Ermeni bir kadının soykırım hafızası: Geri dönmeyin mesajı veriliyor

  • 09:07 14 Eylül 2021
  • Güncel
Marta Sömek 
 
İSTANBUL - Türkiye’de Ermenilere karşı işlenen tüm suçların sebebinin ve failinin iktidar olduğunu vurgulayan Ayrin Uzuncan, iktidarın politikalarıyla “geri dönmeyin” mesajı verildiğini  söyledi. Ayrin, “Sonuçta biz burada varız, var olmaya devam ediyoruz, yaşanan tüm suçların cezasız kalmamasını istiyoruz” dedi.
 
Takvim 24 Nisan 1915’i gösterdiğinde İttihat ve Terakki Hükümeti, Türkiye'deki Rum, Asuri-Keldani-Süryani ve Ermeni nüfusunu yok etmek, Türkleştirmek ve zorla Müslümanlaştırmak için önce olacaklardan habersiz İstanbul’daki Ermenileri toplu halde tutuklamaya ve sürgün etmeye başladı. 224 Ermeni aydın, Ayaş ve Çankırı’daki toplama kamplarına götürüldü, ardından tüm halk sürgüne uğrayarak katledildi. 1915 Ermeni Soykırımı’nda yaklaşık 1,2 milyon Ermeni katledildi, bir kısmı sürgünde hayatta kalmaya çalışırken, bir kısmı da Müslüman olmayı reddettiği için bir kısmı da bulunduğu yerde açlıktan yaşamını yitirdi.
 
Mezarlık yerle bir edildi, kemikler etrafa saçıldı
 
Üzerinden yüz yıldan fazla bir zaman geçmesine rağmen soykırım politikaları Türkiye'de azınlık halklara yaşatılmaya belirli uygulamalarıyla devam ediyor. Son yıllarda onlarca kilise satılığa çıkarıldı, kiliselere sayısız kez ırkçı yazılamalarda bulunuldu, önlerine çöpler boşaltıldı. Yaşanan son saldırı ise geçtiğimiz ay Van’ın Tuşba ilçesine bağlı Lezk adıyla bilinen Kalecik Mahallesi’ndeki Ermeni mezarlığının, arsa sahibi olduğu iddia edilen bir kişi tarafından iş makineleriyle yerle bir edilmesiyle yaşandı. Soykırım döneminde göç etmek zorunda kalan Ermenilerin mezar taşlarının üzerine toprak dökülüp, mezarlıkta bulunan kemikler ortalığa saçılarak yerle bir edildi.
 
Türkiye'de yaşayan Ermeni bir kadın olarak neler hissettiklerini, soykırım politikalarının diri tutulmasıyla verilmek istenen mesajı ve cezasızlığı Ayrin Uzuncan ile konuştuk. 
 
Bölge kentlerinde yaşanan zorunlu göç nedeniyle yaşadıkları topraklara geri dönmek isteyen birçok Ermeni’ye bu saldırı ile “geri dönmeyin” mesajı verildiğini vurgulayan Ayrin, “Sonuçta biz burada varız, istendiği kadar ölüler veya yaşayanlar toplumsal hafızadan silinmeye çalışılsın, azınlıklar olarak biz varız, var olmaya devam ediyoruz, yaşanan tüm suçların cezasız kalmamasını istiyoruz” diye seslendi.
 
‘Yaşananlar beni canlı olarak bile çok fazla tehdit ediyor’
 
“Burada kültürel bir tahribat var, Türkiye'de yaşayan Ermeni bir kadın olarak zaten hayatımı tehdit altında hissediyorum ancak bunun ölülere yapılması beni çok çok üzüyor, çünkü orada bir toplumsal hafızanın da yok edilmesi söz konusu”  diyen Ayrin, mezarlığa yapılan saldırıyı bir ırktan, dinden, etnisiteden bağımsız olarak yaşamını yitirenlere yönelik bir saygısızlık olarak gördüğünü söyledi. Ayrin mezarlığın yerle bir edilmesinin yanı sıra kiliselere ırkçı yazılamalar yapılmasının da bir tehdit niteliği taşıdığını kaydetti. 
 
