Deniz’in köyünden seslendiler: Kadınlar, Kürtler baş eğmeyecek

  • 13:16 25 Kasım 2021
  • Güncel
 
MARDİN - İzmir’de katledilen Deniz Poyraz’ın doğduğu Ömerli’ye bağlı  Xirbê Mirîşka köyünde bir araya gelerek yürüyüş gerçekleştiren kadınlar adına konuşan HDP’li Ayşe Acar Başaran, kadınların ve Kürtlerin asla baş eğmeyeceğini söyledi. 
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddete Karşı Uluslararası Mücadele Günü kapsamında HDP İzmir il binasında katledilen Deniz Poyraz’ın doğduğu Mardin’in Ömerli ilçesinde bulunan Tavuklu (Xirbê Mirîşka) köyünde kitlesel yürüyüş gerçekleştirdi.
 
“Savaşa, şiddete, yoksulluğa karşı kadın özgürlük zamanı” pankartının taşındığı yürüyüşe HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, HDP Mardin Milletvekili Pero Dündar, TJA aktivistleri, HDP Kadın Meclisi, Mardin Barış Anneleri Meclisi ve HDP Genç Kadın Meclisi üyeleri katıldı.
 
Yürüyüşte “Tekoşîna azadiya jinê dê tecrîtê têk bibe”, “Katilleri tanıyoruz”, “Özsavunma suç değil haktır”, “Li diji tecrîtê berxwedan”, “Katilleri tanıyoruz”, “Azadiya Jinê azadiya civakêye” ve “Deniz Poyraz ölümsüzdür” yazılı olduğu dövizlerin yanı sıra Deniz Poyraz, Gülistan Doku, İpek Er ve Kandıra 1 Nolu F Tipi Cezaevi’nde gardiyanların tecavüzüne maruz bırakılan Garibe Gezer’in fotoğrafları kadınlar tarafından taşındı.
 
Öte yandan yürüyüşe Garibe Gezer’in annesi Halime Gezer’in de katılması beklenirken, yaşadığı sağlık sorunlarından kaynaklı yürüyüşe katılamadı.
 
Yürüyüş boyunca sloganlar atan kadınlar, köy meydanında yürüyüşü sonlandırdı.
 
‘Kadın bedeni savaş alanı olarak görülüyor’
 
Kadınlar adına konuşan HDP’li Ayşe Acar Başaran, Mirabel Kardeşlerin katledilişinin üzerinden 61 yıl geçtiğini hatırlatarak, sistemin Türkiye ve Ortadoğu’da kadınların üzerinde uyguladığı politikalar sonucunda Deniz Poyraz’ın katledildiğini söyledi. Ayşe, politikaların hiç değişmediğine değinerek, “Paris’te üç kadın yoldaşımızı katleden, Rojava’da Hevrîn Xelef’i katleden, İzmir’de Deniz Poyraz’ı katleden zihniyet aynı zihniyettir. Bunu böyle bilmek gerekiyor. Bu coğrafyada ne zamanki kadınlar kendilerini örgütlemek istese kadının özgürlüğünü, duruşunu, gücünü kendisine tehlike olarak görüyor. Savaş siyasetinde kadınları birinci hedef olarak gösteriyorlar. Ve bedeni üzerinde savaş politikaları yürütüyorlar. Bugün de Kürdistan coğrafyasında savaş ittifakıyla kadın bedenini bir savaş alanı olarak kullanıyorlar. Kadınlar bu ittifakların ortaya çıkardığı politikalar sonucunda katlediliyorlar” dedi.
 
