2012 açlık grevi: Darbenin 30’uncu yılında çözüme ilk adım

  • 09:02 12 Eylül 2021
  • Güncel
 
Habibe Eren
 
İSTANBUL - 1982 yılında Diyarbakır Cezaevi’nde başlatılan açlık grevi eyleminden 30 yıl sonra 12 Eylül 2012’de tutsaklar başta PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecrit olmak üzere kimi talepler için açlık grevine girdi. 68 gün süren eylem sonrası müzakere sürecine adım atılsa da gelinen aşamada aynı talepler için tutsaklar bir kez daha açlık grevinde.
 
Kürtlerin siyasi tarihinde açlık grevi ilk olarak 1982 yılında Diyarbakır Cezaevi’nde başlatıldı. PKK saflarında yer alan Ali Erek, 20 Nisan 1981'de “zorla besleme” sonucu hayatını kaybederken, PKK öncü kadrolarından Kemal Pir, Hayri Durmuş, Akif Yılmaz ve Ali Çiçek, 17 Eylül 1982 günü yaşamını yitirdi. Yine aynı cezaevinde, 1984 yılı başında ve 54 gün süren açlık grevinde Orhan Keskin ve Cemal Arat yaşamını yitirdi. 12 Eylül 2012 yılında askeri darbenin yıl dönümünde açlık grevleri 30 yıl sonra tekrar bir direniş yöntemi olarak hayat buldu. Askeri darbenin yıl dönümünde başlatılan ve 68 günün sonunda son bulan açlık grevleri PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridin sona erdirilerek, sağlık, güvenlik ve özgür hareket etme koşullarının sağlanması, mahkemelerde anadilde savunma ve eğitim öğretim hakkının kabul edilmesine yönelik talepleri içeriyordu.
 
68 tutsak ile başladı 10 bine ulaştı
 
İlk gün 68 tutsak ile başlayan eylemde sayı 5 Kasım günü 10 bine ulaştı. İçerideki açlık grevine destek vermek için dışarıda da sayısız protesto gösterisi yapıldı ve hemen hemen hepsine saldırılar gerçekleştirildi. Aralarında milletvekillerinin bulunduğu açlık grevine destek çadırları ve stantlar kaldırıldı. Ancak buna rağmen açlık grevinin sürdüğü dönem boyunca Kürt illerinden Batı’ya kadar her yerde eylemler ve tepkiler devam etti.
 
İnsan Hakları Derneği (İHD) verilerine göre 2012 yılında açlık grevinde yaşanan ihlallerin bazıları şöyle:
 
* 23 Ekim 2012’de, İstanbul’un Esenyurt İlçesi’nden Silivri (İstanbul) Ceza İnfaz Kurumu’na ve Tekirdağ F Tipi Cezaevi’ne doğru yürüyüş yapmak isteyen gruba biber gazlarıyla müdahale eden polis ekipleri 5 kişiyi gözaltına aldı, müdahale sırasında en az 2 kişi de yaralandı. Müdahalenin ardından yürüyüşe devam eden gruba Büyükçekmece İlçesi’nde aşırı sağcı bir grup yaklaşık bir saat boyunca taş, soda şişesi, sopalar ve molozlarla saldırdı.
 
* 24 Ekim 2012’de Açlık grevinin sürdüğü cezaevlerinden Bakırköy Kadın Cezaevi önünde destek amaçlı yapılmak istenen açlık grevi eylemine polis ekiplerinin müdahale etmesi sonucu 6 kişi yaralandı. Polis barikatını aşan BDP İstanbul milletvekili Sebahat Tuncel ve BDP üyesi 2 kişi ise açlık grevine başladı.
 
* 27 Ekim 2012’de, Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde Musa Anter Parkı’nda açlık grevlerine destek vermek amacıyla kurulmak istenen çadıra polis ekipleri gaz bombalarıyla müdahale etti.  Müdahale sonunda gazdan etkilenen BDP Mardin İl Eş Başkanı Sihem Elveren Alp baygınlık geçirmesi nedeniyle hastaneye kaldırıldı.
 
