‘Bir yılda 2 bin 416 kadın ve LGBTİ+ birey şiddete maruz bırakıldı’

  • 14:56 25 Kasım 2021
  • Güncel
 
DİYARBAKIR - Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı açıkladığı bir yıllık raporda, Diyarbakır’da 2 bin 416 kadın ve LGBTİ+ bireyin şiddete maruz bırakıldığı belirtildi.
 
Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı, bir yıllık şiddet raporunu, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Diyarbakır Şubesi’nde yaptığı basın açıklamasıyla kamuoyuyla paylaştı. Açıklamaya ağın bileşenleri katılırken, basın açıklamasını avukat Cansel Talay, raporu da avukat Songül Argünağa okudu.
 
‘Sözleşmeye sahip çıkmaya davet ediyoruz’
 
Cansel, Diyarbakır Şiddetle Mücadele Ağı olarak 7 Mart 2019'dan beri Diyarbakır'ın kadın ve LGBTİ'lere dönük şiddet çetelesini belli periyotlarla kamuoyuyla paylaştıklarını belirtti. Cansel, “İstanbul Sözleşmesi 20 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlanan Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile haksız ve hukuksuz bir şekilde feshedilmiştir.  İstanbul Sözleşmesi'ne yönelik yapılan fesih ilanına karşı ağ bileşeni olan Diyarbakır Barosu, Rosa Kadın Derneği ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği tarafından, Danıştay'da ‘yürütmeyi durdurma’ talepli ‘kararnamenin iptali’ davası açılmıştır. Açılan davaların akıbetini beklemekteyiz. Bizler Şiddetle Mücadele ağı bileşenleri olarak toplumun bütün kesimlerini, tüm dünyada şiddetten korunmak için en kapsamlı uluslararası yasal standart olan İstanbul Sözleşmesi'ne sahip çıkmaya davet ediyoruz” ifadelerini kullandı.
 
‘Diyarbakır’da 1 yılda 11 kadın katledildi’
 
Basına yansıyan ve bileşen kurumlarca tespit edildiği üzere Diyarbakır’da son bir yılda Süreyya Büyük, Gülistan Şaylemez, Havva Yılmaz, Bedia Aydoğan, Semanur Kaplan, Şirvan Dönmez, Sevgil Fidan, Emine Karakaş, Ayşe Tayurak, Aslı Demir ve Gurbet Fida isimli 11 kadının erkekler tarafından katledildiğini belirten Cansel, “Kadın cinayetlerinde artışa sebep olan ve tarafımızca tespit edilen ihmal ve sorunları raporda ayrıntılı sıraladık” dedi.
 
Açıklamanın devamında şu ifadeler yer aldı:
 
“Mülteci kadınlar, kendilerine yönelik toplumsal cinsiyet temelli ayrımcılık ve cinsel şiddet başta olmak üzere diğer şiddet türlerinin tamamına çok daha ağır ve yoğun şekilde maruz kalmıştır. Mülteci kadınlar resmi kurum ve kuruluşlara oldukça az başvuru yapmaktadırlar. 36 mülteci kadın şiddete maruz kaldıkları gerekçesiyle kurumlara başvuru yapmıştır. Yine LGBTİ+ lar yaklaşık iki yıldır ana akım medyada ve devlet televizyonunda, yer verilen ‘cinsel yönelim ve toplumsal cinsiyet kimliği’ ibareleriyle Türkiye’deki kadınların yanı sıra LGBTİ+ ların ve mülteci kadınların da birkaç referans metninden biri olan İstanbul Sözleşmesi’ne yönelik karşı kampanyalar gerçekleştirilmiştir. COVID-19 pandemisi koşullarıyla birleşen kriminalizasyon çabaları ve hedef göstermeler LGBTİ+ ların hayatlarını daha da zorlaştırmakta, LGBTİ+ lara yönelik suçların artması ve meşrulaştırılmasının önünü açmaktadır.
 
47 mahpusun yaşamsal riski var
 
Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevinde ise yaşanan ve ağ bileşeni kurumlarca 70 mahpustan 47’sinin yaşamsal risk taşıyan hastalıklarının mevcut olduğu tespit edilmiştir. Birçok mahpusun COVID-19’a yakalandığını ve bu konuda cezaevi idaresinin özen ve sorumluluklarını yerine getirmediği belirlenmiştir. Pandemi gerekçe gösterilerek cezaevlerinde ağır olan koşullar bütün sosyal faaliyetlerde durdurularak daha da ağırlaştırılmıştır. Karantina sürelerinin defalarca uzatılmasının, adeta bir cezalandırma yöntemine dönüştüğü bizler tarafından tespit edilmiştir.
 
