Kürtler ve ırkçı saldırı gerçekliği: Devlet faillerin yanında

  • 09:35 29 Temmuz 2021
  • Güncel
Öznur Değer
 
ANKARA - Derinleşen ırkçılığın “bilinen” son örneği Elmadağ ilçesinde yine Kürt bir aileye yönelik saldırı ile açığa çıktı. “Kürt istemiyoruz” denilerek imza toplanan mahallede saldırıya uğrayan Z.D. isimli kadın ve 5 çocuğu, mahalleden taşınmak zorunda kaldı. Bu saldırıdan önce de Z.D.’nin 12 yaşındaki çocuğunun yine şiddete maruz bırakıldığı öğrenildi.
 
Siyasetçilerin hem mülteci karşıtı hem de Kürt düşmanı söylemleri ırkçı saldırıların artmasına zemin hazırlıyor. Özellikle Türkiye’nin birçok kentinde son dönemde çok sayıda ırkçı saldırı gerçekleştirildi. Konya, Afyon ve Ankara’nın Altındağ ilçesinde yapılan ırkçı saldırıların ardından bu kez de yine Ankara’nın Elmadağ ilçesinde Kürt bir aileye saldırıldı.
 
Derya Sokak’ta ırkçı saldırı
 
Elmadağ ilçesine bağlı İsmetpaşa Mahallesi Derya Sokak’ta en büyüğü 21, en küçüğü 4 yaşında olan 5 çocuğu ile birlikte yaşayan Hakkari’nin Yüksekova ilçesinden olan Z.D. (38) isimli kadın ve çocukları 27 Temmuz günü saat 22.30 sıralarında komşuları olan İnci ve ismi öğrenilemeyen 2 kardeşi ile Davut Küçükerdem ve Erdinç Pehlivan isimli ırkçılar tarafından saldırıya ve cinsiyetçi hakaretlere maruz kalıyor.
 
Sayısız ırkçı saldırıdan yalnızca biri
 
Bu, ilk olmadığı gibi son olmasını dilediğimiz sayısız ırkçı saldırıdan yalnızca biri. Kadın ve Kürt kimliğinin bir arada maruz kaldığı saldırı örneklerinden de birini oluşturuyor aynı zamanda. Bize ulaşan “ırkçı saldırı” bilgisi üzerine gazeteci arkadaşım ile birlikte Elmadağ’a doğru yola koyulduk. Yol boyu ailenin yaşamış olduğu saldırıyı düşünsek de tahmin ettiğimizden daha derin izler bırakacaktı bizde tanıklıklarımız…
 
Vardığımız adres ‘göç’ ediyor
 
Adrese vardığımız gibi sonradan isminin “İnci” olduğunu öğreneceğimiz kadının düşmanca tavırları ile karşı karşıya kaldık. Aracımızı evinin önüne park ettiğimiz İnci, aracımızı çekmemizi istiyor, çektik. Birkaç adım sonra olayın öznesi olan Z.D. ile karşılaştık, bizi evine davet etti. Bir apartmanın zemin katında oturan Z.D.’nin evine vardığımızda, tüm eşyalarını karton ve çöp poşetlerine yerleştirmiş, taşınmayı bekler bir vaziyette olduğunu gördük. Çok eşyası yok, olanlar da oldukça eski. Eski bir kanepeye oturarak Z.D.’yi dinlemeye başlıyoruz.
 
İki gün önce de çocuğuna şiddet uygulanmış!
 
4 sene önce eşinden ayrılan ve çocuklarıyla birlikte yaşayan Z.D., gündelik temizliğe giderek geçiniyor. 2 senedir saldırıya maruz kaldığı adreste yaşayan Z.D., komşularının kendilerine yönelik ırkçı tutumlarını şu sözlerle anlatıyor: “Komşularımız bize, ‘Siz Doğulu’sunuz, Kürt’sünüz, teröristsiniz’ diyorlar. 27 Temmuz 22.30 sıralarında İnci isimli komşumuz kızım S.’ye ‘terörist’ diyerek sopa ile saldırdı. Kızım E.’ye ise 25 Temmuz’da şiddet uygulamış, kollarında hala izleri var. Polisler ve herkes onların yanında. Komşular, ‘Siz Kürt’sünüz, teröristsiniz. Biz sizi istemiyoruz. Çekin gidin buradan’ dedi. Kızlarımın giydikleri üzerinden cinsiyetçi küfür ve hakaretlerde bulunmaya başladılar. Ben de Kürt olduğumuzu söyledim. Bunun üzerine İnci kardeşleri olan 30 yaşlarında 2 erkeği üzerimize saldı. Evime zorla girmeye ve oğlum F.’yi dövmeye çalıştılar. Kürt olduğumuz için bizimle uğraşıyorlar.”
 