* 27 Ekim 2012’de Halkların Demokratik Kongresi’nin İstanbul’un Sultangazi İlçesi’ne bağlı Gazi Mahallesi’nde, destek amaçlı açlık grevi yapmak için kurmak istediği çadıra müdahale eden polis ekipleri 3 kişiyi gözaltına aldı.
 
* 28 Ekim 2012’de Mardin’in Mazıdağı İlçesi’nde, cezaevlerindeki açlık grevlerine destek amacıyla AKP İlçe Başkanlığı binasına yürümek isteyen gruba müdahale eden polis ekiplerinin gerçek mermilerle havaya ateş açtığı olaylar sırasında, BDP İl Genel Meclis üyesi Emanet Eneş, başına isabet eden bir mermiyle ağır yaralandı.
 
* 28 Ekim 2012’de Bursa’nın Yıldırım İlçesi’nde AKP Yıldırım İlçe Başkanlığı binasına siyah çelenk bırakmak isteyen gruba polis ekiplerinin müdahale etmesinin ardından ırkçı bir grup silahlı, taşlı ve sopalı saldırı gerçekleştirdi. Saldırıda atılan taşlardan dolayı çok sayıda kişinin yaralandı.
 
* 28 Ekim 2012’de İzmir’de BDP Karabağlar İlçe Örgütü’nün kurduğu çadıra müdahale eden polis ekipleri 22 kişiyi gözaltına aldı.
 
* 28 Ekim 2012’de Mardin’in Mazıdağı İlçesi’nde AKP İlçe Başkanlığı binasına yürümek isteyen gruba müdahale eden polis ekiplerinin gerçek mermilerle havaya ateş açtığı olayların ardından gözaltına alınan 2 kişiden Hamdullah Özkan 30 Ekim 2012’de tutuklandı.
 
* 28 Ekim 2012’de Bursa’nın Yıldırım İlçesi’nde AKP Yıldırım İlçe Başkanlığı binasına siyah çelenk bırakmak isteyen gruba ırkçı grupların saldırmasının ardından ilçede gerginlik devam etti. 30 Ekim 2012’de açlık grevine destek verenlere ırkçı grupların yeniden saldırması sonucu bir kişi silahla başından yaralandı. Olayların sonunda 3 kişinin yaralandığı, 4 kişinin gözaltına alındığı, saldırılara polis ekiplerinin müdahale edememesi üzerine ilçeye takviye jandarma ekipleri gönderildi.
 
* 30 Ekim 2012’de Diyarbakır Valiliği’nin kentte yapılması planlanan her türlü basın açıklaması, gösteri, yürüyüş ile benzeri eylemlerin yasaklandığını açıklamasının ardından cezaevinin önü ve çevresi, polis araçları ve çevik kuvvet polis ekipleri tarafından abluka altına alındı. Cezaevine çıkan sokakları da kapatan polis ekipleri, hiç kimsenin cezaevi önünde toplanmasına izin vermedi ve gün sonunda toplam 56 kişiyi gözaltına aldı. Olayların sonunda en az 3 kişi yaralandı.
 
* 30 Ekim 2012’de Mardin’in Nusaybin İlçesi’nde Newroz kutlamalarının yapıldığı alana 3 koldan yürüyüşe geçen gruplara polis ekiplerinin müdahale etmesi sonucu Burhan Bilgiç adlı kişi gözüne gaz bombası kapsülü isabet etmesiyle ağır yaralandı.
 
* 30 Ekim 2012’de Mardin’in Kızıltepe İlçesi’nde Mehmet Sincar Parkı’nda kurulan açlık grevi çadırında bulunanlara gaz bombalarıyla müdahale eden polis ekipleri çadıra da el koydu.
 