Kürt kadın mücadelesi kriminalize edilmesi hedeflenmiş
 
8 Mart ve 25 Kasım eylemlerine katılmak, kadın hakları aktivizmi yapmak, ifade özgürlüğü ve örgütlenme hakkı kapsamındaki çalışmalar, siyasi alandaki çalışmalar,  basına verilen röportajlar ve demeçler, kadın yürüyüşlerine ve mitinglerine katılmak, şiddetle mücadele alanında çalışmalar yürütmek ya da kadın derneklerine üye olmakla suçlanmış ve yargılamalar bu suçlamalar üzerinden yürütülmüştür. Nitekim geçtiğimiz günlerde TJA dönem sözcüsü Ayşe Gökkan tamda bu suçlamalarla yürüttüğü kadın mücadelesi sebebiyle yargılandı ve 30 yıl hapis cezasına mahkûm edilerek tutukluluk halinin devamına karar verildi. Verilen bu mahkûmiyet kararıyla Kürt kadın mücadelesinin kriminalize edilmesi hedeflenmiştir. 
 
Genç kadınlar fuhşa zorlanıyor
 
Diyarbakır’da ve bölgedeki diğer illerde yer alan kafelerde, gençlerin gittiği mekânlarda uyuşturucu maddeye ulaşmanın kolaylığı, kolluk tarafından sıkı bir denetimin ve özenli bir yaklaşımın olmadığı gözlemlerimiz arasındadır. Kadınlar, flörtle başlayan ve daha sonra tacizle süren tuzaklara düşürülerek, şantaj ve tehditle pazarlanmakta veya uyuşturucu madde verilerek fuhşa zorlanmaktadır. Genç kadınların çeteleşmiş kamu görevlileri tarafından cinsel şiddete maruz kaldıktan sonra sistemin tüm mekanizmaları tarafından görülmediği, duyulmadığı ve yapılan tüm şikâyetlerin takipsizlikle sonuçlandığı bir süreçle, bu kadınlar defalarca şiddete maruz kalmaktadır. Hakaret, tehdit, şantaj, darp edilme, intihara zorlama gibi farklı uygulamalarla kadınlar sindirilmeye ve şikâyetlerini geri çekmeye zorlanmaktadır. Tüm bu şiddet sarmalı bir sistem politikası olarak iyice açığa çıkmıştır.
 
Kamu görevlileri tarafından özel çaba harcanıyor
 
Hükümetin cinsel istismar ile etkin bir mücadele niyetinde olmadığı ve sürdürülebilir bir çocuk koruma politikası yürütmediği, bu konuda hiçbir çaba, girişim ve vaadinin olmadığını görüyoruz. Diyarbakır ilçelerinde yaşanan ve failin kamu görevlisi olduğu birçok vaka hem basına yansımış hem de mağdurlar tarafından ağ bileşeni kurumlara başvuru yapılmıştır. Bu başvurularda cinsel istismar vakalarının adli mercilere yansımaması için bazı kamu görevlileri tarafından özel çaba harcandığı belirlenmiştir. 
 
Şiddet sağlık alanlarında da açığa çıkmış durumda
 
Şiddetin sağlık alanında açığa çıkan boyutlarında şiddete maruz kalanın hekim ile karşılaşmadan önce birçok bürokratik işlemden geçirilmiş olduğu bilinmektedir. Diyarbakır'da merkezi hastaneler dışında çoğu ilçe devlet hastanesinde sosyal hizmet uzmanı ve ruh sağlığı uzmanı bulunmadığı için, rapor almak üzere götürülen şiddet mağdurlarının defalarca kez adli işlemlere maruz bırakıldığı ve ikincil travmaların yaşatıldığı gözlemlerimiz arasındadır.  Ayrıca yeni dönemde okulların açılmasıyla beraber hem okul idarelerinin hem de okul ortamındaki erkeklerin, kadın emekçilere yönelik mobingleri artmış bu durum daha da görünür olmuştur.
 
Kadına ve LGBTİ+lara yönelik şiddete karşı gittikçe derinleşen cezasızlık politikasına, kadın aktivistlere dönük operasyonlara ve haksız gözaltı uygulamalarına, şiddetle mücadelede yasal düzenlemelerin uygulamasındaki eksiklik ve özensizliklere, medyanın şiddeti normalleştiren ve kanıksayan diline, artan kadın cinayetlerine dair çözüm arayışının olmayışına bu mücadele gününde bir kez daha itiraz ediyoruz.”
 
Ağın hazırladığı raporu ise avukat Songül Argünağa paylaştı. Raporda ki veriler şu şekilde:
 
Diyarbakır ilinde 26 Ekim 2020 ile 15 Kasım 2021 tarihleri arasında;
 
“* Diyarbakır ilinde 11 kadın erkek şiddeti ile hayatını kaybetmiş, 4 kadın ise bu saldırılardan yaralı olarak kurtulmuştur.
 
* Diyarbakır Barosunun CMK(Ceza Muhakemesi Kanunu) verilerine 18 yaş üstü 161 kadın kasten öldürme, yaralama, cinsel saldırı ve cinsel taciz, hakaret, tehdit ve şantaj suçlarının mağduru olmuşlar ve mağdur sıfatı ile adli işlemlere tabi tutulmuşlardır. Ancak bu suçlara maruz kalan kadın ve LGBTİ+ ların oranı bu sayıların çok üstündedir. Zira bu raporda paylaşılan veriler yalnızca Diyarbakır Barosu CMK servisine yansıyan vakalardır.
 
