Gazeteci Bêrîtan Zagros: KDP’ye duyulan rahatsızlık örgütlü tepkiye dönüşmeli

  • 09:02 17 Haziran 2021
  • Güncel
 
Kibriye Evren
 
HABER MERKEZİ - Gazeteci Beritan Zagros, Federe Kürdistan Bölgesi’ndeki partilerin KDP’ye karşı tutumlarını netleştirmesi gerektiğini belirterek, “Çözümü yakından ilgilendiren bu tarihi dönemeçte Kürtler sergileyecekleri tutumla acaba KDP’yi ulusal çizgiye gelmesi için ikna edecekler mi, yoksa KDP ile ilgili bir netleşmeye gidip onu artık bir Kürt gücü olarak kabul etmeyecekler mi?” dedi.
 
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin (TSK), Metîna, Zap ve Avaşîn'e yönelik 23 Nisan'da başlattığı operasyonlar devam ederken, KDP’ye bağlı özel güçlerin HPG’nin bulunduğu bölgelere sevk edildiği 5 Haziran'da, Mahmur Mülteci Kampı Türkiye’ye ait Silahlı İnsansız Hava Araçları (SİHA) tarafından bombalandı. KDP’nin bu tutumunu eleştiren ve güçlerini çekmesi için birçok Kürt oluşumu, siyasi parti, sivil toplum örgütü, aydın, yazar ve sanatçıdan tepki gelmeye devam ediyor.
 
Federe Kürdistan Bölgesi’nde uzun yıllar gazetecilik yapan Beritan Zagros, bölgedeki siyasi gelişmeleri, KDP'nin yaklaşımı ve Türkiye'nin tutumu hakkında ajansımıza konuştu.
 
*5 Haziran günü BM bünyesinde olan Maxmur Mülteci Kampını bombalayan SİHA’ların, Hewlêr’de bulunan MİT üstünden kalktığı öğrenildi. Bunu nasıl değerlendirmek gerekir. KDP bu saldırının neresinde?
 
Güney Kürdistan'da 40'tan fazla büyük Türk askeri üssü var. Şu ana kadar inşa edilen üslerin tamamı Dohuk ve Erbil bölgelerinde bulunuyor. Her iki bölge de hem idari hem de güvenlik açısından KDP güçlerinin kontrolünde. KDP, Kürdistan dağlarında PKK güçlerinin varlığı bahanesiyle Türkiye'yi güneye kaydırdı. Ancak Erbil'in merkezinde PKK üssü yok. İlginçtir ki, hem Erbil havaalanında hem de gerilla güçlerinin bulunmadığı Mesif'te Türk askeri ve istihbarat üsleri var. Bu nedenle Kürdistan Bölgesi'ndeki Türk üslerinin varlığı tehlikelidir. Canları ne zaman ve nerede isterse, Türkiye'den kilometrelerce uzakta, anında ve KDP' ile koordineli olarak saldırabilirler. Tabii ki Maxmur'a yapılan en son ve önceki saldırılar bunu doğruluyor.
 
Onlarsız kuş bile uçamaz
 
Türkiye; KDP, Irak ve İŞİD karşıtı Koalisyon'un bilgisi dışında mülteci kampına giremez. BM ve Amerika'nın yaptığı açıklamalar ikiyüzlülüğün ötesine geçmiyor. Çünkü Kürdistan Bölgesi'nin egemenliği onların elinde. Onlarsız bir kuş uçamaz. Ancak Türk SİHA keşif uçakları her zaman Maxmur, Süleymaniye, Raperin ve Erbil üzerinden uçuyor. BM ve ABD'nin yaptığı açıklamalar gerçeklerden uzak ve onların onay vermesiyle saldırı gerçekleştirildi.
 