* 30 Ekim 2012’de İstanbul’un Şişli İlçesi’ne bağlı Okmeydanı Semti’nde, açlık grevi eylemlerine destek vermek için bir araya gelen Barış Anneleri İnisiyatifi üyeleri ile BDP üyelerine de müdahale eden polis ekipleri, milletvekillerinin bölgeden ayrılmalarının ardından Sibel Yalçın (Fatma Girik) Parkı’nda kurulan çadıra gaz bombası attı ve basınçlı su sıktı. Müdahalede 10 kişinin yaralandı. Eylem yapmak isteyen 10 kişilik bir grup ise çevrede bulunan esnafın linç girişimine maruz kaldı.
 
* 2 Kasım 2012’de Pamukkale Üniversitesi’nde (Denizli) cezaevlerinde açlık grevlerine destek amacıyla düzenlenen eyleme müdahale eden polis ekipleri 91 öğrenciyi gözaltına aldı.
 
* 2 Kasım 2012’de, Edirne’de cezaevlerindeki açlık grevlerine destek vermek için yürüyüş yapmak isteyen Trakya Üniversitesi öğrencilerinin ve Halkların Demokratik Kongresi üyelerinin oluşturduğu gruba polis ekiplerinin biber gazlarıyla müdahale etmesi sonucu çok sayıda kişinin biber gazından etkilenerek fenalaştığı, bir kişinin de başından yaralandığı öğrenildi.
 
* 2 Kasım 2012’de Mersin’in Tarsus İlçesi’nde 30 Ekim 2012’de gözaltına alınan 4 kişiden 3’ü tutuklandı.
 
* 3 Kasım 2012’de İstanbul’un Şişli İlçesi’ne bağlı Okmeydanı Semti’nde 30 Ekim 2012’de BDP’nin çağrısıyla düzenlenen eyleme müdahale eden polis ekiplerinin gözaltına aldığı 19 kişiden 12’si “yasadışı örgüt üyesi oldukları” suçlamasıyla tutuklandı.
 
18 Kasım’da eylem sonlandırıldı
 
Açlık grevleri devam ederken 1 Kasım 2012 tarihinde TBMM İnsan Hakları Meclis Araştırma Komisyonu bünyesinde oluşturulan Cezaevleri Alt Komisyonu açlık grevine giren bazı tutsak ve hükümlüler ile görüştü. CHP oluşturduğu bir komisyonla cezaevlerini ziyaret etti. 17 Kasım 2012 tarihinde kardeşi Mehmet Öcalan İmralı adasında Abdullah Öcalan ile görüştü ve Abdullah Öcalan'ın açlık grevlerine son verilmesini istediğini belirtti. Bunun üzerine açlık grevindeki tutsaklar, 68’inci günde yani 18 Kasım 2012 tarihinde PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın çağrısıyla eylemlerine son verdi. 
 
Abdullah Öcalan: Eylem yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır
 
İmralı Adası’na giden heyetin görüşmesi ardından PKK Lideri Abdullah Öcalan açlık grevlerini sonlandırma çağrısı yaptı. Çağrıda, “Açlık grevine girenler dışarıdakilerin yapması gereken işi ve sorumluluğu kendi üzerlerine almışlardır. Dışarıdakiler, kendi görev ve sorumluluklarını zaten zor şartlarda olan, hasta olan, dört duvar arasındaki tutsaklara yüklemesinler. Açlık grevi eylem tarzı olarak genel itibariyle doğru bulmamakla birlikte, açlık grevleri yapılacaksa bile içeridekilerin değil dışarısının yapması gerekir. Açlık grevi eylemi çok anlamlıdır. Bu eylem yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır. Hiçbir tereddütte kalmadan, bir an önce açlık grevine son versinler. Buradan açlık grevindeki herkese özellikle birinci ve ikinci gruptakilere tek tek selamlarımı söylüyorum” dedi. 
 