Z.D., cinsiyetçi hakaret ve iftiralara maruz kaldıklarını kaydediyor ve “Bu, insana yakışacak bir şey mi” diye sormaktan kendini alamıyor.
 
Polis: Ben seni vurabilirdim
 
Yan binaları olan Şafak Apartmanı’nda oturan Davut Küçükerdem ve Erdinç Pehlivan isimli erkeklerin de “Mahallede Kürt istemiyoruz” diyerek bir imza kampanyası başlattıklarının altını çizen Z.D., ardından saldırının gerçekleştiğini vurguluyor. Saldırı öncesinde hakarete maruz kaldıklarını, bunun üzerine polis çağırdıklarını sözlerine ekleyen Z.D., saldırı anında polisin orada olduğu halde karşı tarafı savunmaya çalıştığını söylüyor. Z.D., “Polis oğluma, ‘Sen niye onlara saldırıyorsun? Seni silahla vurabilirdim’ dedi. Onlar haneye tecavüz ettiler, polis ise oğlumu vurabileceğinden bahsediyor. Ben de ‘Siz zenginin, onların yanındasınız. Benim de evim, arabam olsa benim yanımda olacaksınız’ dedim” ifadelerini kullanıyor.
 
‘Devlet parası olanın yanında’
 
Olayın büyümemesi için şikayetçi olmadıklarını belirten Z.D., “Şikayetçi de olsak sonuç değişmiyor, herkes onların yanında. Devlet parası olanın yanında. Ben ise Yüksekovalı olduğum için beni umursamıyorlar. Benim oğluma saldırmaya geldiler, polis benim oğlumu suçluyor. Böyle adalet olur mu? Kürtleri eziyorlar. Buraya taşındığımda bana nereli olduğumu sordular, ben de aslımı inkar etmem ‘Yüksekovalıyım’ dedim, o günden sonra benimle konuşmadılar. İşe gidince çocuklarım Kürtçe şarkı açıyorlar, onlar da rahatsız oluyorlar bundan” sözleriyle sıralıyor yaşadıklarını.
 
Sabaha kadar bekleyiş…
 
Komşularının kendilerini, “Elmadağ’ı terk edin. Sen ve kızın hakkında imza topladık, karakola verdik. Biz Kürt istemiyoruz, PKK istemiyoruz, defolun gidin” sözleriyle tehdit ettiğini aktaran Z.D., “Gece boyunca uyumadık, saldırı yaparlar diye. Adalet yok, adaletsiz şekilde suçluları cezaevine atıyorlar. Böyle suçluları da atmazlar. Ben adalete güvenmiyorum. Gözaltına almadılar. Sadece ifade aldılar ama polisler onların yanında durdular. Polislerden hiçbir hayır yok. Kürtleri böyle ezmeye hakları yok ki onların” sözlerine yer veriyor.
 
Ev sahibi evden kovdu
 
Komşularının ev sahibi Nazım Karademir üzerinde baskı kurarak kendilerini evden çıkarması konusunda ikna ettiklerini belirten Z.D. ev sahibinin kendilerini apar topar evden çıkarmaya çalıştığını sözlerine ekliyor. Evde bulunduğumuz sırada ev sahibi olan Nazım’ın birkaç defa kapıyı çalarak “Ne zaman gideceksiniz” sözleriyle Z.D. ve çocukları üzerinde baskı oluşturduğuna tanık oluyoruz. Z.D., “Ev bulursak eşyalarımızı yükleyip, gideceğiz. Bulamazsak da eşyalarımızı alıp, buradan uzakta bir çadırda otururuz. Ev sahipleri ‘çıkın’ diyor. 17 yaşında kızım bir kafede çalışıyordu. O da işten ayrıldı. Oğlum da 2 gündür inşaat işine gidiyor” diyor.
 