KDP’nin Maxmur’a öfkesi
 
MİT'in, PKK'ye yönelik güney operasyonu sırasında  Osman Köse'nin öldürülmesinden kısa bir süre sonra KDP, Maxmur'a ambargo uyguladı. Şimdiye kadar Maxmurlu iki vatandaşın KDP cezaevlerinde hayatını kaybettiği iddia edildi. KDP kamptaki insanlara Kürdistan Özgürlük Hareketi’ne destek verdikleri gerekçesiyle baskı yapıyor. KDP, tüm özel savaş politikalarına, saldırılarına ve istihbaratına rağmen kampı dağıtmayı başaramadı. KDP öfkesini, Türkiye’nin Kürt düşmanlığıyla birleştirerek, Maxmur'u yıldırma yoluyla dağıtmayı amaçlıyor. Özellikle çocukların oyun oynadığı ve okulların hedef alındığı alan, toplumun en zayıf noktasına isabet etmesi, iradesini kırması ve dağıtması demektir. Ancak Kuzey Kürdistan, Botan ve Hakkâri’nin en vatansever bölgelerinden oluşan Maxmur sakinlerinin gerçeğini hala bilmiyorlar. Artan saldırılar ve yaşanan baskılar karşısında halk Önderliğinin ve Kürdistan Özgürlük Hareketi etrafında toplanıyorlar. Dikkat edin farklı bir sonuç almayı umarak her seferinde aynı yöntemi kullanıyorlar.
 
“Dolayısıyla, KDP'nin Zervanî güçlerinin ölümlerine ilişkin yaptığı açıklamada başlangıçta girdikleri haber doğruydu. Ama sonra büyük bir manevra yaparak kendi haberlerini yalanladılar. Bunun nedeni Kürtlerin ortak gündeminin Türk işgali olması, Kürt medyasının işgale karşı gerilla direnişine odaklanmasıydı.”
 
*5 Haziran günü hem Maxmur’a hem de Metîna bölgesinde KDP güçlerine yönelik saldırının aynı zamana denk gelmesini nasıl yorumlamak gerekir. Aynı zamanda Nisan ayında beridir, TSK’nin Federe Kürdistan Bölgesi’nde bulunan Zap, Metîna, Avaşîn bölgelerine saldırılar var. 5 Haziran’daki bu saldırılar tesadüf mü? Bu saldırılarda kimin ne çıkarı var?
 
Elbette bu iki saldırı tek bir merkez tarafından eş zamanlı olarak organize edildi ve gerçekleştirildi. Bu yüzden asla tesadüf değildir. KDP, Metîna’daki gerillalara karşı geniş çaplı bir saldırı başlattı ve Türkiye, insansız hava aracı ve silahlarıyla Maxmur mülteci kampına saldırdı. Kürtler işgale karşı direniyor. Gündemi tamamen değiştirmek için Türk savaş uçaklarının bu iki saldırıyı gerçekleştirmesi gerekiyordu. KDP'nin bu sefer gerillalara saldırısı, KDP'nin zırhlı aracının yukarıdan vurulduğu fikriyle sonuçlandı. Elbette gerilla bölgelerine giden KDP güçleri Türkiye'nin talimatıyla gönderildi ve bu konuda bilgileri vardı.
 
Alanların hepsini satın aldık
 
Dolayısıyla, KDP'nin Zervanî güçlerinin ölümlerine ilişkin yaptığı açıklamada başlangıçta girdikleri haber doğruydu. Ama sonra büyük bir manevra yaparak kendi haberlerini yalanladılar. Bunun nedeni Kürtlerin ortak gündeminin Türk işgali olması, Kürt medyasının işgale karşı gerilla direnişine odaklanmasıydı. Güney ve Kuzey Kürdistan'da yaşanan soykırım nedeniyle tüm gözler KDP yetkililerinin üzerindeydi. Hakan Karaçay, Kürdistan Bölgesi Meclis Başkan Yardımcısı Hêmin Hewrami ile yaptığı görüşmede, "Bütün bu alanların hepsinin sizden satın aldık, itirazları neden engellemiyorsunuz" dedi.
 
KDP Türkiye’yi yenilgiden kurtardı
 
İlk kez Türklerin Güney Kürdistan'ı işgalinden duyulan memnuniyetsizlik ve itiraz toplumun her kesiminden gelerek diğer kesimlerin ulusal gündemiyle bütünleşti. İkincisi, KDP'nin Kürdistan topraklarının satışı için Türkiye ile yaptığı kirli sözleşmelerin deşifre edilmesiydi. Üçüncüsü, Türkiye Avaşîn, Metîna ve Zap'ta sıkışıp kalmış, tam bir yenilgiye uğramış ve hatta Avaşîn'in bazı bölgelerinden çekilmek zorunda kalmıştır. KDP, Türkiye'yi yenilgiden kurtarmak için Kürtlerin zayıf noktasını Kürtlerle Kürt savaşına çevirerek gündeme getirdi.
 
