Marmara cezaevleri raporu: Tecrit derinleşiyor

  • 15:21 28 Temmuz 2021
  • Güncel
İSTANBUL - İHD, Marmara bölgesinde bulunan cezaevlerinde yaşanan 3 aylık hak ihlalleri raporunu kamuoyu ile paylaştı. İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, cezaevlerinden gelen başvuruların ve hak ihlallerinde artış yaşandığını belirterek tecridin derhal sonlandırılması çağrısında bulundu.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şubesi Hapishaneler Komisyonu, Marmara bölgesinde bulunan cezaevlerinde Nisan, Mayıs ve Haziran aylarını kapsayan hak ihlallerine ilişkin hazırladıkları raporu Beyoğlu’nda bulunan dernek binalarında basın toplantısı ile duyurdu. 3 aylık hak ihlalleri başvuruları ve bu aylara ilişkin basın taraması yolu ile tespit edilen vakaların derlenmesi ile oluşturulan raporda, Marmara Bölgesi’nde bulunan 14 cezaevinde yaşanan ihlallere yer verildi. Raporu, İHD İstanbul Şube Başkanı Gülseren Yoleri, İHD Hapishaneler Komisyonu Üyesi Nergis Şahin ve İHD Hapishaneler Komisyonu Üyesi Mehmet Acettin bölüm bölüm okudu.
 
‘İhlaller her geçen gün artıyor’
 
Raporu okuyan Gülseren Yoleri, Nisan ayında 6, Mayıs’ta 30, Haziran’da ise 36 hak ihlali başvurusu yapıldığını paylaştı. Yapılan 72 başvuruların 5’inin kadın, 67’sinin ise erkek tutsaklar tarafından yapıldığını söyleyen Gülseren, bu başvuruların 16’sının adli tutuklulardan, 56’sının da siyasi tutsaklar tarafından yapıldığını belirtti. Yapılan başvurularda birden fazla hak ihlalinin yer aldığına işaret eden Gülseren, “Basın taraması yolu ile tespit edilen toplam 119 ihlal yanında derneğimize yapılan 72 başvuruda Nisan ayında 35, Mayıs’ta 626, Haziran’da ise 790 olmak üzere toplam 1451 ihlal tespit edildi. Toplam ihlal sayısı ise 1570 oldu” diye konuştu. 
 
‘Baskın hücre aramaları yoluyla işkence ve kötü muamele devam etti’
 
Bu başvurularda kötü muamele ve işkence, sağlık hakkı, iletişim hakkı ve infazda eşitlik ilkesi yanı sıra eğitim hakkı ve adalete erişim hakkı gibi birçok konunun yer aldığı bilgisini aktaran Gülseren, şu açıklamada bulundu: “Bu üç ay boyunca mahpuslara yönelik fiziki saldırılar, tehdit, darp, çıplak arama, baskın hücre aramaları yoluyla işkence ve kötü muamele, sağlık ve tedavi hakkı alanındaki ihlaller, keyfi yasak ve uygulamalar devam etmiştir. Salgını bahanesiyle hapishanelerde bütün sosyal haklara getirilen kısıtlamalar devam etmiş, tecrit ve izolasyon derinleşmiştir. Yeterli önlem alınmadığı için Covid-19 vakaları artmış, Covid pozitif mahpuslar hastalık bulaşmamış mahpuslarla aynı hücrelere konularak hastalığın yayılmasına zemin hazırlanmıştır.”
 
‘İtirazda bulunan mahpuslara hücre cezası veriliyor’
 
Tutsakların yaptığı hastane başvurularının sistematik bir şekilde yanıtsız kaldığını paylaşan Gülseren, “Kelepçeli muayene ve olumsuz karantina uygulamaları nedeni ile hastaneye sevkler ve tedaviye erişimde yaşanan sorunlar artmaya devam etmiştir. İletilen bilgilere göre Covid hastası mahpuslara halen yeterli beslenme sağlanmamaktadır” dedi. Gülseren, hücre ve üst aramalarında gardiyanların maske ve eldiven kullanmadığını, mesafeyi korumadığını, uyarıda veya itirazda bulunan mahpuslara disiplin işlemi başlatılarak hücre cezası verildiğini de sözlerine ekledi. 
 
‘Çıplak arama işkencesi çok yoğun bir şekilde yaşandı’
 
Raporda yer alan üç aylık dönemde özellikle çıplak arama işkencesinin çok yoğun bir şekilde yaşandığını kaydeden Gülseren, aramayı kabul etmeyen tutsakların ise işkenceye maruz bırakıldığını vurguladı. Gülseren, “Çıplak aramayı kabul etmeyen mahpuslara işkence edilerek, giysileri parçalanarak zorla giysileri çıkarılmış ayrıca mahpuslara görevli memura direnmekten davalar açılmış, mahpusun yaptığı şikayetlere kovuşturmaya yer yoktur cevabı verilmiştir” ifadelerini kullandı. 
 