‘Kadınların savunmasız kalmasını istiyorlar’
 
Son bir yıl ilçesinde 185 kadının katledildiğini belirten Ayşe, “Biz biliyoruz öldüren, ölümüne sebep olanın kim olduğunu. Çünkü öldürenler cezasız kalıyorlar. Biz biliyoruz ki yargı öldürenlere destek oluyor. Ne zaman kadınlar kendilerini, geleceklerini savunmaya başlıyorlar, işte o zaman kadınlara cezalar veriliyor. Ama erkeler kadınlara şiddet uyguladığı zaman, tecavüz, tacize maruz bıraktığı zaman AKP-MHP onları koruyor ve aklıyorlar. Bir kadın şiddete karşı kendisini savunduğu için 15 yıl hapis cezası aldı. Öte yandan TJA aktivisti Ayşe Gökkan, 'bu coğrafyada yok etme siyaseti uygulanıyor’ dediği için kendisine 30 yıl hapis cezası verildi. Hükümetin bütün politikaları kadınların geri adım atmasına yöneliktir. Kadınların savunmasız ve örgütsüz kalmasını istiyor. Bu yüzden Ayşe Gökkan'a bu kadar ceza verildi. Hükümetin kadına biçtiği rol evin içidir. Özgürlük ve haklar için mücadele eden kadın profilini istemiyor. Mücadele eden Figen Yüksekdağ, Sebahat Tuncel, Gülser Yıldırım gibi birçok arkadaşımız haklarını savunduğu için tutuklandılar. Yani bu yolla bütün kadınların sessiz kalmasını istiyorlar. Bu da Kürt karşıtlığı yürütülen siyasetle bağlantılıdır" ifadelerini kullandı.
 
‘Kadınlar için özgürlük zamanı’
 
AKP-MHP ittifakının ayakta kalmak ve kendi çıkarları için çatışmaları her geçen gün tırmandırdığını söyleyen Ayşe, yaşanan savaşla birlikte devletin ve yurttaşların cebinde ki bütün paraları harcadığını kaydetti. Halkın büyük bir krizle karşı karşıya olduğunu vurgulayan Ayşe, “Halk büyük bir ekonomik krizle yüz yüze kalmış durumda. Dolar her geçen gün artıyor. İnsanlar çarşıya indiklerinde bir şey alamaz hale geldi. AKP-MHP bunları yaparken de devletin bekasını öne sürüyor. Beka ile bir alakası yok. Devlet Bahçeli ve Erdoğan'ın bekası için bütün halkı açlıkla yüz yüze bıraktılar. En büyük açlığı da kadınlar yaşıyor. Bu karşın AKP ve MHP'liler ile yandaşları da her geçen gün daha zenginleşiyor. Halk, kadınlar ve Kürtlerin payına fakirlik, ölüm ve engeller düşüyor. HDP ve TJA olarak 25 Kasım'da erkek şiddetine verilen AKP-MHP desteğini devletin şiddetine karşı ve savaş politikalarına karşı her yerdeyiz ve kadınlar için özgürlük zamanı" şeklinde konuştu.  
 
‘Kürtler baş eğmeyecek’
 
Deniz Poyraz katliamının sıradan bir katliam olmadığını ve bilinçli yapılan bir katliam olduğunun altını çizen Ayşe, konuşmasına şu şekilde devam etti: "Bu katliamın planı bu ittifakın eliyle yapıldı. Katliamın planları kirli ve derin odalarda hazırlandı. Bu katliamı yapanlar bugün hala işbaşındalar ve İçişleri Bakanlığı adına çalışıyorlar. Aslında katliamın sorumluları katliama karşı sessiz kalıp faili savunanlardır. Bunun sorumlusu Süleyman Soylu'nun kendisidir. Bu katliamlar vermek istedikleri mesaj bütün kadınlar ve Kürt halkınaydı. Fakat ne olursa olsun kadınlar ve Kürtler baş eğmeyecek. Kadınlara yönelik özel savaş politikaları yürüttüğünüzü biliyoruz. Kadınlar hiçbir saldırı karşısında geri adım atmayacak, baş eğmeyecek ve sizden hesap soracak. Yaptıklarınızın tamamının hesabını vereceksiniz. Bu mücadeleyle İstanbul Sözleşmesi’ni tekrar geri getireceğiz. Deniz'e buradan kadın özgürlüğünü getireceğimizin sözünü veriyoruz. Bu faşist ittifak yenilecektir. Bütün kadınların mücadelesini yürüteceğimizin sözünü veriyoruz."
 
Mezopotamya Kültür ve Sanat Derneği'nin üyelerinin düzenlediği gösteriyle etkinlik sona erdi.