KCK: Bundan sonra sorumluluk devlet ve hükümette
 
Abdullah Öcalan’ın çağrısı üzerine tutsakların açlık grevlerine son vermesine ilişkin açıklamada bulunan KCK de “Bizde hareket olarak Reber Apo'nun bu çağrısına tam olarak uyacağımızı belirtiyor ve bu temelde direnişte olan tüm yoldaşlarımızın eylemlerine son vermesini istiyoruz” dedi. “Direniş, yerini bulmuş ve amacına ulaşmıştır” diyen KCK, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın bir kez daha çözümden yana iradesini ortaya koyduğunu, bundan sonra sorumluluğun devlet ve hükümette olduğunu kaydetti.
 
Cezaevlerinde başlatılan eylem süreci boyunca çoğu kez PKK’li ve KCK’li tutuklu ve hükümlüler adına açıklama yapan Deniz Kaya ise Abdullah Öcalan’ın çağrısını esas alarak eylemi sonlandırdıklarını duyurdu. Deniz, bundan sonraki dönemde Abdullah Öcalan’a yaklaşım ve müzakere sürecinin somutluk kazanması gibi temel konuların takipçisi olacaklarını belirtti.
 
Talepler sahiplenildi
 
Dönemin Barış ve Demokrasi Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Gültan Kışanak, gelinen noktayı "dokunulmazlıkların kaldırılması için yürütülen siyaseti açlık grevi döneminde ortaya çıkan çözüm ve müzakere ortamının arka plana atılması için bir adım olarak görüyoruz" sözleriyle yorumladı. Gültan, Türkiye demokratik kamuoyunun geniş kesimlerinin açlık grevleri sırasında gündeme getirilen talepleri ve PKK Lideri Abdullah Öcalan'a uygulanan tecridin son bulması taleplerini sahiplendiğini vurguladı.
 
BDP heyeti İmralı’ya gitti
 
2012 yılında başlatılan açlık grevlerinin en önemli sonuçlarından biri hükümet ve PKK arasında müzakere görüşmelerinin başlaması oldu. Eylemler sonucunda, 3 Ocak 2013'te BDP milletvekilleri Ahmet Türk ve Ayla Akat Ata, İmralı Adası'na giderek Abdullah Öcalan'la görüştü. Bu ilk görüşmeden sonra Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve devlet heyeti, 5 Nisan 2015 tarihine kadar "çözüm süreci" adı altında İmralı'ya giderek Abdullah Öcalan'la görüşmeler yaptı. 28 Şubat 2015'te çözüm sürecini yürüten İmralı heyeti ve devlet yetkilileri tarafından PKK Lideri Abdullah Öcalan tarafından kaleme alınan 10 Maddelik “Dolmabahçe Mutabakatı”nın okunması ile hayat buldu. Türkiye’nin en temel sorunu haline gelen Kürt sorununu çözmeyi ve Türkiye’nin demokratikleşmesini hedefleyen mutabakat daha sonra hükümet yetkilileri tarafından inkar edildi. 5 Nisan 2015 tarihinde İmralı Heyetinin İmralı Adası’nda Abdullah Öcalan ile son kez görüşmesi ve aynı gün “İç Güvenlik Paketi” diye tanımlanan yasanın yürürlüğe girmesi ile Türkiye kısa süreli demokratikleşme dönemini kapatıp yeniden otoriterleşmeye giden döneme tekrar adım attı.
 
2015 yılından bu yana hükümetin geri adım atması ve çözüm sürecinin bozulması ile birlikte süreç çatışmalı hale evirildi. Son 6 yılda baskının ve otoriterleşmenin yanı sıra Kürtlere ve Kürtlerin temsilcilerine yönelik “soykırım ” konsepti devreye kondu. Tüm bu gelişmelerin yanı sıra PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit derinleştirilerek savaş siyasetinde ısrarcı olundu. Abdullah Öcalan’ın İmralı’ya konulduğu 1999’dan bugüne kadar avukatların yaptığı bin 817 başvurudan yalnızca 442’si kabul edildi. Bu başvurulardan 437’si ise 2011 yılından öncesine ait. 2011’den bu güne ise, Abdullah Öcalan avukatlarıyla sadece 5 kez görüştürüldü. Tecridin derinleşmesi tutsakların tekrar açlık grevleri eylemine başvurmasına neden oldu.
 
