'Militarizmin içinden biri erkek şiddetini hangi yöntemlerle bitirecek?'

  • 12:37 17 Haziran 2021
  • Güncel
ANKARA - Meclis Kadına Yönelik Şiddeti Önleme Komisyonu’nun da SADAT’ın psikolojik savaş danışmanı Nevzat Tarhan’ın yaptığı konuşmasına tepki gösteren HDP Milletvekili Semra Güzel, “Militarizmle bu kadar haşır neşir olmuş, savaş danışmanlığı yapan birinin erkek şiddetini de hangi yöntemlerle bitireceği çok soru barındırıyor ” dedi.
 
Kadına Yönelik Şiddetin Tüm Yönleriyle Araştırılarak Alınması Gereken Tedbirlerin Belirlenmesi Amacıyla Kurulan Meclis Araştırılması Komisyonu’na Uluslararası Savunma Danışmanlık İnşaat, Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin (SADAT) psikolojik savaş danışmalığı yapan Nevzat Tarhan komisyonunda, İstanbul Sözleşmesi ve kadına yönelik şiddet üzerine sunum yapmıştı.
 
Hakların Demokratik Partisi (HDP) Diyarbakır Milletvekili Semra Güzel, yapılan sunuma tepki göstererek, Twitter hesabından şu paylaşımı yapmıştı: “Kadına yönelik şiddeti önleme komisyonuna aynı zamanda SADAT’ın psikolojik savaş danışmanlığını yapan Nevzat Tarhan çağrılınca insan merak ediyor; bir psikolojik savaş uzmanının erkek şiddetini önlemede nasıl bir katkısı olabilir!”
Konuya dair konuştuğumuz HDP’li Semra Güzel, kurulan bu komisyonlarla iktidarın şiddetle mücadele ettiği algısı oluşturulduğuna dikkat çekti.
 
‘Erkek egemenliği eşitsizliğin devam ettirilmesini talep ediyor’
 
Militarizmin içinden çıkıp gelen bir erkeğin şiddete karşı konuşmasının kabul edilebilir olmadığını dile getiren Semra, “Kadına yönelik şiddet çok köklü bir sorun. Bir sistemden söz ediyoruz sonuçta. Erkek egemenliğinin hakim olduğu bir sistemden. Ve bugün medya, hukuk, siyaset, eğitim gibi kurumlar aracılığı ile bu sistem pekiştiriliyor, her gün canlı tutulmaya çalışılıyor. Bu politikalar da kadınların yaşamdan daha fazla dışlanmasına ve hatta hayatlarına mal oluyor. Erkek egemenliği sürekli bir şekilde kendini yeniden inşa ederek yaşadığımız dünyanın aynısı gibi kalmasını ve eşitsizliğin devam ettirilmesini talep ediyor. Bizler de bunun değişmesi için mücadele ediyoruz. Tepkim de buna dönüktü. Bizler bununla mücadele ederken, militarizmin içinden çıkıp gelen birinin şiddete yönelik olarak uzman kimliği ile dinlenmesi kabul edilebilir bir şey değil. En nihayetinde savaş, militarizm gibi olgular cinsiyetçilikten erkek şiddetinden bağımsız konular değil aksine birbirini besleyen konular. Kadına yönelik şiddetin araştırılması için kurulmuş bir komisyonda buna müsaade etmemek ve hatta hiç çağırmamak gerekirdi. Fakat iktidar ideolojisi meclisin tüm çalışmalarında olduğu gibi bu komisyonda da kendini devam ettiriyor” diye belirtti.
 
‘Dertleri, şiddeti belli kılıflar içerisinde devam ettirmek’
 
Nevzat Tarhan gibi bir erkeğin şiddete karşı nasıl bir katkı sunacağının ayrı bir soru işareti doğurduğunu belirten Semra, “Nevzat Tarhan’ın hiçbir katkısı olamaz. Bunu bırakalım zararı olur. Nevzat Tarhan’ın bir diğer uzmanlık alanı aile meselesidir. Kendisi de bolca aile ile ilgili cümle kurdu ve sunumunu da bu çerçevede gerçekleştirdi. Zaten itirazlarımız orada başladı. İstanbul Sözleşmesini hedef alan, erkek şiddetini görünmez kılan, aile içi şiddet kavramı ile bu erkek şiddetini sönükleştiren söylemleri ve politikaları kabul etmediğimizi dile getirdik. Kendisi şiddetin rehabilite edilerek düzeleceğini düşünüyor. Biz de şiddetin sadece psikoloji ile açıklanmasının doğru olmadığını dile getirdik. Fakat iki ana konuda aile ve savaş konusunda uzman olduğunu iddia eden birinin çağrılması tabii ki tesadüf değil. Normalde erkek şiddeti ve savaş kol kola iken kendisinin çağrılması aileye de hangi bakış açısı ile bakıldığını gösteriyor. Öncelikle militarizmle bu kadar haşır neşir olmuş, savaş danışmanlığı yapan birinin, erkek şiddetini de hangi yöntemlerle bitireceği çok soru barındırıyor. Buradaki temel dert bu yüzden erkek şiddeti değil. Daha muhafazakar aile yapıları oluşturarak aileyi itaat eden bireyler üzerinden kurmaya devam etmek. İktidar politikalarına ses çıkarmayan, kadının köle olarak görüldüğü aile yapısını devam ettirmektir. Şiddet uygulayan hastadır, tedavi edilmesi gerekir diyor. Sanki psikolojik tedavi projeleri ile bu sorun bitecekmiş gibi. Temel dertleri şiddeti bitirmek değil, şiddeti belli kılıflar içerisinde koyarak başka temellerde devam ettirmek” diye ifade etti.
 
‘Sorun yoksa neden her gün kadınlar katlediliyor’
 
HDP kadın aktivistlerinin, kadın kurumlarının çağrılması için komisyona defalarca dilekçe verildiğini vurgulayan Semra, sürekli devletin kamu ve kuruluşlarına çağrı yaptıklarının da altını çizerek, “ Sürekli ‘bakın biz şiddetle mücadele ediyoruz, sorun yok’ içeriğinde sunumlar yapılıyor.  Sorun yoksa neden her gün kadınlar katledilmeye, şiddete maruz kalmaya devam ediyor. Burada yaratılmak istenen algı bakın iktidar şiddetle mücadele ediyor algısıdır. İstanbul Sözleşmesinden çıkıldıktan sonra kendilerince bir tepkiyi söndürme, sözleşmeyi pasifize etme, şiddet bizim derdimiz demek amacı ile kuruldu biraz da bu komisyon. Biz o yüzden her defasında İstanbul Sözleşmesini dile getiriyor, uygulanması gerektiğini yeniden yeniden talep ediyoruz. Burada tabii ki kamuoyunun çok daha duyarlı olması, İstanbul Sözleşmesinin uygulanması için çağrılara devam edilmesi gerekiyor. Ayrıca komisyona işin ehli kadınların, kurumların çağrılması için medya yolu ile baskılar yapılabilir. Çünkü şu hali ile gelen bazı sunumlara bakıyoruz, gerçekten çok kötü. Çoğu kurum erkek şiddeti demiyor bile, aile içi şiddet deyip geçiyor. Aile tartışmasına sıkıştırılmaya çalışılan bir şiddet meselesi var. Bunun böyle olmadığını, erkek şiddetinin aile içinde ya da dışında sürekli uygulandığını dile getirmek bu noktada çok önemli” diye konuştu.