Şiddeti söylememesi için tehdit edildi
 
Kızı E.’nin de 25 Temmuz’da İnci tarafından maruz kaldığı şiddet üzerine darp raporu almak için Elmadağ Devlet Hastanesi’ne gittiklerini, ancak doktorun polisler gelmeden darp raporu vermeyeceğini söylediğini dile getiren Z.D., E.’nin maruz kaldığı şiddeti şöyle anlatıyor: “Olaydan 2 gün önce İnci kızım E.’ye ‘Gel üzüm toplayalım’ demiş. Kızım da bahçesine girmiş. Bunun üzerine kızıma şiddet uygulamış.” 12 yaşındaki E. ise olaya dair “İnci beni bahçesine meyve toplamaya çağırdı. Ben gittim oraya kollarımı tutup, sıkmaya başladı. ‘Annene söylersen seni kuma gömerim’ dedi” ifadelerini kullanıyor. E. olayı anlatırken, kolundaki şiddet izleri dikkatimizi çekiyor.
 
Polis saldırıya maruz kalanı suçladı
 
Z.D.’nin oğlu F. (21) de maruz kaldıkları saldırıya dair şunları söylüyor: “Bundan bir hafta önce komşular aralarında imza toplamışlar. Annem ve kız kardeşime cinsiyetçi ithamlarda bulunarak, imza toplamışlar. Dün kadın anneme aynı cinsiyetçi küfürleri etti. ‘Siz Kürt’sünüz, teröristsiniz, sizleri burada istemiyoruz’ dedi. Ben kendi kulağımla duydum. Onu söyleyenlerin akrabaları geldi. Bizim eve saldırmaya çalıştılar. Kadın anneme hakaret edince, polisi aradık. Polislerin yanında saldırmaya kalktılar. Ben de sinirlendim elime bıçak aldım. Polis bana; ‘Ben seni orada vurabilirdim. Senin elinde silah vardı’ dedi. Ama onlar bizim kapımıza kadar geldiler.”
 
‘Kürt olduğumuz için bizi dışlıyorlardı’
 
S. (17) ise ırkçı saldırı ve cinsiyetçi söylemlerin 2-3 hafta önce başladığına dikkat çekerek, “Kürt olduğumuz için bizi dışlıyorlardı. ‘Sizi istemiyoruz, defolun gidin’ dediler. Sonra cinsiyetçi söylemlerde bulunmaya başladılar. Salı akşamı İnci isimli komşumuz üstüme doğru yürümeye başladı, saldırdı bana ve küfretmeye başladı. ‘Siz teröristsiniz, siz PKK’siniz’ dediler. Kürt olduğumuz için bizi kovdular. Saldırıdan sonra sabaha kadar uyuyamadık, tekrar saldırırlar korkusuyla” diyor.
 
HDP aile ile dayanıştı
 
Yaşanan saldırıyı Z.D. ve çocuklarından dinledikten sonra tüm eşyaları kapıda sıralanan Z.D.’nin ev bulmakta zorlandığına ve bunlar karşısında Türk bayraklarıyla donatılmış binalardan sarkan gözlerin Kürt aileye bir düşman edasıyla baktıklarına tanıklık ettik. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hakkında kapatma davası açılan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara İl Örgütü ise ırkçı saldırıyı duymalarının ardından aile ile dayanışmak üzere ailenin yaşadığı eve geldi. HDP, ev bulmakta zorluk yaşayan aileye ev bularak ailenin taşınmasına da yardımcı oldu.
 
Irkçılığa inat
 
Ailenin mahalleden taşınmasına yakından tanıklık etsek de bu zorunlu taşınma akıllara 90’lı yıllardan beri Kürtler üzerinde uygulanan “zorunlu göçü” getiriyor. 5 çocuğu ile eşyalarını taşıyan Z.D.’ye herhangi bir komşusunun yardım etmemesi ise “toplumsal vicdan”ın nasıl aşındığını gösteriyor.
 
Irkçılığı mesken edinmeye çalışanlar ülkenin üst kademelerinde yer alıyor olsa da bizler ırkçılığa masum gülüşlü çocukların yüzünde beliren sevgi tomurcukları ile yanıt olalım…