“KDP basının ulusal ve insani olarak, mesleki, etik ve ahlak açısından dibe vurduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yayınladıkları haberleri toplum izliyor. Ancak gündemi manipüle ediyorlar ve halkın dikkatini önemsiz konulara yönlendirmeye çalışıyorlar.”
 
*Tüm bu gelişmeler Federe Kürdistan Bölgesi basınında nasıl yer aldı? Özellikle kimi basın kurumlarında olayları manipüle eden haberler yapılıyor, neden? Gerçek nedir?
 
Diyebiliriz ki, KDP medyası gerilla bölgelerine yönelik KDP saldırısı ile birlikte kullandığı dil, yalan haber ve gerçeği çarpıtma ile Türk faşist medyasını geçmiştir. Yaptıkları haber ile gazetecilik etiğinden uzak, tek yanlı bir habercilikle ve tek bir merkezden yönetilmiştir. Olay soruşturulmadan ve ilgili taraflar açıklama yapmadan, KDP medyası doğrudan PKK'yi suçladı. Burada amaç PKK’yi güney halkı karşısında itibarsızlaştırmaya çalışmaktır. KDP medyası yaptığı haberler ile halkı PKK'ye karşı dolduruşa getirmek istiyor. Fakat şu ana kadar yaptığı haberlerle bunu başaramadı.
 
KDP basını mesleki, ahlaki ve etik olarak dibe vurdu
 
Kanallarında yayınlanan görüntülerin çoğu, konuyla ilgili kamuoyunun ve halkın duruşunu gözler önüne serdi. Yaptıkları haberler ile bu süre zarfında tüm mesleki ve ahlaki ölçüler ihlal edildi. KDP basının ulusal ve insani olarak, mesleki, etik ve ahlak açısından dibe vurduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Yayınladıkları haberleri toplum izliyor. Ancak gündemi manipüle ediyorlar ve halkın dikkatini önemsiz konulara yönlendirmeye çalışıyorlar. Ortaya attıkları yalan haberlerle bölgedeki diğer kurumları yanıltmaya çalışıyorlar. 5 Haziran’dan önce güney basının gündemi Türkiye'nin, Güney Kürdistan Bölgesi'ndeki doğa katliamı ve ağaç kesimi iken, şimdi Zêrevan güçlerinin öldürülmesi arasında kalmış durumda.
 
Bu dönem özgür basın rolünü daha fazla oynamalı
 
Güneydeki özgür medya dışında, diğer partilere bağlı medya kuruluşlarının büyük bir kısmı MİT ve KDP'nin özel savaş çerçevesinde hareket ediyor. Elbette sorumlu davranan bazı medya kuruluşları var ama bunların sayıları hem oldukça az düzeyde hem de istikrarlı değiliz. Bu nedenle diğer muhalefet medyasını doğru ve güçlü bir şekilde bilgilendirmek ve yönlendirmek özgür basının sorumluluğu ve görevi olarak karşımızda duruyor. Bunun içinde çok çalışmak, hız, objektiflik ve profesyonellik gerektiriyor. Bu süreçte Kürtlere karşı yerde her alanda saldırılar var. Ve her yerde seferberlik olduğu için özgür basın rolünü her zamankinden daha fazla oynaması ve doğru gündemi belirleyebilmesi ve özel savaş politikalarına karşı tuzağa düşmemesi gerekiyor.
 
“Çözümü yakından ilgilendiren bu tarihi dönemeçte Kürtler sergileyecekleri tutumla acaba KDP’yi ulusal çizgiye gelmesi için ikna edecekler mi, yoksa KDP ile ilgili bir netleşmeye gidip onu artık bir Kürt gücü olarak kabul etmeyecekler mi?”
 
*Kürdistan bölgesindeki parti, kurum ve şahsiyetlerin tüm bu gelişmelere tepkileri oldu mu?  KDP’ye yönelik çağrıları oldu mu ve bu çağrılara yanıt ne oldu? 
 
