Van’da kadınlar haykırdı: Tek yol örgütlü kadın mücadelesi

  • 15:51 25 Kasım 2021
  • Güncel
 
VAN -  25 Kasım nedeniyle yüzlerce kadının buluştuğu Musa Anter Park’ından seslenen yüzlerce kadın, “Tek yol örgütlü kadın mücadelesi” dedi. 
 
Van Kadın Platformu öncülüğünde kadınlar, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü dolayısıyla basın açıklaması ve yürüyüş gerçekleştirdi. Musa Anter Barış Parkı’nda yapılan açıklamaya Tevgera Jinên Azad (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, Star Kadın Derneği, Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Van Şubeler Platformu Kadın Meclisi, Van Barosu Kadın Hakları Komisyonu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), İş Kadınları, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV), Barış Anneleri Meclisi, Tutuklu ve Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (TUHAY-DER), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), İnsan ve Özgürlükler Partisi (PİA), Van Barış Anneleri Meclisi, birçok sivil toplum örgütü (STÖ) ve bağımsız feminist aktivistler katıldı. "Kadın yaşam özgürlük", "Yaşasın kadın dayanışması", " Edi Besse" lolipoplarin  taşındığı açıklamada öncesi parkın etrafı onlarca çevik kuvvet, 5 gözaltı otobüsü, zırhlı araçlar, TOMA ile ablukaya alındı. Parkın önü ise dışarıdan görünmeyecek şekilde polislerce kapatıldı. 
 
Kadınlar adına açıklamayı Van Kadın Platformu’ndan Emek Partisi (EMEP) üyesi Zeynep Tağtekin okudu. 
 
‘İtirazlarımızı duyurmak için yine alanlardayız’ 
 
Dünyanın dört bir yanında eşitsizliği, yoksulluğu, savaşları ve şiddeti üreten erkek egemen kapitalizme karşı alanlarda olduklarını söyleyen Zeynep, isyanımızı meydanlara taşımak, kadın dayanışmasının sınırlarını aşan gücüyle buluşmak ve itirazlarımızı hep birlikte daha fazla duyurmak için yine alanlardayız” dedi. 
 
‘Şiddetin kaynağı erkek egemen zihniyet’ 
 
25 Kasım 1960'da Dominik Cumhuriyeti'nde faşist Trujillo diktatörlüğüne direndikleri için katledilen Mirabel Kardeşler’in anısını devraldıklarını belirten Zeynep, şiddetin kaynağı olan erkek egemen siyasetin uygulamaları, kapitalizmin sürdürülebilirliği için kullanılan tüm araçların eşitsizlik, dinselleştirme ve savaş politikaları ile yeniden üretildiğini vurguladı. Zeynep, “Kadınlar her gün evde, işte, okulda, sokakta erkek ve erkek devlet şiddetine maruz kalmakta.  Şiddet tehdidi altında yaşamlarını sürdürürken, siyasal iktidar kadına yönelik şiddeti önlemek ve kadın kazanımlarını geliştirmek yerine, kadın düşmanı politikaların sürdürücüsü olmaya devam etmektedir” sözlerini kullandı. 
 
‘Cezasızlık politikası kadına yönelik şiddeti arttırıyor’
 
İktidarın kadını heedef alan politikalarına değinen Zeynep, AKP’nin oluşturmayı tasarladığı yeni toplumsal düzenin inşası için kadın kazanımlarını zayıflatmayı temel aldığını vurguladı. Zeynep, AKP iktidarının baskı mekanizmalarını tümüyle seferber ederek kadınları; ev içinde ve kamusal alanda “iradesizleştirmeye” dönük saldırılarına hız verdiğini kaydetti. “İstanbul Sözleşmesi'nin bir gece yarısı feshinden sonra şimdi de 6284 Sayılı Kanun gibi şiddeti önlemede etkili yasal kazanımlar hedef gösterilmekte” diyen Zeynep, devamında, “Eril yargının cezasızlık politikası kadına yönelik şiddetin artmasına neden olmaktadır. Cezasızlıktan güç ve cesaret alan erkeklerin ‘gücüm yettiği için hedef aldım’ diyebilecek cürette ve biz kadınları akıl almaz yöntemlerle katletmeye devam etmektedir” sözlerini kullandı. 
 
Kadına, çocuğa ve LGBTİ+’lara dönük suçlarda faillere yönelik cezasızlık politikalarına değinen Zeynep,  “Erkeklerin uyguladığı her türlü şiddete cezasızlık ile kadınlara yönelik şiddet desteklenirken kadınların kendi hayatlarını savunması en ağır biçimde cezalandırılmaktadır. Yine kadınların yürüttükleri örgütlü mücadele hedef alınmakta baskı, gözaltı ve tutuklamalar hız kesmeden devam etmektedir. Bu yaklaşım alenen kadınların hayatına kastederek de olsa erkek egemen sistemin tüm mekanizmaları ile korunacağının beyanıdır” şeklinde konuştu.
 
