‘Hakikat gizli kalmaz’

  • 09:04 3 Mayıs 2021
  • Güncel
İZMİR - Basına yapılan baskının hakikati gizleme çabasından başka bir şey olmadığını ifade eden kadın gazeteciler,  “Gerçeklerin ortaya çıkma huyu var. Ceza alma korkusuyla iktidarı eleştirmekten geri durmayacağız” dedi. 
 
Birleşmiş Milletler Genel Kurulunun 3 Mayıs 1993’de aldığı kararla 3 Mayıs’ın Dünya Basın Özgürlüğü Günü olarak kutlanmasına karar verildi. Her yıl 3 Mayıs’ta basına uygulanan sansüre dikkat çekilse de baskı, sansür, polis şiddeti ve tutuklamalar artarak devam ediyor. Basına yönelik saldırıların gerçeklerin ortaya çıkarılmaması kaygısından kaynaklandığını dile getiren kadın gazeteciler, gerçeklerin mutlaka ortaya çıkacağını ifade etti. 
 
‘Türkiye’de en çok yargılanan meslek gazetecilik’
 
Halkın gerçekleri öğrenmemesi için iktidarın basına ve yurttaşlara her türlü baskıyı uyguladığını ifade eden Mezopotamya Ajansı muhabiri Sevda Aydın, Türkiye’de gerçekleri ortaya çıkarmanın kolay olmadığını dile getirdi. İktidarın yapılan her haberi “terörle mücadele” kapsamında değerlendirerek basın mensuplarını yargıladığını ifade eden Sevda, “Gazetecilik Türkiye’de en çok yargılanan meslek grubu. Cezaevleri gazetecilerle dolu. Yargıyı da kendilerine göre değiştiriyorlar. Gerçeklerin ortaya çıkmaması için bize bu şekilde gözdağı vermeye çalışıyorlar. Ancak gerçeğin açığa çıkma gibi bir huyu var. Ben çıkarmasam er ya da geç biri gerçeği ortaya çıkarıyor” diye konuştu.
 
‘Bizim muhalif basın olduğumuzu biliyorlar’
 
Polisin keyfi uygulamalarla haber yapmayı engellemeye çalıştığını dile getiren Sevda, Ankara’da Kobanê Davasının görüldüğü gün ajans muhabirlerinin polis ablukasına alınarak çekim yapmalarının engellenmesini örnek gösterdi. Sevda “Muhabirlerimize ‘biz burada Mezopotamya’ya görüntü çektirmeyeceğiz amirimizden böyle emir aldık’ dediler. Bu durumların daha kötülerine de şahit olduk. Kapılara silah dayamalar gibi birçok zorlukla karşılaşıyoruz. Polis bizim muhalif basın olduğumuzu bildiği için her yerde görüntü çekmemizi engelleyecek şekilde sözlü ya da fiziki taciz uyguluyor” şeklinde belirtti.
 
‘Gerçeklerin önünde engel oluşturuyorlar’
 
Yurttaşların görüntü alma hakkının Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından yasaklanmasının da gerçekleri saklama çabasının bir parçası olduğunu ifade eden Sevda, sahada da basının fotoğraflarının makinelerinin kırılmaya çalışılması gibi şiddetin de yaşatıldığını anımsattı. Sevda, “Gazeteciler olarak açtığımız davaların sonucunda bize uyguladıkları şiddetin suç olduğu açığa çıkması onlarında o sınırlar içerisinde davranmasına neden oluyor. Eyleme gelen insan gördüğü polis şiddetini çekmek istediğinde fiziki olarak müdahaleye uğruyordu. Biz bunu yapmaya haklarının olmadığını savunabiliyorduk ama şimdi bunu yasaklayarak gerçeklerin önünde engel oluşturuyorlar. İlerleyen zamanlarda bir gecede çıkartılan genelgeyle gazetecilerin görüntü almasının yasaklanmasına kadar gelebilir” uyarısında bulundu. 
 
‘Özgür yayın yapmaya çalışıyoruz’
 
Halkı yaşananlardan haberdar etmek ve bilgilendirmek gibi bir amacı güttükleri için özgür basın olmaya çalıştıklarını söyleyen İz Gazete editörü Şermin Çolak, “Diğer yerel gazetelere göre daha özgür bir yayın yapmaya çalışıyoruz. Bizde patron baskısı gibi bir durum söz konusu değil daha çok gençlerin yer aldığı platformuz. Kendi haberlerimizi kendimiz belirliyoruz. Patronlarımız tarafından bu haberi yapmayacaksınız bu habere gitmeyeceksiniz tarzı bir şey söz konusu olmuyor” diye ifade etti.
 
‘İktidardan korkuyorlar’ 
 
Ceza alma korkusu ile iktidarı eleştirmekten vazgeçmediklerini, her zaman gerçeklerin peşinden gittiklerini ancak halkın üstündeki baskı nedeniyle konuşmaya korktuğunu söyleyen Şermin, “Yerel gazete manşetlerine baktığımızda iktidardan korktuklarını görebiliyoruz. Bizi iktidarı eleştirdiğimiz için eleştiriyorlar ama biz ortada eleştirilmesi gereken bir şey varsa dile getiriyoruz. Yurttaşlarla yapılan röportajlarda iktidardan korktukları görülüyor. Çünkü bir tweet nedeniyle ertesi gün ifadeye çağırılabiliyor. Normalde konuşmak istiyorlar ama sonrasını düşündükleri ve tutuklanma korkusu olduğundan çekinceli davranıyorlar” ifadelerini kullandı. 
 
‘Otosansür uygulanıyor’
 
Yeni mezun gazetecilerin işe başlarken her haberi yapabileceğini zannederken sektörün içine ise girdiklerinde otosansürle tanıştıklarını ifade eden Ege Postası muhabiri Özlem Kara, “Bunun en önemli nedenlerinden biri hem kendimiz hem de röportaj aldığı kişilerin başına bir şey gelir mi diye kaygılanıyoruz. Sektörde stajyerler çok yoğun şekilde çalıştırılıyor. Az para veriyorlar ve çok iş yükü var. Üniversite öğrencileri ücretsiz de çalışıyor. Ben çalıştığım yerlerde seçeceğim haber ya da nasıl yazdığıma müdahale etmediler ama bunun çok örnekleri yaşanıyor” diye ifade etti.
 
Kadın gazeteciler erkek egemenliğini kırıyor
 
Erkek sayısının en yüksek olduğu alanlardan biri olan basın sektöründe kadın gazetecilerin özgürlük alanlarının da sınırlı olduğunu dile getiren Özlem, iş alımında erkeklerin tercih edildiğini, çalışan kadınlara ise toplumsal cinsiyet rolleri gözetilerek iş alanları belirlendiğini ifade etti. Özellikle ana akım medya ile çalıştıklarında erkek kameramanların kaba yaklaşımlarına maruz kaldıklarını belirten Özlem, “Bununla mücadele etmemiz gerekiyor. Elbise alırken dikkatli almak zorunda kalıyorum. Çünkü taciz ediliyoruz. Aslında toplumun değişmesi lazım. Kadınların erkeklerin yaptığı her işi yapabildiğini biliyorlar aslında. Ama biz bunu kırıyoruz” dedi.