Bana göre Güneyli taraflar tehlikenin veya büyük komplonun hala farkında değiller. KDP’ye çağrılar var, ancak bu aşamada çağrılardan daha fazla tutuma ihtiyaç var. Çünkü KDP ne halkı dinliyor ne de siyasi güçlerin çağrılarını dinliyor. İşgalcilere ve uluslararası güçlere sırtını dayayan KDP, bu işgale karşı gelenlere de saldırıyor. Çağrı, bireysel ve parti düzeyinde KDP ve PKK'ye yapılıyor. Her ikisi de tarafsızlık adına eşit muamele görüyor. PKK Türk devletinin işgaline karşı savaşıyor. Fakat bu gerçeklik karşısında KDP güçleri Türk devletini yenilgiden kurtarmak için peşmerge kıyafetleriyle gerilla güçlerine saldırıyor. Bu noktada tüm gözler KDP’ye çevrilmeli ve Kürt halkına yönelik sergilediği bu düşmanca tutumdan vazgeçmesi için kendisine çağrılar yapılmalıdır. Aynı şekilde PKK ve KDP’ye çağrıda bulunarak en uygun dille yaşananların doğru olmadığı, gerilla güçlerinin büyük bir irade ile gece gündüz demeden Güney topraklarını işgale karşı savunduğu belirtildi.
 
Kürt halkı neyi bekliyor?
 
Yaşanan gerçekliği görmezden gelerek, korkak ve çekingen bir şekilde yapılan çağrıların bir anlamı, önemi yoktur. Bu noktada önemli olan şudur; çözümü yakından ilgilendiren bu tarihi dönemeçte Kürtler sergileyecekleri tutumla acaba KDP’yi ulusal çizgiye gelmesi için ikna edecekler mi, yoksa KDP ile ilgili bir netleşmeye gidip onu artık bir Kürt gücü olarak kabul etmeyecekler mi? Ya da; Kürtler, Türk devletine benzer bir tutumla mı KDP’yi ele alacaklar? Bana göre; ulusal çıkarların savunulması noktasında PKK kadar radikal bir tutum sergileyen olmadı. KDP bu noktada herhangi bir tutum içerisinde olmadı ve sergilediği bu tutum doğrultusunda neyi isterse onu yaptı. Kimse de KDP’den hesap sormadı. Öyle ki; Güney topraklarının satılması kalmıştı onu da yaptı. Bu gelişmeler üzerine Kürt halkı doğru ve vicdani temelde KDP’ye radikal bir tepki göstermek için acaba daha neyi bekliyor?
 
“Halk bu yönetimin Güney'e hiçbir fayda sağlayamayacağını biliyor. Ekonomik nedenlerden dolayı şu ana kadar birçok protesto gösterisi gerçekleşti. Bu protesto gösterilerinde birçok genç gerçekleşen silahlı saldırılar sonucu katledildi.”
 
*Son olarak şunu sormak istiyorum; yaşanan son gelişmelere Federe Kürdistan halkının gösterdiği tepki ne düzeyde? Halk gelişmeleri nasıl değerlendiriyor?
 
Bölgesel iktidar özellikle de KDP, Güney Kürdistan’da rezil rüsva olmuş durumda. Petrol ve enerji çalışmalarını rüşvetle yürütüyorlar. Siyasette olduğu gibi hiçbir şey kendilerine ait değil. Güvenlik alanında bir bütün dış güçlere bağlı durumdalar. Halk bu yönetimin Güney'e hiçbir fayda sağlayamayacağını biliyor. Ekonomik nedenlerden dolayı şu ana kadar birçok protesto gösterisi gerçekleşti. Bu protesto gösterilerinde birçok genç gerçekleşen silahlı saldırılar sonucu katledildi. Halkın öfkesi büyük ve güvendikleri tek güç ise Kürt Özgürlük Hareketi’dir. Zaten bu nedenlerden ötürü Güney halkını PKK’ye karşı verilen savaşa katılmaları noktasında ikna edemiyor.
 
Partilere oranla halkın duyarlılık seviyesi daha yüksekte. Örneğin; Daha önce yaşanan ihanet savaşında yaşamını yitiren bir peşmergenin kızı diyor ki; “Babamla gurur duymuyorum.” Yine benzer bir şekilde gözlemcilik yaparken Metîna’da öldürülen bir başka peşmergenin kardeşi ise medyaya çıkıyor ve diyor ki; “düşman şuan mutlu olmuş durumda.” Özetle; tüm halk bu şekilde düşünüyor ve KDP’nin işgalci güçlerle olan işbirliğinden oldukça rahatsız. Fakat eğer duyulan bu rahatsızlık eğer örgütlü büyük bir iradeye dönüşemezse, etkisiz kalacaktır. Halkta oluşan bu tepki ve rahatsızlık örgütlü bir temelde yönetilmeli ve değerlendirilmelidir.