* Diyarbakır Barosu CMK servisine yansıyan olaylarda Diyarbakır ilinde verili tarihler arasında 6 kadının intihara teşebbüs ettiği belirlenmiştir.
 
* 909 kadın boşanma talebi ile ücretsiz avukat temini için Diyarbakır Barosu Adli yardım birimine başvuruda bulunmuştur.
 
* 402 Kadın nafaka davası açabilmek talebi ile ücretsiz avukat temini için  Diyarbakır Barosu Adli yardım birimine başvuruda bulunmuştur.
 
* Diyarbakır Barosu adli yardım birimine başvuru yapan kadınların 965’i değişik türlerde şiddete maruz kaldıklarını bildirmişlerdir. (Psikolojik şiddet 840- Cinsel şiddet 347- Ekonomik şiddet 888- Sosyal şiddet 404-Fiziksel şiddet 952- Sözlü şiddet 965). Başvuru yapan 441 kadın ise hangi şiddet türüne maruz kaldıklarına cevap vermeyen kadınların sayısıdır.
 
* 36 Mülteci kadın şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle kurumlara başvuru yapmıştır. (Psikolojik şiddet 9- Cinsel şiddet 3- Ekonomik şiddet 4- Sosyal şiddet 7-Fiziksel şiddet 4- Sözlü şiddet 9) 
 
* 21 LGBTİ+   şiddete maruz kaldığı gerekçesiyle kurumlara başvuru yapmıştır. (Psikolojik şiddet 6- Cinsel şiddet 1- Sosyal şiddet 4-Fiziksel şiddet 4-Sözlü şiddet 6) 
 
* 168 Kadın kentte bulunan ağ bileşeni derneklere şiddet başvurusunda bulunmuştur.  Bunun yanında 46 kadın cezaevinden başvuru yaparak şiddet başvurusunda bulunmuştur.
 
* 1 Kadın için bileşen kurumlara kayıp bildirimi yapılmıştır.
 
* 970 Kadın Şiddet Önleme ve İzleme Merkezi (ŞÖNİM) aracılığıyla sığınaklara yerleştirilmiştir. Yine ŞÖNİM’lere yansıyan bireysel görüşme ve rehberlik desteği, 183 Alo Şiddet hattı, CİMER başvurusu, Aile içi şiddet vakaları ve danışmanlık hizmeti şeklinde kayıt gören 5373 vaka mevcuttur.
 
* Gözaltına işkence gördüğü gerekçesiyle 23 kadın STK’lara başvuruda bulunmuş, bunun yanında 18 kadın ise tutuklu kaldıkları süreçten sonra sağlık tedbiri için kurumlara başvuru yapmıştır.
 
* 1 Kadın için bileşen kurumlara mobbing başvurusu yapılmıştır.
 
* 3 Kadın için bileşen kurumlara Diyarbakır ili dışından başvuru yapmıştır. 
 
* Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde 70 mahpustan 47’sinin yaşamsal risk taşıyan hastalıklarının olduğu, bu hastalıkların guatr, 3 kişinin kalp, 6 kişinin yüksek tansiyon, 2 kişinin mide, 2 kişinin akciğer, 4 kişinin kanser, 6 kişinin kronik astım, 4 kişinin böbrek, 6 kişinin migren, 2 kişinin bağırsak, 4 kişinin şeker, 8 kişinin ortopedi ve romatoid hastalığının olduğu ve 10 kadının rahminde ve göğsünde kitle olduğu tespit edilmiştir. Bu hastalıklara rağmen beslenme sorunu olduğu yemeklerin karbonhidrat ağırlıklı olduğu ve vejetaryen mahpuslara doktor raporu olmadan yemek getirilmediği tespit edilmiştir.
 
* Diyarbakır Emniyet Müdürlüğü’ ne bağlı kolluk güçlerince gözaltı işlemi uygulanan kadınlara dönük şiddet uygulandığı ve hak ihlalleri yaratıldığı başvurucu kadınlar tarafından beyan edilmiştir.
 
* Yalnızca Diyarbakır ilinde bir yıl içerisinde 2bin 416 kadın ve lgbti+ birey şiddete maruz kaldıkları gerekçesiyle bileşen kurumlara ulaşmıştır. Bu sayılar gerçek şiddet oranlarını yansıtmamaktadır. Zira rapor dışında kalan ve adli makamlara yansımayan olaylar ile hiçbir kuruma yansımamış olaylar bu sayıların dışındadır. Yine Şiddetle Mücadele Ağı olarak 2020 yılına ait raporumuzda bin 841 kadının şiddete maruz kaldığı ancak 2021 yılı için şiddete maruz kalan kadın sayısının 2 bin 416 olduğu ve bu sayılar karşılaştırıldığında şiddetin giderek arttığı açığa çıkmaktadır.”