2012 yılından bu yana PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecride karşı 2016, 2018-19 ve en son 27 Kasım 2020 yılında açlık grevi eylemi yapıldı. PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecride ve cezaevlerinde devam eden hak ihlallerine karşı 27 Kasım’da başlatılan süresiz- dönüşümlü açlık grevi ise 288’inci gününde devam ediyor.
 
2018 açlık grevi
 
PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecrit ağırlaştırılarak sürdürüldüğü 8 Kasım 2018’de, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı ve Hakkari Milletvekili Leyla Güven, tutuklu bulunduğu Diyarbakır E Tipi Kapalı Cezaevi’nde süresiz dönüşümsüz açlık grevi eylemi başlattı. Leyla’nın ardından cezaevlerinde 16 Aralık’ta ve 1 Mart itibariyle tüm cezaevlerine yayılan eyleme, Federe Kürdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentinde HDP üyesi Nasır Yağız ve Mahmur Kampı'nda Fadile Tok, Strasburg’da 14 kişi, Galler’de İmam Şiş ve Germiyan’a bağlı Kelar ilçesinde Herêm Mahmud da katıldı.
 
HDP milletvekilleri Dersim Dağ, Tayip Temel ve Murat Sarısaç da partilerinin Diyarbakır İl Örgütü binasında 3 Mart 2019’da açlık grevi eylemine dahil oldu.
 
Taleplerin karşılanmaması üzerine farklı cezaevlerinde bulunan 15 tutsak, aynı taleple 30 Nisan 2019’da ölüm orucu eylemi başlattı. Yine farklı cezaevlerinde bulunan 15 tutsak daha 10 Mayıs’ta ölüm orucu eylemine katıldı.
 
Yaşamını yitirenler
 
Açlık grevi eylemleri yayılarak devam ederken, Almanya’nın Krefeld kentinde 20 Şubat’ta mahkeme önünde bedenini ateşe veren Uğur Şakar, tedavi gördüğü hastanede 22 Mart’ta yaşamını yitirdi. Cezaevlerinde ise tecridi protesto etmek amacıyla Zülküf Gezen (33) 17 Mart'ta Tekirdağ 2 Nolu F Tipi Cezaevi'nde, Ayten Beçet (24) 23 Mart'ta Gebze Kadın Kapalı Cezaevi'nde, Zehra Sağlam (23) 24 Mart'ta Oltu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Medya Çınar (24) 25 Mart'ta Mardin E Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Yonca Akici 9 Mart’ta Şakran Kadın Kapalı Cezaevi’nde, Siraç Yüksek 2 Nisan’da Osmaniye 2 No'lu T Tipi Kapalı Cezaevi'nde, Mahsum Pamay ise 5 Nisan’da Elazığ 1 No'lu Yüksek Güvenlikli Cezaevi'nde yaşamına son verdi.
 
Leyla Güven öncülüğünde başlatılan ve 200 gün süren eylemler sonucunda Abdullah Öcalan'ın avukatları, 8 yıl aradan sonra 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde müvekkilleriyle görüşme sağladı. Abdullah Öcalan'ın çağrısı üzerine 26 Mayıs'ta açlık grevi ve ölüm orucu sona erdi.
 
Türkiye siyasi tarihinde de binlerce politik tutsak tarafından belirli dönemlerde başvurulan eylem biçimlerinden biri olan açlık grevleri, her dönem aynı talepler çerçevesinde başlasa da, iktidar tarafından farklı baskı mekanizmaları ile bastırılmaya çalışılıyor.
 
Gelinen aşamada 300 güne yaklaşan açlık grevi eylemine karşı hala hükümet yetkilileri tarafından bir adım atılmadı.