‘Kendimi güvende hissetmiyorum’
 
Mezarlığa yönelik saldırının cezasız kalmasının, toplumsal hafızadan silinmesinin kendisini tehdit altında hissettirdiğini dile getiren Ayrin, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Türkiye’de yaşayan Ermenileri sık sık hedef gösterdiğine işaret etti. Ayrin, “Kendimi güvende hissetmiyorum çünkü bu yapılanlar cezasız kalıyor hatta iktidar tarafından da sürekli desteklenen söylemleri oluyor. İktidar sürekli ‘Af edersiniz Ermeni’, ‘Af edersiniz Ermeni tohumu’ diyor ve ben Türkiye'de yaşayan Ermeni bir vatandaş olarak kendimi tehdit altında hissediyorum. Öldüğüm noktada bile bana huzur gelmeyecek gibi hissediyorum” ifadelerini kullandı. 
 
‘Irkçı yazılamalara tepki gösterilmedi’
 
Uzun yıllardır kiliselere yapılan ırkçı yazılamalara dahi bir tepki gösterilmediğine dikkat çeken Ayrin, Van'daki mezarlığın yerle bir edilmesi ve kemiklerin tahrip edilmesi, kiliselerin müzeye dönüştürülmesi, bu kültürel mirastan ve ibadethanelerden gelir elde edilmesinin soykırım politikalarının devamı olduğuna  sözlerine ekledi. 
 
‘Kimlikler baskılanmamalı’
 
Ailesinin bir kısmının İstanbul'da olduğunu söyleyen Ayrin, bir kısmının da İç Anadolu'dan İstanbul'a göç ettiğini belirtti. Ayrin, İstanbul'da doğup büyüdüğünü ve kendi kimliğini baskılamak istemediğini fakat baskılayan birçok azınlık kadın arkadaşının da olduğunu paylaştı. Kimliklerin baskılanmaması gerektiğine ışık tutan Ayrin, “Tam tersi biz bu şekilde varız, var olduk, Türkiye'yi Türkiye yapan burası aslında, biziz, ben bunun baskılanmasını istemiyorum” cümlesini kullandı. Baskılar karşısında toplanıp bir şeyler yapabilecekleri ya da taleplerini duyurabilecekleri bir ortamda yaşamak istediğini belirten Ayrin, şöyle devam etti: “Bu sürekli inkar ediliyor, kabullenilip üstü kapanmıyor da, tam tersi negatif yöne doğru insanları kışkırtıcı bir şekilde sürekli tekrar tekrar açılan fakat inkar üzerine açılan bir konu. Bir şekilde kişisel yaşanmışlıklardan ve toplumsal hafızadan ortaya çıkıp, kabullenilip, en azından sorumluların ceza almasını istiyorum. Böyle bir ortamda kesinlikle çok daha güvende hissederim kendimi.”
 
Faili belli
 
Cezasızlığın milliyetçi ve ırkçı toplumlara karşı çok daha tetikleyici, kışkırtıcı bir unsur olduğunu kaydeden Ayrin, “Biz bunu Hrant Dink cinayetinde de gördük. Hrant Dink’in faili Emniyet Genel Müdürlüğü tarafından korundu, hatta elinde Türk bayrağıyla poz verdi ve cezasız kaldı. Hala sürmekte olan bir davası var ve Hrant Dink aslında Ermeni kimliğiyle var olmuş, barışçıl yöntemleri her zaman destekleyen, Türk toplumunun da desteklediği bir gazeteciydi. Hrant Dink’in katili bile cezasız kaldı ve hatta katili desteklendi” dedi. Ermenilere yönelik suçların cezasız kalmasıyla diğer suçların da sistematik bir şekilde ortaya çıktığını ve halkın kışkırtıldığını dile getiren Ayrin, bu sebeple faillerin cezasını veremeyenin, Hrant’ın katledilmesinden sonra gelişen diğer tüm suçların sebebi ve failinin de iktidar olduğunun altını çizdi.  
 
‘Varız ve var olmaya devam edeceğiz!’
 
“Varız ve var olmaya devam edeceğiz” diyen Ayrin son olarak talep ve çağrılarını şöyle sıraladı: “Sonuçta biz burada varız, istendiği kadar ölüler veya yaşayanlar toplumsal hafızadan silinmeye çalışılsın, azınlıklar olarak biz varız, var olmaya devam ediyoruz, yaşanan tüm suçların cezasız kalmamasını istiyoruz, çünkü biz bu ülkenin vatandaşıyız, istendiği kadar yok edilmeye çalışılsın, her insan gibi belirli yaşam taleplerimiz var ve bunlara sahip çıkmalıyız, en azından suçluların cezasız kalmamasını talep ediyorum.”