadar toplumu esas alarak yerel yönetimleri demokratikleşme çabası içerisine girdik. ‘Halka rağmen, halk için değil’ anlayışı yerine Halkla beraber, halk için şiarını ilke edindik. Bu doğrultuda gelecek güzel günler için bir araya gelmiş olan tüm arkadaşları saygı ile selamlarken, umut tohumlarını ekerek başarıya ulaşacağımıza olan inançla konferansın; kayyımlar ile darbelenmek istenilen yerel yönetimler anlayışımıza yeni soluk olacağına inanıyorum.”
Selçuk Mızraklı’nın mektubunun okunmasının ardından HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar konuştu.
 
‘Kürt halkının siyasi özne olma hakkını savunuyoruz’
 
Kayyım rejiminin en az 3 alanda büyük tahribatlarının olduğunu söyleyen Mithat, bu tahribatlardan birincisinin kültürel asimilasyon olduğuna dikkat çekti. Mithat, “Kültürel asimilasyonun yani 100 yıllık planların en ağır uygulamasını kayyım rejimi oluşturuyor. Kayyım rejimi aynı zamanda siyasal asimilasyon yöntemidir. Çünkü Kürt halkını kendi iradesini kendi iradesini kullanabilen bir özne olmaktan çıkarmayı ve siyasal hayatına yabancılaştırmayı hedefliyor. Kürt halkının kendi olarak var olma, kendi ilkeleri ile siyasal temsiliyet oluşturma imkanlarını ortadan kaldırmak istiyor. Kürt halkını iradesiz, başka partilere dağıtılmış, etkisiz bir topluluğa dönüştürme operasyonunun en önemli aracıdır. Oysa kayyıma karşı yerel demokrasiyi savunurken biz Kürt halkının siyasi özne olma hakkını da savunuyoruz. Kürt halkının bu ülkenin geleceğinde söz sahibi olma hakkını savunuyoruz. O nedenle kayyım rejimine karşı mücadele siyasi özne olma hakkına sahip çıkma mücadelesidir” diye belirtti.
 
‘Yerel demokrasi ilkelerimizi buluşturan bir hedef’
 
Diğer bir asimilasyonun ahlaki asimilasyon olduğuna vurgu yapan Mithat, “Yani yozlaştırma politikalarıdır. Gençlerimizi toplumumuzu, kendi değerlerinden koparma uygulamalarının en sinsi şekilde hayata geçirilmesinin modelidir. Yolsuzluklar, halkın kaynaklarını talanı, gençliğin başta uyuşturucu olmak üzere kendi kişiliğin ve toplumundan koparılmasının bütün yöntemlerini hayata geçirdiler kayyımlar. Kayyım rejimine karşı mücadele ahlaki asimilasyon ve yozlaşmaya karşı değerlerimizi savunma mücadelesidir. Yerel demokrasi değerlerimizi ilkelerimize, ilkelerimizi aydınlık geleceğimiz ile buluşturan bir hedeftir. Yerel demokrasiden asla vazgeçmek söz konusu olmaz. Yerel demokrasisiz bir barış inşa etmek mümkün olmaz” ifadelerinde bulundu.
 
‘Eksiklerimiz halkımızın denetimine açık olma yöntemi ile ortadan kalkar’
 
Yöneticilerinin görevden aldıklarını, belediye eşbaşkanları, seçilmiş belediye meclis üyelerinin görevden alınmasına rağmen halkın gerçek temsilcileri olarak yükümlülüklerinin yerine getirdiklerini dile getiren Mithat, “Eksikliklerimizle, bazı alanlarda yanlışlarımızla bu mücadele devam etti ve edecek. Eksikliklerimiz tamamlamak bizim özeleştiri ve kendi kendimiz sorgulama halkımızın denetimine açık olma yöntemi ile ortadan kalkar. Bizler asıl denetim mercii olarak kendimizi partimizi tüm yönetici organlarımızı sizlerin tabanın denetimine açık tuttukça büyüyebiliriz. Önümüzdeki dönemde bunu çok daha etkili şekilde yapacağımızdan şüphemiz yok. Bugüne kadarki eksiklik ve yanlışlıkları da yine en geniş demokratik sorgulama, özeleştiri ve denetim yöntemleri ile gidereceğimizden hiçbir şüphemiz yok” sözlerini kaydetti.
 
Konferans basına kapalı devam ediyor.