TJA ve DBP: Tecrit barışın önündeki en büyük engel

  • 19:20 8 Aralık 2021
  • Güncel
İSTANBUL - TJA ve DBP öncülüğünde 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası öncesi tecride dikkat çekmek için gerçekleştirilen açıklamada konuşan DBP Eş Sözcüsü Dilber Demir, tecridin kaldırılması için toplumun her kesimine çağrıda bulundu.
 
Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Haftası öncesi başta İmralı Yüksek Güvenlikli F Tipi Cezaevinde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan ağırlaştırılmış tecrit olmak üzere tüm cezaevlerine uygulanan tecrit politikasına dikkat çekmek için Şirinevlerde bulunan Mahmutbey caddesinde açıklama yaptı. Açıklamaya DBP Eş Sözcüsü Dilber Demir, Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı ve Marmara Tutuklu Hükümlü Aileleriyle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MA-TUAYDER) Eşbaşkanı Nesim Özkan katıldı. "Tecrîd sucê li dijî mirovahîyê ye" pankartının açıldığı açıklamada sık sık "Bijî berxwedana zindana" sloganı atıldı. Açıklamayı DBP Eş Sözcüsü Dilber Demir okudu.
 
‘Tecrit kaldırılsın hasta tutsaklar tahliye edilsin’
 
İlk olarak konuşan HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Erdal Avcı, pandemiyle birlikte hak ihlallerinin daha da arttığını ifade eden, “Tutsaklara ve ailelerine cezaevlerinde daha da ağırlaştırılmış bir süreç yaşatılmakta. Türkiye’nin hazırlanan insan hakları raporlarında en ağır hak ihaleleri uygulamaları sıralamalarında en üstte yer almakta. Başta İmralı olmak üzere tüm cezaevlerinde ağır ihlalleri yaşanmakta ama bu hak ihlallerin içinde en önemli olan hasta tutsaklardır. Ağır hasta tutsaklar hem tahliye edilmiyor hem de tedavi edilmiyor. Bir an önce tecrit kaldırılsın hasta tutsaklar tahliye edilsin” çağrısında bulundu. 
 
‘Yeni normal yaratılmak istenmekte’
 
İnsan hakları haftasına giderken Anayasa Mahkemesi (AYM) kararına rağmen İmralı cezaevinde devam eden tecrit uygulamalarının devam ettirilmesiyle durumun daha da çözümsüz kılınmaya çalışıldığını belirten İstanbul DBP Eş Sözcüsü Dilber Demir, “Pandemi sürecinde cezaevlerindeki işkence ve diğer kötü muamele uygulamalarında büyük bir artış görülmektedir. Salgın gerekçe gösterilerek cezaevlerinde tutsakların zaten kısıtlanmış olan hakları daha da kısıtlanarak, hukuka aykırı yeni bir ‘normal’ düzen yaratılmak istenmektedir. Yaratılmak istenen bu düzenin kadın düşmanı demokrasi ve özgürlük düşmanı savaş politikaların bir sonucu olduğu açıktır. Tüm toplumu saran bu Tecrit politikası toplumu adeta nefessiz bırakmak istemektedir. Kaynakların demokratikleşmeye değil de ranta ve savaş politikalarına ekonomik krizin, tecridin ve çözülmeyen Kürt sorununun sonuçları olarak karşımıza çıkmakta” diye konuştu.
 
‘Tecrit iktidarın barış istemediğinin göstergesidir’
 
Tecridin sadece İmralı ve Kürtler ile sınırlı bir konu olmadığını ifade eden Dilber, tecridin kırılmasının Türkiye’deki sorunların çözümüne giden anahtar konumunda olduğunun altını çizdi. Dilber, “Tecride karşı mücadele yürütmek demokrasiye, hak ve özgürlüklere, kadın mücadelesine ve kazanımlarına sahip çıkmaktır, yoksulluğu, işsizliği ve kölelik düzenini yenmektir. Mutlak tecrit, Türkiye’de toplumsal barışın önündeki en büyük engeldir. Tecrit politikası, iktidarın ve devletin demokrasi ve barış anlayışına sahip olmadığını ortaya koymaktadır. Tecritte ısrar eden AKP-MHP iktidarı, siyasetinin sonucunda halklar ve inançlar birbirine düşman edilmektedir. Kutuplaştırma ve düşmanlaştırma politikaları gündelik hayatımızın bir parçası haline getirilmek istenmektedir. Tecridin sonlandırılması için verilecek mücadele demokratik siyasetin büyümesi birbiri ile doğrudan ilişkilidir” dedi.
 
‘Biz barış dedikçe baskı artıyor’
 
PKK lideri Abdullah Öcalan’ın üzerindeki tecridin sonlandırılması için demokratik muhalefetin örgütlenmesine ve tecridin sonlandırılmasının önemine dikkat çeken Dilber, “Toplumsal sorun alanlarında ne kadar geniş bir mücadele verirsek o kadar tecrit mantığını anlatma alanımız artar. Bizler barış ve demokrasi mücadelesini yükselttikçe saray rejimi daha fazla zor ve baskı yöntemine sarılmaktadır. Sn. Öcalan’a yönelik son 6 aylık avukat ve 3 aylık aile görüş yasağı tam da bu baskı politikalarının yansımasıdır. Tüm vicdan sahibi yurttaşlara, siyasi yapılara, demokratik kitle örgütlerine, derneklere, sendikalara, meslek birliklerine, kadın, gençlik ve çevre örgütlenmelerine; uluslararası kurum/kuruluşlara, CPT’ye mutlak tecridin kaldırılmasına yönelik çaba göstermeleri ve görevlerini yerine getirmeleri çağrısında bulunuyoruz. Gelin hep beraber faşizme karşı sesimizi yükseltelim” diyerek çağrıda bulundu.
 
Dilber Demir’e gerekçesiz GBT uygulaması
 
Açıklamanın ardından polis basın açıklamasını okuyan DBP Eş Sözcüsü Dilber Demir’e hiçbir gerekçe göstermeden ilçe binası önünde GBT uygulaması yapmak istedi. Polisin GBT sorgulaması yapmasının ardından kitle dağıldı.