Tecrit uygulaması daha da arttı
 
Salgın süreciyle birlikte cezaevlerinde tecrit uygulamasının daha da artığına işaret eden Gülseren, sözlerini şöyle sürdürdü: “Mahpusun, diğer mahpuslarla iletişimini sağlayan sohbet spor hakkı tamamen, ailesi ve yakınları ile bağı da dahil bir bütün olarak dışarıyla bağı ise değişik araç ve uygulamalarla yüksek derecede sınırlanmıştır. Bu durum mahpusun sadece sosyalleşmesini değil, sosyal dayanışma, kültürel gelişim, dışarıda olan biteni anlama, kendisini geliştirecek düşünsel araçlara ve bilgiye erişme imkanlarını da ortadan kaldırmış, mahpusu sert bir şekilde dışarıdan izole etmiş, yalnızlaştırmıştır.” 
 
‘Tecrit uygulamasına derhal son verilmeli!’
 
Ayrıca devam eden ve açlık grevi nedeniyle tutsakların sağlık ve yaşam haklarına yönelik çok ciddi saldırıların yaşandığını dile getiren Gülseren, taleplerinin anayasa ve uluslararası sözleşmelere uygun olduğunu ve karşılanması gerektiğini kaydetti. Gülseren, “Çözülecek taleplere duyarsız kalınması, anayasa ve ilgili sözleşmelerin bile bile ihlal edilmesi anlamına gelmektedir, yaşanacak her tür olumsuzlukta yetkililerin açık sorumlu olacağını göstermektedir” ifadelerini kullanırken, bir işkence yöntemi olarak tanımlanan tecrit uygulamasına, ayrımsız tüm tutsaklar bakımından derhal son verilmesini çağrısında bulundu. 
 
Tutsaklar infaz koruma memurları tarafından kötü muamele görüyor
 
İHD Hapishaneler Komisyonu Üyesi Mehmet Acettin de, birçok başvurunun infaz koruma memurlarının uygulamalarıyla ilgili olduğu bilgisine dikkati çekerek, memurların tutsaklara küfür ve hakaret ederek, kötü muameleye maruz bıraktıklarını belirtti. Mehmet, Marmara Bölgesinde bulunan cezaevlerindeki ihlalleri, “Mahpuslara düşmanca davranış, keyfiyet had safhaya varmış bulunmakta. Ayrıca, mahpusların derneğimize erişimine getirilen sınırlamalara ve çıkarılan güçlüklere rağmen yapılan başvurular, sorunların raporumuza yansıyabilenden çok daha fazla olduğuna işaret etmektedir” diye sıraladı. 
 
İHD Hapishaneler Komisyonu Üyesi Nergis Şahin ise, raporda Silivri Ceza İnfaz Kurumları Kampüs Cezaevleri, Tekirdağ 1 ve 2 Nolu F Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Edirne F Tipi Kapalı, Kandıra F Tipi, Bakırköy Kadın Kapalı, Balıkesir Bandırma 1 nolu T Tipi, Maltepe 2 Nolu L Tipi, Maltepe 3 Nolu, Samsun Bafra T Tipi, Gebze M Tipi, Silivri Açık CİK, Edirne Kadın Kapalı CİK, Bursa H Tipi CİK, Balıkesir Kepsut 1 Nolu CİK Cezaevi olmak üzere 14 cezaevinden başvurunun yer aldığını açıkladı. 
 
Raporda yer alan bazı önemli başvurular ise şöyle: 
 
“* Samsun Bafra T Tipi Cezaevi’nde bulunan A. K, İHD’ye iletilmesi üzerine oğlu S. K’ye şu ifadelerde bulundu: Beni 7 Mayıs günü Samsun Bafra T tipi Hapishanesine sevk ettiler. Bafra hapishanesindeki girişte çıplak arama dayattılar, kabul etmedim ve saldırdılar. Ben de slogan atarak direndim, zorla üzerimdeki giysilerimi çıkararak darp ettiler, hatta boynumun üzerine dizlerini koyarak bastırdılar. O gün boyun ağrısından dolayı hiç uyuyamadım. Direniş sırasında ,İnsanlık onuru işkenceyi yenecek, sloganı attım sürekli ama kar etmedi saldırı devam etti. Şimdi çıplak aramaya karşı direndiğim için ve slogan attığım için disiplin soruşturması açacaklarını söylediler.
 
*Bandırma 2 Nolu T Tipi Cezaevi’nden derneğe başvuruda bulunan tutuklu M.A, yaşadıklarını şu cümlelerle paylaştı: Uzun süredir sağlık hizmetlerinden yararlanamıyoruz. Pandemi koşullarında hastaneye gidiş gelişler çok aza inmiş durumda. Kendimiz de çok zorunlu olmadıkça hastaneye gitmeyi tercih etmiyoruz. Hatta birçok arkadaşımız belirli aralıklarla yapması gereken kontrol ve tahlilleri yapmak için hastaneye gidemiyor. Hal bu olmasına rağmen, çok zorunlu olmasına rağmen hastaneye gidemiyoruz. Zira dış güvenlikten sorumlu jandarma yaklaşık 4-5 aydır ağız içi arama adı altında onur kırıcı bir arama dayatıyor. Ağız içi araması olarak yumuşatılmaya çalışılsa da özünde tam bir psikolojik baskı ve işkencedir. Dilini aşağı yukarı kaldır ağzını tam aç dilini sağa sola götür diyerek insanın onuru ile oynanıyor.”