‘Eşbaşkanlık ve kadın kazanımları hedef alındı’
 
Kayyım atamalarıyla kadın kazanımlarının hedef alındığını dile getiren Zeynep şöyle devam etti: “Eşbaşkanlık gerekçe gösterilerek kayyım eliyle gasp edilen belediyelerimizde kadın merkezleri ve kadın sığınakları kapatılmış, başvurucu kadınların dosyalarındaki bilgiler deşifre edilmiştir. Kayyımlar KHK ile ihraç edemedikleri uzmanlık alanlarında çalışan kadınları görevinden alıp erkek yöneticinin emri altında çalışmaya zorlamış, mobbing, aşağılama ve hatta şiddet uygulamalarına maruz kalmışlardır. Ayrıca ülke genelinde kadın ve çocuk hakları alanında çalışan, AKP zihniyetine hizmet etmeyen, kadın ve çocuklara destek veren tüm örgütlü yapılar hukuksuz, dayanaksız bir şekilde kapatılmıştır. Ortaçağ zihniyeti bir kez daha hortlatılmış, kurumlardaki tüm kadın arşivleri, belgeleri, dosyaları, kitapları imha edilmiştir.”
 
‘Taliban kadınlar için tehlike olmaya devam ediyor’
 
Kadın ve çocukların emperyalist savaşlar sonucunda mültecileştirildiğinin altını çizen Zeynep, ırkçılık ve yabancı düşmanlığı yanında cinsel şiddet tehlikesiyle de karşı karşıya olduklarını söyledi. Mülteciliğin dünya halklarının “kanayan yarası” olmaya ve en çok da kadın ve çocukları vurmaya devam ettiğini sözlerine ekleyen Zeynep, “İŞİD, Taliban gibi bizzat emperyalistler tarafından beslenmiş desteklenmiş cihatçı çeteler bulundukları her yerde tehdit olmaya devam ediyorlar” dedi.
 
‘Özel savaş politikalarıyla kadınların yaşamı tehdit ediliyor’ 
 
Son olarak “Bölgede ve yerelde erkek şiddeti, devletin özel savaş politikası ile birleşmiş ve kadına, çocuğa yönelik saldırılar her geçen gün daha da artmıştır” diyen Zeynep, “Yaşanan olayların faillerine yönelik uygulanan cezasızlık politikaları başka olayların da ortaya çıkmasına zemin oluşturmuştur. Uzman Çavuş Musa Orhan tarafından tecavüze uğrayan İpek Er, intihar etmiştir. Bu bir intihar değil, kadın cinayetidir. İpek Er’i değil Musa Orhan’ı koruyan yargı yine aynı zamanda bu olay karşısında susmayanları cezalandırmaya devam etmiştir. İlimizde iki kız öğrenci Talip K. Adlı uzman çavuş tarafından hem tecavüze uğramış hem de şiddet görmüştür. Hakkari’de asker ve korucular tarafından kadınları fuhuşa zorlayan, şantaj yapan bir çete ortaya çıkmıştır. Tüm bunlar AKP ve MHP iktidarının bölge özelinde uyguladığı özel savaş ve asimilasyon politikalarının önemli örnekleridir”  ifadelerini kullandı. 
 
‘Tek yol örgütlü kadın mücadelesi’
 
Şiddete, sömürüye karşı yaşamın özgür özneleri olarak uzun yıllardır mücadelelerini aralıksız bir biçimde sürdürdüklerini ifade eden Zeynep, “Kadın hak ve özgürlüğüne dair bugün ne varsa kadınların yıllardır yürüttüğü mücadelenin sonucu olduğunun farkındayız. Emeğimizin gaspı ve bedenimizin denetimine dayalı, tarihsel arka planı çok güçlü eril zihniyetin üzerimizde kurduğu sistematik tahakkümü kırmanın tek yolunun yine sürekli ve örgütlü kadın mücadelesini yükseltmekten geçmekte olduğunu biliyoruz” şeklinde konuştu.
 
‘Kadına yönelik şiddet münferit değil, politiktir!’ 
 
Zeynep son olarak, “Yaşadığımız her türlü erkek-devlet şiddetinin karşısında birlikte mücadele ederek ve birbirimizle dayanışarak kazanacağımızı biliyoruz. Yılmadan ve bıkmadan yıllardır söylediğimizi buradan bir kez daha haykırıyoruz; ‘kadına yönelik şiddet münferit değil, politiktir’ ve bu şiddeti önlemenin en önemli yolu da kadın mücadelesinden ve kadın dayanışmasından geçer. Bugün çok daha güçlü ve çok daha örgütlü olarak hayatlarımıza ve haklarımıza sahip çıkıyoruz” ifadelerini kullandı. 
 
Açıklamanın ardından kadınlar Maraş Caddesi’ne doğru yürüyüşe geçti. Engellemelere “Jin na tirsin hesap di pirsin" ve "Kadın cinayetleri politiktir" sloganlarıyla, düdük ve alkışlarla yanıt veren kadınlar yürüyüş esnasında “Jin jiyan azadi”, “Kadın cinayetleri politiktir” ve “Erkek vuruyor, devlet koruyor” sloganlarını attı. 
 
Yürüyüşün son bulduğu Maraş Caddesi’nde kadınlar eylemlerini alkış ve zılgıtlarla sonlandırdı.